İşgali altındaki Filistinliler, artan cinayetler ve beslenen organize suç çetelerine karşı genel greve gitti.
Filistinlilerin yaşadığı kent ve kasabalarda hayat tamamen durdu. İş yerleri kapatıldı, kamu hizmetleri askıya alındı. Grev, “Kanımız helal değildir” sloganıyla düzenlenirken, protestoların odağında İşgal rejiminin güvenlik kurumları ve siyasi yönetimi yer aldı.
Filistinli siyasi çevreler ve sivil toplum kuruluşları, suçun bu boyuta ulaşmasının tesadüf olmadığını, İşgal polisinin bilinçli biçimde müdahale etmediğini, iç istihbarat servisi Şin Bet’in ise suç ağlarını denetim altında tutarak yönlendirdiğini belirtiyor.
Bu durumun, Filistin toplumunu güvensizlik, korku ve göçe zorlama amacı taşıdığı vurgulanıyor.
Filistinlilere göre İşgal rejimi, güvenliği sağlama bahanesiyle Filistinlilere baskı uygularken, aynı anda suç çetelerinin silahlanmasına göz yumuyor. Böylece Filistinliler hem işgal rejimi şiddetine hem de organize suçun terörüne maruz bırakılıyor.
Filistinli bir aktivist, durumu şu sözlerle özetledi:
“Bu suç dalgası bir güvenlik sorunu değil, bir işgal politikasıdır. Amaç, Filistinlilere ‘çocuklarınız güvende değil’ dedirtip topraklarını terk etmeye zorlamaktır.”
Aktivistler, işgal rejiminin Filistinlileri bilinçli olarak lidersiz, savunmasız ve medyasız bıraktığını, böylece yaşananların dünya kamuoyuna yeterince yansımadığını ifade ediyor.
Öte yandan veriler, nüfusa oranla işgal altındaki Filistinliler arasında suç oranının yüksek seviyelerde olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın, Batı Şeria ile Gazze’de suç oranlarının oldukça düşük olması, sorunun etnik değil, doğrudan işgal politikalarından kaynaklandığını gösteriyor. (İLKHA)




