HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında, akaryakıt fiyatlarının yüksekliği üretim ve lojistik maliyetlerini artırarak enflasyonu doğrudan beslediğine dikkat çekti.
Temel ihtiyaç maddelerinin KDV'den muaf tutulması gerektiğini belirten Ramanlı, “Üretimi ve reel ekonomiyi önceleyen bu tür düzenlemeler, maliyetleri aşağı çekerek fiyat istikrarına katkı sağlayacak; hem vatandaşın refahını artıracak hem de ekonomide güven ortamını güçlendirecektir.” dedi.
Akaryakıttaki ÖTV’nin kademeli olarak düşürülmesi gerektiğini ifade eden Ramanlı, “Akaryakıt fiyatlarının yüksekliği, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın alım gücünü zayıflatmakta; üretim ve lojistik maliyetlerini artırarak enflasyonu doğrudan beslemektedir. Özellikle ulaşım ve nakliye giderlerindeki artış, tarladan sofraya uzanan zincirde ciddi fiyat yükselişlerine yol açmış; çarşı ve pazarda sebze, meyve başta olmak üzere temel gıda ürünlerinin fiyatları hissedilir şekilde artmıştır. Eşel mobil sistemi geçici bir rahatlama sağlasa da akaryakıt üzerindeki ağır vergi yükü, kalıcı çözümün önünde engel teşkil etmektedir. Akaryakıttaki ÖTV’nin kademeli olarak düşürülmesi ve KDV’nin temel ihtiyaçlar kapsamında yeniden düzenlenmesi zaruri hale gelmiştir. 'Verginin vergisi' niteliğindeki mevcut yapı kaldırılarak daha hakkaniyetli bir sistem kurulmalıdır. Aksi halde vatandaşın geçim yükü daha da ağırlaşacaktır. Üretimi ve reel ekonomiyi önceleyen bu tür düzenlemeler, maliyetleri aşağı çekerek fiyat istikrarına katkı sağlayacak; hem vatandaşın refahını artıracak hem de ekonomide güven ortamını güçlendirecektir.” açıklamasında bulundu.
“Devletin tasarrufta sergileyeceği kararlı duruş, özel sektöre örnek olacaktır”
Kamu kurumlarında tasarrufa gidilmesinin bir zorunluluk olduğunu belirten Ramanlı, “Kamu mali disiplininin güçlendirilmesi, yüksek enflasyon baskısını azaltmanın en kritik adımlarından biridir. Bu çerçevede kamu kurumlarında, zorunlu harcama ve alımlar dışında kalan tüm giderlerde tasarrufa gidilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu yaklaşım, hem bütçe açığını sınırlayacak hem de piyasalardaki talep kaynaklı enflasyon baskısını azaltacaktır. Birinci olarak, kamu harcamalarının kısılmasıyla piyasaya sürülen gereksiz likidite azaltılacak; bu da fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı hafifletecektir. İkinci olarak, devletin tasarruf yönünde sergileyeceği kararlı duruş, özel sektöre ve topluma örnek olacak; genel harcama eğilimlerini dengeleyerek enflasyon beklentilerini aşağı çekecektir. Aksi halde, akaryakıt ve lojistik maliyetlerinin de etkisiyle artan fiyatlar kalıcı hale gelecek; enflasyon daha da yükselecektir. Bu nedenle tasarruf politikaları, ekonomik istikrarın temel dayanaklarından biri olarak hayata geçirilmelidir.” ifadelerini kullandı.
“Boşanma süreçlerinde ‘aile hakemliği’ sistemi hayata geçirilmelidir”
‘Aile Hakemliği’ sisteminin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çeken Ramanlı, “Yapılan araştırmalara göre iletişim eksikliği veya bozukluğunun boşanma oranlarına etkisi en üst sıralarda yer almaktadır. Eşler arasında sağlıklı bir iletişimin kurulamaması, süreç içerisinde tahammülün zayıflaması ve empati yoksunluğu gibi sonuçların doğmasına neden olmaktadır. Eşler bu aşamaya geldiklerinde basit ve çözülebilir anlaşmazlıklar büyümekte, sorun sarmalına dönüşerek ailenin dağılmasına sebep olmaktadır. Hâlbuki aile içinde yaşanan anlaşmazlıkların çözümü, tüm insanlık için rehber olan yüce kitabımızda mevcuttur. Yüce Allah’ın sorun yaşayan eşler için önerdiği yol, eşleri dinleyecek ve yol gösterecek hakemlerin görev almasıdır. Sorun yaşayan ve boşanma aşamasına gelen eşlerin, mahkemeye gitmeden önce zorunlu olarak başvurabilecekleri bir “aile hakemliği” sistemi hayata geçirilmelidir. Bu önleyici ve koruyucu sistem, boşanmaların hızla arttığı bu dönemde acilen hayata geçirilmelidir. Böylece aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi yolunda önemli bir adım atılmış olacaktır.” dedi. (İLKHA)


