Kızıltepe Özcan Yıldız İmam Hatip Lisesi Konferans Salonu’nda düzenlenen program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Ardından, Özlem Ajans sanatçıları tarafından ilahi ve ezgiler seslendirildi.

Gaziantep'te hırsızlık suçundan aranan hükümlü yakalandı
Gaziantep'te hırsızlık suçundan aranan hükümlü yakalandı
İçeriği Görüntüle

Konferansa konuşmacı olarak katılan Vaiz Muhammed Ali Varol, bir yıldız misali olan sahabe Mus'ab b. Umeyr’in yaşantısı ve İslam dini ile müşerrefi hakkında açıklamalarda bulundu.

Varol, birer yıldız misali olan her sahabenin fedakârlıklarıyla da iman halkının aralıksız yayıldığını aktardı.

Konuşmasında Varol, şunları aktardı: Bismillahirrahmanirrahim. "Muhacirler ve Ensar… İlkler ve en önde olanlar… Kıyamete kadar gerektiğinde muhacir gibi, gerektiğinde ensar gibi yaşayan; son nefesine kadar iman üzere duran müminler… Kıyamete dek onların yolundan gidip iyilikte aynı istikameti takip edenler, aynı doğrultuda can vereceklerdir."

Hazreti Mus‘ab bin Umeyr’in İslam dini ile tanışmasına değinen Varol, "Hazreti Mus‘ab bin Umeyr, iki defa hicret eden sahabilerdendi. Habeşistan’a hicret etmiş, orada dört yıl kalmıştı. Boykot yılları sona erince geri dönmüş ve Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında İslam’ı tebliğ etmeye devam etmişti. Peygamber Efendimiz, İslam’a kucak açacak bir belde arıyordu. Taif’e gitti ancak orada değerini bilmeyip kendisini taşlayarak geri gönderdiler. Fakat Rasulullah yılmadı. Hac mevsiminde kabilelerin çadırlarını dolaşırken, Medinelilerin bulunduğu bir çadıra uğradı. Başlarında Es‘ad bin Zürâre’nin bulunduğu altı kişilik Yesrib grubuna İslam’ı anlattı. Onlar da daha önce Yahudilerden duydukları bilgiler sayesinde, Allah Teâlâ’nın vahiy ile gönderdiği peygamberin o olduğunu anlayarak iman ettiler. Bu altı kişi Yesrib’e döndü ve bir yıl boyunca İslami davetle meşgul oldular. Ertesi yıl yeniden geldiklerinde sayı on ikiye çıkmıştı. Gün geçtikçe iman halkası genişliyordu. Hz. Mus‘ab’ın kulağına da İslam ile ilgili sözler ulaşmıştı. Fark ediyordu ama kalbindeki boşluk hâlâ devam ediyordu. Cahiliye devrinden arkadaşı olan Habbab bin Eret ile Darü’l-Erkam’da imanla buluştu. Darü’l-Erkam, İslam’ın ilk mektebi, ilk eğitim yuvasıydı. Habbab’ın kalbindeki sancıyı o mekân dindirmiş, oraya gelen herkes huzura kavuşmuştu." şeklinde konuştu.

Varol, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir gün Hz. Mus‘ab bin Umeyr yolda yürürken, cahiliye döneminden arkadaşı ve demirci olan Habbab’ı gördü. Habbab derin düşüncelere dalmış, kendini kaybetmiş bir haldeydi. Ocağın ateşi harlanmış, demir nar gibi kızarmıştı; birazdan ona şekil verecekti. Ancak zihni başka yerdeydi. Kalbinde öyle bir yangın vardı ki, o yangın Mus‘ab’ın imansızlık hâline duyduğu acıydı. Habbab onu uzaktan görünce yüreğindeki ateş daha da büyüdü. 'Acaba imandan mahrum Mus‘ab’ı nasıl hidayete ulaştırırım?' diye düşünüyordu."

Program, Hasan Karaca’nın duasıyla nihayete erdi. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA