Bosna Hersek'in Srebrenitsa kentinden Filistin'e destek amacıyla yola çıkan ve 20 ülkeden aktivistin katıldığı Uluslararası Filistin Konvoyu, Irak İbrahim Halil Sınır Kapısı'nda beklemeye devam ediyor.

11 Ağustos'tan bu yana sınır kapısının önünde bekleyen aktivistler, tampon bölgede bulunan köprü üstünde çadır kurdu. Günlük yemek ihtiyaçları STK'lar tarafından karşılanan konvoy için Şırnak Valiliğince seyyar banyo ve lavabo kurulacağı ifade edildi.

İLKHA muhabirine gelişmeleri aktaran konvoy yetkilileri, önceden her türlü kolaylık sözü verildiğini ancak sonradan merkezi talimatla engellendiklerini ifade ettiler.

'Engelin arkasında israil baskısı var. Kapıyı açsınlar, biz geçelim gerçek düşmanla muhatap olalım'

Geri dönmeye niyetlerinin olmadığını ifade eden Filistin Konvoyu Yönetim Kurulu üyesi Alparslan Arslan, 'Şu an burası Halil İbrahim Sınır Kapısı, Habur'u geçtik bu tarafta engelleniyoruz. Bize söylenen merkez hükümetin bize izin vermediği ve merkez hükümetle anlaşırsak buradan geçebileceğimiz üzerine. Ama biz daha öte aslında bu işin arkasında israil olduğunu biliyoruz. israil baskısının bölge mazlum coğrafyaları köşeye sıkıştırdığını ve baskıladığını, zorladığını biliyoruz. Onun için biz burada israilin engellemelerini aşmak için sabırla bekliyoruz. Bölge ülkelerinin de bu işe malzeme olmalarını, unsur olmalarını istemiyoruz. Çünkü hepimiz aynı yolun yolcusuyuz. Hepimiz Filistin davası konusunda hemfikiriz, Filistinli kardeşlerimizin derdiyle dertlenen insanlarız. Ama buradaki kardeşlerimizin, sınırdaki bizi engel olan kardeşlerimizle oturup konuştuğumuz zaman aynı şeyleri konuşuyoruz ama kendilerinin de bu noktada engellendikleri üzerinde bir söylemleri var. Bunu sabırla bekliyoruz. Şu güneş altında asfalt alev alev, 55 derece, hava 41 derece. Yani şurada şu nehirden su alıp başımıza dökerek rahatlıyoruz. Allah razı olsun, yine bir valimiz şu an bir banyo duş, sistem kurduruyor, biraz rahatlayacağız inşallah. Kızılayımız çeşitli içecek, yiyecek yerimize getiriyor. STK'larımız sağ olsunlar, onlar da gıda ihtiyaçlarımızı, yemek ihtiyaçlarımızı görüyorlar, o anlamda sıkıntımız yok. Biz burada günlerce, aylarca bekleyebiliriz, o noktada bir sıkıntımız yok. Biz illaki ve illaki kardeşlerimizle Batı Şeria'da buluşmak üzere niyetliyiz. Burada 313 Türkiye vatandaşı, 37 yabancı uyruklu kardeşimiz var. 313'te önemli bir rakam, Bedir Savaşı'ndaki Bedir ehlinin de sayısı, bu anlamda da bu rakamı önemsiyoruz. Bütün dünyadan toplanmış gelmiş, 350 insan burada aynı niyetle son noktaya kadar sabredebilecek arkadaşlar ve hiçbir şekilde de geri dönme niyetimiz yok.' diye konuştu.

'Filistin Konvoyunun hedefi Srebrenitsa katliamından, soykırımından, Gazze soykırımına kadar durumda temalı bir yolculuk'

Amaçlarının Batı Şeria'ya gitmek olduğunu ifade eden Arslan, 'Ama nereye kadar bu kadar sakin olunur, nereye kadar işte rahat olunur, bunlar biraz arkadaşların gidişatla veya yetkililerin bize vereceği cevaba göre değişecek. Ama şu an sabırla bekliyoruz, bu sıkıntıları çekiyoruz. Yetkililerden de yani bu karşı taraftaki kapıdaki yetkililerden artık kapıyı açmalarını ve bizim geçip gerçek düşmanla muhatap olmamız gerektiğini söylüyoruz. Bizi kendileriyle bu anlamda kötü yapmasınlar çünkü bu mazlum coğrafyanın halkı, biliyoruz ki onlar da aynı taraftayız, karşı karşıya da gelmek istemiyoruz. Bizi bıraksınlar biz geçelim, Irak'tan sonra Ürdün'e geçelim. Ürdün'de yine beş altı milyon Filistinli kardeşimiz var, onlarla kucaklaşalım, oradan Batı Şeria'ya varalım, Ramallah'a girelim, Ramallah'ta yardımlarımızı götürelim, Filistinli kardeşlerimizle kucaklaşalım, orda Mescid-i Aksa'mızda namaz kılalım. Gazze biraz sakinleşti ya Batı Şeria'yı da aynı şekilde zorluyor. Batı Şeria'daki bu zulmü bir nebze azaltabilirsek, hatta tamamen yok edebilirsek ne mutlu bize. Bu misyonun hedefi, yani Filistin Konvoyunun hedefi Srebrenitsa katliamından, soykırımından, Gazze soykırımına kadar durumda temalı bir yolculuk. Biz bu iki yolculuğu, iki katliam noktasını birleştiriyoruz ve diyoruz ki bütün dünya zalimlerine karşı bu coğrafyanın insanları, bütün vicdanlı insanlar bu zulmü durdurabiliriz. Sivil insanlarız, herhangi bir çakı dahi elimizde bulunmamaktadır. Sivil olarak, sivilin gücünü biliyoruz ve bütün dünya halklarının israile karşı nasıl nefret edebildiklerini biliyoruz. Biz bunun taşıyıcısı ve vesilesiyiz. Bu vicdanları gerek yerinde bize destek verenlerle gerek bu yolculuğa katılanlarla birlikte biz bu vicdanı teslim etmeye gidiyoruz, kardeşlerimle kucaklaşmaya gidiyoruz inşallah. Bunu başaracağız, bu azim bizde var.' dedi.

'Irak'a girdikten sonra ta Ürdün sınırına kadar bizlere yardımcı olacak olacaklarını söylediler'

Filistin Konvoyu saha sorumlusu Mehmet Ali Parlak, 'Şanlıurfa Siverekliyim ve Filistin Konvoyunun şu anda hem saha sorumluluğunu hem de yönetim kurulu üyeliğini yapıyorum. Daha önceden yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde gerek Bağdat yönetimi gerekse Kuzey Irak yönetimiyle ilgili yapmış olduğumuz görüşmelerde her türlü kolaylığın sağlanması gerektiğiyle ilgili. Gerek Türk Konsolosluğu ile Erbil'de görüşmüş olduğumuz ve kendileriyle yapmış olduğumuz yüz yüze görüşme neticesinde yardımcı olacaklarını söylemişlerdi. Bizden isim listesi istediler, araçlarımızın plakasını istediler. Bizler plakalarımızı verdik, kişi sayısını, isim listesini verdik. Bunun da sebebi en azından geldiğinizde sizi kapıda herhangi bir bekletmeme adına sizlerin geçişinizle ilgili yardımcı olacaklarını bizlere söylediler ve hatta şunu söyleyim, içeri girdikten sonra ta Ürdün sınırına kadar bizlere yardımcı olacak olacaklarını söylediler. Ama bu işin aması var. Daha önceden şimdi bizim malumumuz bir ambulansımız var. O ambulans Avusturya'dan yola çıktıktan sonra Yunanistan üzerinden Türkiye sınırlarına girdi ve Türkiye sınırlarına girdikten sonra Habur Sınır Kapısı'ndan içeri girdi. Arkadaşlara, ambulansın işleri biraz uzun sürüyor, ambulansımız önceden gelsin, daha sonra da aktivistlerimiz gelsin. Dünyanın dört bir tarafından gelmiş olan kardeşlerimiz vardı. Ambulans içeri girdikten sonra her ne hikmetse buradaki birinci gümrük yetkilisi sorumlusu kardeşimiz tamam dedi, fakat müdür yardımcısı maalesef buna müsaade etmedi.' diye konuştu.

'Türk Dışişleri Bakanlığına, gerek buradaki milletvekilleri, bakanlarla yapmış olduğumuz görüşmelerde bizlere yardımcı olunacakları söylendi'

