Cumhurbaşkanı Erdoğan: İslam ekonomisinde yeni fikirler ve çözümler geliştirilmeli
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İslam ekonomisinde yeni fikirler ve çözümler geliştirilmeli
İçeriği Görüntüle

Türkiye'de son yıllarda artan enflasyon, yükselen yaşam maliyetleri ve alım gücündeki gerileme, vatandaşların kredi kartlarına daha fazla yönelmesine neden oldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre 2025 yılında bireysel kredi kartı borçları 2 trilyon liranın üzerine çıkarak tarihi seviyelere ulaştı. Aynı dönemde takipteki kredi kartı borçlarındaki artışın, toplam borç artışından daha hızlı gerçekleşmesi dikkat çekti. Uzmanlar, kredi kartlarının ihtiyaçların karşılanmasında kısa vadeli bir çözüm sunduğunu ancak kontrolsüz kullanımın uzun vadede ciddi mali sorunlara yol açabileceğini belirtiyor.

Kredi kartı kullanımındaki başlıca riskler

Kredi kartlarının sunduğu taksit ve erteleme imkanları, harcama kararlarını kolaylaştırırken bütçe disiplinini de zayıflatabiliyor. Özellikle gelir düzeyinin üzerinde yapılan harcamalar, kart borçlarının hızla büyümesine neden oluyor. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre 2025 yılının ilk beş ayında bireysel kredi veya kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe alınan kişi sayısı 1 milyon 39 bine ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 39'luk artış anlamına geliyor. Ayrıca bireysel kredi kartı borcu nedeniyle yalnızca Mayıs ayında yasal takibe düşen kişi sayısı 162 bini aştı.

Borçlanma nasıl kontrol edilmeli?

Finans uzmanları, kredi kartının ek gelir kaynağı değil, ödeme aracı olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Aylık bütçe planı oluşturulması, harcamaların gelirle uyumlu tutulması ve dönem borcunun mümkün olduğunca tamamının ödenmesi öneriliyor. Asgari ödeme tutarına bağlı kalmak, borcun sürekli devretmesine ve faiz yükünün katlanmasına neden oluyor. Son dönemde borç yapılandırmalarına yönelik düzenlemelerin gündeme gelmesi de bireysel borçluluk sorununun ulaştığı boyutu ortaya koyuyor.

Faize neden girilmemeli?

Kredi kartlarında dönem borcunun tamamının ödenmemesi durumunda uygulanan faizler, zamanla ana borcun çok üzerine çıkabiliyor. Uzmanlara göre faizli borçlanma, bireyin gelecekteki gelirlerini bugünden harcaması anlamına geliyor. Özellikle sürekli asgari ödeme yapan kullanıcılar, uzun süre borçtan kurtulamıyor. Ekonomistler, faiz maliyetlerinin aile bütçesinde görünmeyen ancak giderek büyüyen bir yük oluşturduğunu ifade ediyor. Bu nedenle kredi kartı kullanımında temel hedefin faizsiz ödeme döngüsünü korumak olması gerektiği belirtiliyor.

Bilinçli harcama nasıl yapılır?

Uzmanlar, ihtiyaç ile istek arasındaki farkın doğru belirlenmesini bilinçli harcamanın temel şartı olarak görüyor. Kartla yapılan harcamaların düzenli takip edilmesi, aylık limit belirlenmesi ve bütçenin üzerinde alışverişten kaçınılması öneriliyor. Özellikle internet alışverişleri ve taksitli harcamalar, tüketicilerin gerçek maliyeti gözden kaçırmasına neden olabiliyor. Harcamaların kayıt altına alınması ve gelir-gider dengesinin düzenli kontrol edilmesi, borç riskini önemli ölçüde azaltıyor.

Finansal okuryazarlık neden önemli?

Ekonomistler, kredi kartı kaynaklı sorunların önemli bölümünün finansal okuryazarlık eksikliğinden kaynaklandığını belirtiyor. Faiz hesaplamalarını, borç maliyetlerini ve bütçe planlamasını bilmeyen bireyler, daha kolay borç tuzağına düşebiliyor. Türkiye'de kredi kartı borçlarındaki hızlı yükseliş ve takipteki alacakların son yıllarda katlanarak artması, finansal eğitim ihtiyacını daha görünür hale getiriyor. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre bireysel kredilerde tasfiye olunacak alacak tutarı 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 199 milyar liraya ulaşarak dikkat çekici bir seviyeye çıktı.

Uzmanlar, kredi kartlarının doğru kullanıldığında faydalı bir ödeme aracı olduğunu ancak gelirden bağımsız harcamaların, faizli borçlanmanın ve bütçe plansızlığının milyonlarca kişiyi ekonomik açıdan zor durumda bırakabileceği konusunda uyarıyor. Artan borçluluk verileri, bireysel bütçe yönetimi ve finansal okuryazarlığın artık bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluk haline geldiğini gösteriyor. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA