Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun temsilcisi ve vatandaş katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklamasında yapılan konuşmalar ve okunan basın metninde, insani yardımın bir lütuf değil temel bir hak olduğu vurgulandı.

Sadaka Taşı Derneği Başkanı Kemal Özdal
Programda Gazze'de sağlık alanında yaşanan sorunlara ilişkin Sadaka Taşı Derneği Başkanı Kemal Özdal, işgal rejiminin insanlığa karşı suç işlemeye devam ettiğini, açlığı ve tehdidi bir silah olarak kullanıp hastaneleri hedef alıp kullanılamaz hale getirdiğini söyledi.
İşgalin hastaların sağlık hizmetlerine ulaşmalarını engellediğini de belirten Özdal, acil tedaviye ihtiyacı olanların da dışarıya çıkmasını engellediğini aktardı.

Gazze'de yaşanan sağlık problemlerini 8 ana başlıkta özetleyen Özdal, şunları aktardı:
1. Hastaneler ve sağlık altyapı Gazze'deki sağlık altyapısı ağır şekilde zarar görmüş durumdadır. Filistin Sağlık Bakanlığının 30 Haziran 2026 tarihinde verilerine göre Gazze'deki kırk hastanenin tamamı hedef alınmış olup 29'u kısmen faaliyet gösterebilmektedir. Gazze'deki sağlık tesislerinin önemli bir bölümü profesyonel personel ilaç yakıp, tıbbi malzeme ve ekipman yetersizliği nedeniyle tam kapasitesiyle hizmet verememektedir.
2. Tedavi edilemeyen ve tıbbi tahliye bekleyen hastalar, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Gazze'de ileri düzey tedaviye ihtiyaç duyan ve bu tedavi içerisinde alamayan yirmi bin yedi yüz yetmiş sekiz hasta bulunmaktadır ve bunların 5 bin 588'i çocuklar oluşturmaktadır. Filistin Sağlık Bakanlığının bildirdiği ve o tarafından kayıt altına alınan verilere göre bin 570 hasta Gazze dışına bir tedavi amaçlı tahliye edilmeyi beklerken hayatını kaybetmiştir.
3. Ampute hastalar ve rehabilitasyon, Gazze'de savaş kaynaklı ağır yaralanmalarının önemli bir bölümü kalıcı, sakatlık ve amputasyonla sonuçlanmaktadır. 5 bin 400 kişinin amputasyon geçirdiği bildirilmektedir vakalarının yaklaşık yüzde 21'ini çocuklar oluşturmaktadır. Ampute hastaları arasında tedavi ve rehabilitasyon yetersizliği nedeniyle çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir.
4. Kronik hastalar, diyaliz ve kanser hastaları, Gamze'den kronik hastaların düzenli tedaviye erişimi Ilaç tıbbi cihaz, laboratuvar yakıt ve uzman personel eksiklikleri nedeniyle ciddi şekilde aksatma ve kesintiye uğramaktadır. Yaklaşık 350 bin kronik hastanın tedavisi yapılamamaktadır. Yaklaşık 700 hasta düzenli diyaliz tedavisine ihtiyaç duyulmaktadır. Ağustos 2026 tarihli Reuters araştırmasına göre Gazze'de yaklaşık 17 bin kanser hastası gerekli onkolojik tedavilere erişememektedir. Doktorlar kanser hastalarındaki ölüm oranlarının savaş öncesine göre 2-3 kat arttığını bildirmektedirler.
5. Yeni doğan küvezler ve çocuk hastalar Gamze'de yeni doğan ve çocuk sağlık hizmetlerinde ciddi kapasite kaybıyla karşı karşıyadır. Savaş öncesinde Gazze'de sekiz yeni doğan bakım ünitesi, yüz yetmiş dokuz bulunmaktaydı. Mevcut durumda yaklaşık 54 kuvvet kaldığı ve yaklaşık yüzde 70 oranında azaldığı bildirilmektedir. Proje telsizliği ve yenidoğan bakımındaki eksiklik nedeniyle çok sayıda bebek hayatını kaybetmiştir.
6. Hijyen, temiz su, sanitasyon ve salgın hastalıklar, Gazze'deki sağlık krizinin önemli bir diğer boyutu temiz su, kanalizasyon, atık yönetimi ve temel hijyen altyapısının büyük ölçüde zarar görmüş olmasıdır. UNICEF'in 2026 ortasındaki güzel değerlendirmesine göre Gazze'deki su ve kanalizasyon altyapısının yaklaşık yüzde 90'ı hasar görmüş veya yıkılmıştır. Temiz ve güvenlik içinde ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı alanlarda haşereler ve diğer hastalık taşıyıcılar giderek daha fazla görülmektedir. UNICEF kötü sayısal koşulları ve güvenli suya erişimin yetersiz olmasının özellikle cilt hastalıkları ve akut suluğu hastalıkların yayılması için ciddi risk oluşturduğunu belirtmektedir. Salgın hastalıklar nedeniyle çok sayıda sivil hayatını kaybetmiştir.
7. İlaç ve tıbbi malgını sorunu Gamze'de ilaç, tıbbi malzemeleri, laboratuvar malzemeleri ve özel tedavi ekipmanlarının devam etmektedir. Filistin Sağlık Bakanlığı kaynaklı Haziran 2026 verilerine göre 520 temel ilacın 180'inin stoklarının tamamen tükendiği, 97 kanker ilacının 50'sinin stoklarda bulunmadığı, toplam 726 ilaç, tıbbi saf ve laboratuvar malzemesinin merkezi depolarda bulunmadığı 10 binden fazla ameliyatın ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle ertelendiği bildirilmiştir.
8. Ambulans ve acil sağlık hizmetleri veren araçların doğrudan hedef alınması eksikliği, vakum ve yedek parça yetersizliği ile hastalara ulaşım ve hasta sevklerinde sorun yaşanmaktadır. Filistin Sağlık Bakanlığının 30 Haziran 2026 tarihli verilerine göre 216 ambulans aracı hedef alınmıştır. Ayrıca sağlık sistemine yönelik toplam 825 ihlal, saldırı kaybedilmiş ve bin 723 sağlık çalışanı hayatını kaybetmiştir.'

ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan
'Anne babaların feryadını dünyaya anlatmak ve haykırmak zorundayız'
Eğitimde yaşanan mahrumiyetlere dair ise ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, 'Bugün buradan tüm dünya halklarına şu gerçeği haykırmak isterdik. Bugün dünyanın hiçbir mazlum coğrafyasında temel insani haklara erişemeyen hiç kimse kalmadı. Bugün, 'dünyanın bütün çocukları sıcak ekmeğe, sıcak yuvaya, temiz içme suyuna ve eğitim hakkına ulaştı' diye bugün buradan bu müjdeyi tüm dünyaya ulaştırmak isterdik. Fakat gelin görün ki 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü'nde maalesef bizler hala dünyanın dört bir yanındaki katliamı, soykırımı, gözyaşını, anne babaların feryadını dünyaya anlatmak ve haykırmak zorundayız. Bugün Gazze'de gençlerimiz, evlatlarımız, anne babalarımız, yaşlılarımız, doktorlarımız, hâkimlerimiz hepsi soykırımın hedefi olarak terör örgütü İsrail'in hedef gözetmeksizin katletmek üzere soykırımla, bombalarla, açlıkla, sefaletle hedef aldığı insanlar durumuna dönüşmüştür. Bugün ateşkesin gölgesi altında Gazze'de soykırım devam etmektedir.' dedi.

'Okul yok, öğretmen yok, sıra yok, öğrenci yok'
Batılı ülkelerin insan hakları olarak pazarladıklarının birer yalan olduğunu vurgulayan Ceylan, 'Gazze'de bu Bugün maalesef 700 bin gencimiz eğitim hakkından mahrum bırakılmaktadır. Bugün Gazze'deki okulların yüzde 98'i, 3 yıllık süreçte yerle bir edilmiştir. Sevgili anneler, sevgili babalar! Eğitim sezonumuz açılmak üzere hepiniz çocuklarınızın okul kıyafetleri için telaşa düştünüz. Hangi çantayı, hangi kalem kutuyu alacağız? Kızım, evladım hangisiyle daha mutlu olur diye bunun telaşına düştük. Fakat Gazze'de 3 yıldır okulların nere tamamı yerle bir edildiği, öğretmenlerin ve öğrencilerin çoğu şehit edildiği için eğitim ve öğretim sezonu 3 yıldır Gazze'de başlayamamaktadır. Bugün ateşkesin gölgesi altında hala Gazze'de katliam devam etmektedir. 18 bin öğrencimiz okul sıralarında hayallerinin peşinde koşması gerekirken maalesef bugün enkaz altında can vermiş, şehit olmuş durumdadır. Bugün evlatlarını okul kapısında heyecanla beklemesi gereken anne babalar, ellerinde çöp poşetleriyle yavrularının cesetlerini toplamak zorunda bırakılmıştır. Bugün Gazze'de insan haklarından bahsetmek söz konusu değildir. Bugün Gazze'de eğitimden bahsetmek söz konusu değildir. Okulların yüzde 98'i yerle bir edildi. 560 okul yerle bir edildi. Ayakta kalanların Sadece sığınma noktası olarak kullanılıyor. Bugün Gazzeli çocukların sadece yüzde 7'si eğitime ulaşabiliyor. Bugün çadırlarda çadır kentlerde sadece Gazzeli çocukların yüzde yedisi eğitime ulaşabilmekte. O da hiçbir teknik imkânı olmaksızın bizler, anne babalar olarak vicdan sahipleri olarak bugün tekrardan sesimizi yükseltmek, gazetede en temel haklara ulaşamayan kardeşlerimizin sesini dünyaya duyurmak için ayağa kalkmak durumundayız. Gazze'de eğitim yok maalesef… Bundan bir ay sonra eğitim başlayamayacak. Okul yok, öğretmen yok, sıra yok, öğrenci yok maalesef. Katledildiler, yerle bir edildiler. Bunun bilinciyle, bunun duyarlılığıyla inşallah bizler eğitim öğretim sezonuna başlayacağız. Her anne evladını siyonist düşmanı olarak yetiştirmek zorundadır. Bugün eğitimin içerisinde olan bireyler olarak en azından evlatlarımızı siyonist düşmanı olarak eğitsek bu bizim için yeter. Gazze mücadelesini Filistin mücadelesini gelecek nesillere taşımak eğitim noktasında bu adımı atmak zorunda olduğumuza inanıyorum. Gazzeli gençlerin hayalleri peşinde koştuğu dünyayı yeniden inşa etmek, anne babaların çocukların cesedini toplamak zorunda oldukları değil, onların ellerinden tutup parka koştukları günleri geri getirmek için mücadele etmek, bunun dava gütmek zorunda olduğumuzu hatırlatmak için buradayım. İnşallah Özgür Gazze'nin, Özgür Filistin'in çok yakında habercisi olacak adımların atıldığını göreceğiz ve orada el birliğiyle kardeşlerimizle kucaklaşacağız.' diye konuştu.

Deniz Feneri Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmail Tuğrul
'2 milyona yakın insan açlık sınırında ve can güvenliği olmadan yaşamak durumunda kalıyor'
Filistin'in günümüzde en çok yardıma muhtaç olan ülkelerin başında geldiğini belirten Deniz Feneri Derneği Başkan Yardımcısı İsmail Tuğrul, 'Maalesef ateşkes anlaşmasına göre 600 tır insani yardım malzemesinin Gazze'ye girmesi gerekiyordu ama bugün 100 tır ancak giriyor ve bunların büyük çoğunluğu ticari tırlar. Dolayısıyla Gazze'de gıdadan çadıra her türlü malzemeye çok ciddi ihtiyaç var. Saldırılar da devam ediyor. Az önce aldığım habere göre güneyde ve kuzeyde sınırdaki Gazze'de polislerden 15'inin şehit olduğunu duyduk. Rahmetli İsmail Haniye ile çocuklarının şehit olduğu süreçte, taziye için gittiğimizde, 'devlet ve millet olarak bize sahip çıkan tek coğrafya Türkiye'dir' demişti. 'Bizden bu desteğinizi çekmeyin' diye bir vasiyeti vardı. Bu coğrafyada elhamdülillah vicdan sahibi insanların gayretleriyle ve Türkiye'deki STK'ların destekleriyle ciddi yardımları içeriye ulaştırıyoruz. Ancak 2 milyona yakın insan açlık sınırında ve can güvenliği olmadan yaşamak durumunda kalıyor. Kışın ayrı zorlukları varken yazın maalesef sıcakta doğru düzgün olmayan çadırlarda haşerelerle ciddi sıkıntı çekiyorlar. Buna rağmen sabırla direnmeye devam ediyorlar. İnşallah ülkemizin de gayretleriyle öncelikle ikinci aşamaya geçip daha sonra da zaferle sonuçlanacak bir süreci birlikte yaşayacağız.' şeklinde konuştu.

İHH Genel Sekreteri Ahmet Göksun
'Önemli olan katliamın tüm dünyaya duyurulmasıdır'
İşgal rejiminin sistematik olarak Filistin topraklarını ablukaya aldığını aktaran İHH Genel Sekreteri Ahmet Göksun, 'Bu ablukayla birlikte 7 Ekim'den bu yana görüyoruz ki artık Filistin'de, Gazze'de; açlık, susuzluk, sağlık, silah haline gelmiş durumda. Bu bakımdan insani yardım sadece gıdanın barınmanın, ilacın ulaştırılması anlamına gelmez. Oradaki insanların mazlumluğunu, yaşadıkları hak ihlallerini bütün dünyaya duyurmak da insani yardımın temel gerçeğidir. Tam olarak insani yardım da aslında burasıdır. Bizler insani yardım kuruluşları olarak dün Bosna'dan Filistin'e, Suriye'den, Arakan Bütün bu mazlum coğrafyalarda sadece gıda kolisi dağıtımı gerçekleştirmedik. Aynı zamanda bu mazlum coğrafyalardaki insanların yaşamış oldukları hak ihlallerini, özgürlük kısıtlamalarını bütün dünyaya duyurmak için çaba sarf ettik. Filistin'deki yapmış olduğumuz çalışmalar da bunun en önemli örneğidir. Dün Mavi Marmara Özgürlük Filosuyla birlikte çıkmış olduğumuz yola bugün SUMUD filosuyla, Özgürlük Filosuyla, aynı bakış açısıyla, aynı misyonla devam ediyoruz. Çünkü önemli olan bu coğrafyalarda yaşanan katliamın, bütün dünya bütün dünyaya duyurulmasıdır.' dedi.

Filistin'e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe
3 yıllık simsiyah bir parantez
Programda basın açıklamasını yapan Osman Nuri Kabaktepe, insani yardım çalışanlarının savaş ve çatışma ortamlarında dahi korunması gerektiğini ifade etti.
Gazze'de yaklaşık 3 yıldır devam eden insani krizin uluslararası sistemin yetersizliğini ortaya koyduğunu belirten Kabaktepe, 'Bugün, 19 Ağustos 2026'dayız. 2023'ün Ekim ayında başlayan o büyük felaketten bu yana yaklaşık 3 yıldır, her geçen gün daha da karanlık, daha da acı bir noktaya sürüklendik. Bütün dünya zamanında 'bir daha asla' diye söz vermişti ama bu 3 yıllık simsiyah parantezde, Gazze'de yaşanan katliamın adını bile koymaktan aciz bir küresel düzenle karşı karşıyayız. Bu 3 yıl boyunca biriken rakamlar artık birer sayı değil; insanlığın yüzüne çarpılan birer utanç vesikasıdır. Gazze'de 500'den fazla insani yardım çalışanı, bin 400'ü aşkın sağlık görevlisi ve yüzlerce sivil savunma neferi doğrudan hedef alınarak katledildi. Biz bu isimleri sadece birer sayı olarak anmıyoruz; onlar insanlığın haysiyetini sırtlayan canlı şahitlerdi.' diye konuştu.

'Yardım kolilerinin yeri Üsküdar değil, Gazze'dir, Han Yunus'tur, Refah'tır'
Basın açıklamasında Üsküdar Meydanı'nda bulunan yardım kolilerini işaret ederek konuşmasını sürdüren Kabaktepe, 'Üsküdar Meydanı'nda ellerimizde kaldı bu koliler. Bu kolilerin yeri burası değil; Gazze'dir, Refah'tır, Han Yunus'tur. Bizim amacımız, masum çocuklara, açlıkla imtihan edilen insanlara ulaşması gereken bu yardımların önündeki blokajı kırmak ve o nefes borularını yeniden açmaktır. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi'nin İşgal Altındaki Filistin Toprakları Saha Ofisi verilerine göre, 10 Kasım 2025'ten beri Gazze'ye 187 bin TIR girmesi gerekiyordu ancak yaklaşık 50 bin kadar TIR girişi sağlandığını görüyoruz. Gazze'ye girecek TIR'lar, soykırımcı İsrail'in sorumluluğunda değil, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların sorumluluğunda olmalıdır. Her gün açlıkla mücadele eden Gazze halkı için bir gün bile beklemeden insani yardım koridoru açılmalıdır.' şeklinde konuştu.
'İnsani yardım koridoru açılmalı'
Yüzyıllarca insanlığın ortak değerlerine ev sahipliği yapmış, bilgeliğin ve adaletin sembolü olan kadim İstanbul'dan sadece Gazze için değil, tüm insanlık adına haykırdıklarını belirten Kabaktepe, 'Bütün insani yardım aktörlerini bir araya gelmeye; lafı dolandırmadan suçlunun, işgalcinin, soykırımcının adını net bir şekilde ortaya koymaya davet ediyoruz.' dedi. Kabaktepe, Gazze'ye ulaştırılacak yardım TIR'larının güvenli ve kesintisiz biçimde bölgeye ulaştırılmasının uluslararası kuruluşların sorumluluğunda olması gerektiğini belirterek acil çağrıda bulundu: 'Gazze'ye girecek TIR'lar soykırımcı İsrail'in değil, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların sorumluluğunda olmalıdır. Her gün açlıkla mücadele eden Gazze halkı için bir gün bile beklemeden insani yardım koridoru açılmalıdır.' dedi.
Vicdan sahibi topluluklar değiştirecek
Uluslararası sistemin işlevsiz kaldığı noktada sivil toplumun ve vicdan sahibi insanların sorumluluğuna dikkat çeken Kabaktepe, insani yardım faaliyetlerinin sürdürülmesinin yalnızca bir yardım çalışması değil aynı zamanda insanlık onurunun korunması anlamına geldiğini ifade etti. Bugünkü tabloyu değiştirecek olan faktörün ise dünyanın duruş gösteren vicdan sahibi toplulukları olduğunu kaydetti. Gazze'de yaşanan zulüm sona erene kadar meydanlarda olduklarını belirten Kabaktepe, 'İnsanlık onurunu geçmişte olduğu gibi bugün de muhafaza etmek için, bu yardımları Gazze'ye ulaştırana ve bu zulmü durdurana kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.' diye konuştu.

Program, Diyanet İşleri önceki dönem Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın yaptığı dua ile son buldu. (İLKHA)