Mardin'de elektrik direğine çarpan motosiklet sürücü hayatını kaybetti
Mardin'de elektrik direğine çarpan motosiklet sürücü hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Srebrenitsa soykırımından Filistin soykırımına yolculuk ettiklerini ve barışçıl bir eylemde olduklarını ifade eden Parlak , 'Bizim 6 tane otobüsümüz var. Bu 6 otobüsle birlikte bizim yaklaşık olarak 10 tane aracımız vardı. Bunlardan dördü geçti, fakat bizim otobüslerimize sıra gelince, otobüslerin bir kısmının yarıya kadar olan kardeşlerimiz işlemlerini hemen yaptıktan sonra maalesef geçiş iznine müsaade edilmedi. Şimdi burada şunu söylediler, biraz da işi yokuşa sürünce, yönetim kurulu başkanımız Cengiz Aslan kardeşimiz, Hakan Şimşek kardeşimiz ve Alpaslan Arslan kardeşimizle birlikte hep beraber toplandık ve yetkililerle yapmış olduğumuz görüşme, istişare neticesinde kesinlikle buraya herhangi bir taşkınlık yapmaya, herhangi bir siyasi veya siyasal herhangi bir şeyimiz olmadığını, sadece insancıl ve barışçıl bir şekilde geldiğimizi ifade ettik. Şimdi bizlere şöyle dediler: 'Sizin vizeleriniz yok, vizeleriniz olmadığından dolayı siz geçiş yapamazsınız.' Fakat bu işin bilincindeydik. Daha önceden mesela bizde yeşil pasaportlar, 50 yaş üzeri olanlar ve vizesi olan kardeşlerimiz normalde sınır geçişlerle ilgili herhangi bir sorunlarının, sıkıntılarının olmadığını söylediler. Şimdi burada tabiri caizse yanlış yaptıklarını anlayınca gerisin geri adım attılar ve bizlere dediler ki: 'Merkezi yönetimin bizlere almayın diye bir talimatı var.' Bizler yine tekrar gerek Türk Dışişleri Bakanlığına gerek buradaki milletvekilleri, bakanlarla yapmış olduğumuz görüşmelerde bizlere yardımcı olunacakları söylendi. Fakat malumunuz, kardeşlerimiz Türk tarafını geçtikten sonra tampon bölgedeler ve bu 55 derecelik sıcaklık altında şu anda kardeşlerimiz beklemektedirler. Bizim herhangi bir siyasi veya şiddet içerikli olan şeyimiz yok. Tamamıyla sivil bir aktivizmle, Bosna'dan yola çıkarken Srebrenitsa soykırımından hareketle, soykırım temasıyla yola çıkarken şunu söyledik ve dedik ki bizler Srebrenitsa'da 1992'de bir katliam yapılmıştı, ikinci katliamın yapılmış olduğu bölgeye doğru yol alırken yaklaşık beş bin kilometrelik bir rotamız vardı.' ifadelerini kullandı.

'Herhangi bir yasal eksikliğimiz de yok, vizelerimiz hepsi tamam'

Konvoya Bingöl'den katıldığını belirten Şefik Börü, 'Elhamdülillah her ilden sıkıntısız bir şekilde geçtik, üç dört ülkeden geçtik, hiçbir sıkıntı yaşamadık, burada Irak merkezi hükümeti tarafından durdurulduk. Sonuçta burada kuzey Irak bölgesel yönetimi de merkezi Bağdat yönetimine bağlı olduğu için onlardan bağımsız hareket edemiyorlar. Onların izin vermediklerini söylediler. Herhangi bir yasal eksikliğimiz de yok, vizelerimiz hepsi tamam, tüm eksiklikleri gidermemize rağmen şu an burada hukuksuz bir şekilde bekletiliyoruz.' şeklinde konuştu.

'Filistin'in sesi olmaktan başka hiçbir şey istemiyoruz'

Lübnanlı olan Maria Mühittin, 'Buradan Irak'a geçiyoruz, sonra da Ürdün'e, Ürdün'den Batı Şeria'ya inşallah. Durumlar burada zor olsa da biz buradayız çünkü biz Gazze'nin ve Filistin'in sesini duyurabilmek için buradayız. Onlar bizden daha çok zor şartlar yaşıyorlar, savaş yaşıyorlar, 2 buçuk yıldır çok zor şartlarda yer alıyorlar. Şehitlerimiz var, her gün şehitler veriyoruz. Bu yüzden bizim burada yaşadığımız şeyler hiç de sıkıntı değil, zor bile olsa biz bunu idare edebilecek, halledebilecek durumdayız inşallah. Zorluğa rağmen devam ediyoruz. Çünkü onlar bize sorumluluk yüklediler, biz onlara çok şey borçluyuz, bu yüzden yollardayız inşallah. Elimizden geleni yapacağız. Filistin'in sesi olmaktan başka hiçbir şey istemiyoruz. Onlara bu dünyada hâlâ onlara inanan, onların arkasında duran birileri var olduğunu bilirlerse bizim için yeterli. Elimizden geleni yapıyoruz inşallah, onlara kadar varacağız, onlara kavuşacağız ve inşallah gelen günler çok daha iyi olacak.' ifadelerine yer verdi.

'Biz sonuçtan mesul değiliz, biz seferden mesulüz'

Konvoya Adana'dan katılan Abdullah Sevim, 'Bosna-Hersek'ten, Arnavutluk'tan, Karadağ'dan ve Yunanistan'dan geçip de şurada beklemek gerçekten içimizi acıtıyor. Rabbim Teâlâ bir an önce ümmete birlik ve dirlik nasip etsin. Biz Gazze'li çocukların sesi olmaya devam ediyoruz. Bazen sorular geliyor? 'Geri dönecek misiniz?' 55 derece değil, 75 derece sıcakta olsa, yani o etlerimiz lime lime de olsa, o babaların çocuklarının parçalanmış bedenlerini poşete topladıklarını gördüğümüz zaman biz yerimizde duramıyoruz. Ben bir eğitimciyim, öğretmenim. Biz sonuçtan mesul değiliz, biz seferden mesulüz. Bundan dolayı biz bu insaniyeti, bu İslamiyet'i göstermekle mükellefiz diye düşünüyoruz. Ne zaman döneceksiniz? diyorlar, sonuna kadar.' diye konuştu. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA