Şirin, saman nezlesi ile soğuk algınlığının sıkça karıştırıldığını belirterek, uzun süren şikayetlerde mutlaka uzman hekime başvurulması gerektiğini söyledi.

"Saman nezlesi ile soğuk algınlığı farklı tablolardır"

Uzm. Dr. Şirin, iki hastalığın sıklıkla karıştırıldığını belirterek şunları söyledi:
"Saman nezlesi dediğimiz tablo, mevsimsel alerjik rinit olarak adlandırılır. Soğuk algınlığı dediğimiz tablo ise viral bir enfeksiyondur. Bu iki tablonun benzer şikayetler nedeniyle karıştığı olmakta ve hastalarımız bu sebeplerle bize başvurmaktadır. Saman nezlesinde temel sorun, alerjen dediğimiz bir maddenin bağışıklık sistemi tarafından aşırı tepkiyle karşılanması sonucu şikayetlerin ortaya çıkmasıdır. Soğuk algınlığında ise tablo, viral bir enfeksiyonun sonucudur." dedi.

"Şikayetlerin süresi ayırt edici bir faktördür"

Belirtilerin süresine dikkat çeken Şirin, şu ifadeleri kullandı:
"Saman nezlesinde burun akıntısı, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde yaşarma ve kaşınma, hapşırık ve ardışık hapşırıklar ön plandadır. Bu şikâyetler haftalar, hatta aylar boyunca sürebilir. Soğuk algınlığında ise burun tıkanıklığına ek olarak ateş, halsizlik, kırgınlık gibi enfeksiyon belirtileri görülür ve şikayetler genelde 5-10 gün içinde geriler."

"Polenler en önemli tetikleyiciler arasında"

Mersin'de motosiklet kazasında 14 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti
Mersin'de motosiklet kazasında 14 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Saman nezlesinin nedenlerine değinen Şirin, "Saman nezlesinde şikayetlere yol açan alerjenler, ağaçların, bitkilerin, yabani otların ve çimenlerin polenleridir. Bağışıklık sistemi bu polenlere karşı aşırı tepki gösterir. Buna bağlı olarak hastalarda burun tıkanıklığı, burun ve geniz bölgesinde, kulaklarda ve gözlerde kaşıntı, gözlerde yaşarma, geniz akıntısı ve su gibi burun akıntısı ön plandadır." ifadelerini kullandı.

"Uzun süren şikayetlerde mutlaka uzmana başvurulmalı"

Şikayetlerin uzun sürmesinin önemine dikkat çeken Şirin, "Bu iki tablonun benzer olması nedeniyle hastalar farklı merkezlere başvurmaktadır. Ancak şikâyetlerin uzun sürmesi, ateşin eşlik etmemesi, haftalar ve aylar boyunca devam etmesi, özellikle mevsim geçişlerinde ortaya çıkması gibi durumlar, bu hastalığın tanısı açısından önemlidir. Bu nedenle tanı için mutlaka alerji immünoloji hekimine başvurmak uygundur." şeklinde konuştu.

"Polenlerden korunmak temel önlem"

Korunma yollarına değinen Şirin, "Saman nezlesi, yani bahar nezlesi ya da mevsimsel alerjik rinitte temel yapılması gereken, hastalığa neden olan polenlerden kaçınmaktır. Bunun için bazı önlemler alınmalıdır. Özellikle polen yoğunluğunun fazla olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamak, pencereleri açmamak, dışarıda bulunurken koruyucu amaçla gözlük ve maske kullanmak, eve gelindiğinde kıyafetleri değiştirerek ve duş alarak üzerimize bulaşan polenlerden arınmak alınabilecek önlemler arasındadır." dedi.

"Tedavide ilaç ve immünoterapi seçenekleri bulunuyor"

Tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Şirin, "Bu koruyucu önlemlerden fayda görmeyen hastalarda tedavi seçenekleri medikal tedaviler ve halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi tedavisidir. Medikal tedaviler arasında ağızdan alınan ilaçlar, göz damlaları, burun içine uygulanan antihistaminik ilaçlar ve kortikosteroid içeren burun spreyleri yer almaktadır. Uzmanlara göre eğer hastalar kısa süreli şikayetler tarifliyorsa ve antihistaminik tedavilerle kontrol sağlanabiliyorsa bu tedavi yeterlidir. Ancak burun tıkanıklığının ön planda olduğu ve şikâyetlerin kontrol altına alınamadığı durumlarda kortikosteroidli burun spreylerinin kullanılması uygundur. Medikal tedavilere yanıt alınamayan ve şikayetleri uzun süre devam eden hastalarda, daha kalıcı bir çözüm olarak immünoterapi tedavisi, alerji immünoloji uzmanları tarafından değerlendirme sonrası başlatılabilir." ifadelerini kullandı.

"Tedavi edilmezse ciddi hastalıklara yol açabilir"

Hastalığın ilerleyen süreçte oluşturabileceği risklere dikkat çeken Şirin, şöyle devam etti:
"Uzmanlara göre tanı konulmamış ya da etkin tedavi almayan hastalarda ilerleyen dönemlerde sinüslerin ve kulakların hava yollarının tıkanmasına bağlı olarak sinüzit, orta kulak iltihabı ve alt solunum yollarının etkilenmesi sonucu astım gelişme riski bulunmaktadır."

“Tanı için testler tek başına yeterli değil”

Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Şirin, son olarak şunları söyledi:
"Alerjik hastalıktan şüphelenilen durumlarda hastanın öyküsü alınır ve buna ek olarak kan testleri ile cilt testleri yapılır. Bu testlerle tabloyu açıklayabilecek alerjenlerin varlığı değerlendirilir. Ancak bu testler tek başına tanı koydurucu değildir; hastanın öyküsü ile birlikte destekleyici bulgular olarak değerlendirilir. Bu nedenle hastaların mutlaka alerji immünoloji uzmanları tarafından uygun şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Doğru tanı ve doğru tedaviye ulaşmak için ilgili branşlara başvurulması önerilir." (İLKHA)

Kaynak: İLKHA