HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (SWTUF) Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme, HAK-İŞ ve üye sendikaların yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda işçinin katılımıyla Gökdere Meydanı'nda bir miting gerçekleştirildi.

Program, iş kazaları, deprem, salgın, doğal afet ile Filistin, Gazze, İran ve Lübnan'da siyonist rejim ve işbirlikçi ABD tarafından katledilen masumlar için dualar okundu.

'1 Mayıs'ı 1 güne sığdırmak isteyenlere pabuç bırakmayacağız'

Düzenlenen mitingde konuşan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, 1 Mayıs'ın yalnızca bir güne indirgenemeyecek kadar köklü ve güçlü bir mücadele geleneği olduğunu vurgulayarak, HAK-İŞ olarak bu anlamlı günü bir haftaya yayılan etkinliklerle kutladığımızı ifade etti.

Türkiye'nin her meydanının 1 Mayıs alanı olduğunu dile getiren Arslan, birlik, kardeşlik ve dayanışma içerisinde kutlanan bir 1 Mayıs anlayışını büyütmeye devam edeceğimizi söyledi. 1977 yılında yaşanan 1 Mayıs olaylarına da değinen Arslan, hayatını kaybeden emekçileri rahmetle andıklarını belirterek, '1 Mayıs 1977'nin failleri bulunmalıdır' çağrısını yineledi.

'Mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimizin mücadelesi bizim mücadelemizdir'

Filistin, Sudan, Doğu Türkistan, Arakan ve diğer mazlum coğrafyalarda yaşanan zulümlere dikkat çeken Arslan, 'Bu bölgelerde yaşanan insanlık dramlarının sadece o coğrafyaların sorunu değildir. HAK-İŞ'in bu mücadeleleri kendi mücadelesi olarak görüyor. Onların davası bizim davamızdır anlayışıyla hareket ediyoruz. uluslararası dayanışmanın sözde değil, fiili olarak sürdürülmesi gerekiyor' dedi.

'Yeryüzünün bütün mazlumlarına borcumuz var'

Sendikal mücadelesinin evrensel bir sorumluluk taşıdığını belirten Arslan, mazlumun kimliğine bakılmaksızın yanında olunması gerektiğini ifade etti.

Dil, din, ırk, derisinin rengi ve coğrafya ayrımı gözetmeden mazlumların yanında olmanın bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Arslan, bu anlayışın HAK-İŞ'in temel duruşunu oluşturduğunu belirtti.

Bu sorumluluğun sadece sözle değil, somut adımlarla yerine getirildiğini ifade eden Arslan, uluslararası sendikal iş birliklerinin bu anlayışın bir sonucu olduğunu söyledi.

'Zulme karşı direnmezsek onurumuzu da kaybederiz'

Emek mücadelesinin sadece ekonomik taleplerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda bir onur mücadelesi olduğunu ifade eden Arslan, 'İşten çıkarmalara, sendikal baskılara ve hak ihlallerine karşı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Mücadeleden vazgeçmenin sadece hak kaybı değil, aynı zamanda insan onurunun zedelenmesi anlamına geliyor. Tüm emekçileri ortak mücadele etrafında birleşmeye davet ediyorum. Zulme karşı direnmezsek onurumuzu da kaybederiz' diye belirtti.

Vergi sistemi adaletsiz bu düzen mutlaka değişmeli

Vergi sistemine ilişkin değerlendirmelerinde mevcut yapının emekçiler aleyhine işlediğini söyleyen Arslan, 'Türkiye'de ücretlilerin vergi yükünün giderek arttığını ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün derinleşiyor. Çok kazanandan az, az kazanandan çok vergi alınan bir sistem sürdürülemez. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa. Özellikle yılın ilk aylarından itibaren çalışanların üst vergi dilimlerine girdiğini ve bunun net ücretleri ciddi biçimde düşürüyor. Bu durumun emekçilerin alım gücünü zayıflattığını ve yaşam standartlarını olumsuz etkiliyor. vergi sisteminin sosyal devlet ilkesi doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

Avrupa ülkelerindeki uygulamalara dikkat çeken Arslan, aile yapısının dikkate alındığı, çocuk sayısına göre vergi indirimi sağlanan ve temel tüketim harcamalarının vergiden düşülebildiği modellerin Türkiye'de de hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Daha adil, kademeli ve çalışanı koruyan bir vergi sisteminin kurulmasının artık bir zorunluluk olduğunu belirtti.

'Asgari ücret konusunda Türkiye'de adeta bir komedi oynanıyor'

Asgari ücret belirleme sürecine ilişkin eleştirilerde bulunan Arslan, mevcut komisyon yapısının işlevsiz hale geldiğini ifade etti. Yıllardır süren aynı sistemin emekçilerin beklentilerini karşılamadığını belirten Arslan, 'Bir ay boyunca kamuoyu meşgul ediliyor, sonunda yine işverenlerin dediği oluyor' sözleriyle sürecin adaletsizliğine dikkat çekti.

Arslan, mevcut yapının değiştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, işçi temsilcilerinin etkin olduğu, kapsayıcı, şeffaf ve hakkaniyetli yeni bir modelin oluşturulması çağrısında bulundu.

Asgari ücretin milyonlarca insanın yaşam standardını belirlediğini ifade eden Arslan, bu sürecin ciddiyetle ele alınması gerektiğini söyledi.

'Kıdem tazminatında 50 yıl geçmiş, biz hala eski haklarımızı arıyoruz'

Arslan, 12 Eylül 1980 darbesinin çalışma hayatında açtığı derin tahribata dikkat çekerek, kıdem tazminatı başta olmak üzere birçok temel hakkın bu süreçte sınırlandırıldığını ifade etti. Darbe öncesi dönemde toplu sözleşmelerle daha geniş hakların elde edilebildiğini hatırlatan Arslan, 12 Eylül sonrası getirilen tavan uygulamaları ve sınırlamaların emekçilerin kazanımlarını ciddi şekilde gerilettiğini vurguladı.

Arslan, bugün gelinen noktada emekçilerin yaklaşık yarım asır önce sahip olduğu hakları yeniden talep etmek zorunda kalmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, '50 yıl geçmiş, biz hala eski haklarımızı arıyoruz' ifadeleriyle mevcut durumun aksaklıklarını dile getirdi. Kıdem tazminatının işçinin alın terinin ve emeğinin güvencesi olduğunu vurgulayan Arslan, bu hakkın zayıflatılmasına yönelik her türlü girişime karşı kararlılıkla duracaklarını dile getirdi.

'Savaşa hayır barışa evet demeye devam edeceğiz'

Bölgesel çatışmalara değinen Arslan, savaşların en büyük bedelini emekçilerin ödediğini ifade etti. Filistin ve Sudan başta olmak üzere birçok bölgede yaşanan saldırılara karşı güçlü bir duruş sergilediklerini belirten Arslan, barış ve adalet çağrısını yineledi.

'Sudan'ın yanındayız küresel dayanışmayı büyütüyoruz'

Arslan, Sudan'da yaşanan insani krize ve Hızlı Destek Kuvvetleri'nin sivillere yönelik özellikle Al-Faşir'de gerçekleştirdiği katliamlara dikkat çekerek, Sudan halkının ağır bir zulümle karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Kadınlara yönelik saldırılar, hastanelerin hedef alınması ve sivillerin katledilmesi gibi insanlık dışı uygulamaların kabul edilemez olduğunu vurgulayan Arslan, bu süreçte Sudan işçi hareketinin dimdik ayakta kaldığını belirtti.

'Sumud Filosu mazlumların umudunu taşıyor'

Gazze'deki ablukanın kırılması ve insani yardımların ulaştırılması amacıyla yola çıkan SUMUD Filosunun mazlumların umudunu taşıdığını belirten Arslan, 'Sumud Filosu sadece bir yardım hareketi değil, aynı zamanda adalet ve özgürlük mücadelesinin sembolüdür. Bu mücadelede yer alan Fatma Zengin kardeşimize buradan selam gönderiyoruz, Allah yardımcısı olsun.' şeklinde belirtti.

Arslan, HAK-İŞ'in uluslararası alanda mazlumların yanında yer almaya devam edeceğini belirterek, Sumud Filosu'nun Filistin için yakılan güçlü bir meşale olduğunu ifade etti.
Filoda bulunan HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin'in Sumud Filosu'ndan paylaştığı video mesaj yayınlandı.

Karaman Çevre Yolu 1. Kesim hizmete açıldı
Karaman Çevre Yolu 1. Kesim hizmete açıldı
İçeriği Görüntüle

Zengin, 'Sizleri Global Sumud gemisinden selamlıyorum. 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü'müzü kutluyorum. Dünyanın neresinde bir mazlum ve mağdur varsa HAK-İŞ'ten alacağı vardır. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa HAK-İŞ'in ona borcu vardır. Bizler adaletin çığlığı olmak için yola çıktık' dedi.

Konuşmaların ardından karanfiller dağıtıldı, güvercinler uçuruldu. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA