Mardin Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Hatip Çelik, son dönemde İran’da yaşanan savaşın bölge ekonomisine etkileri ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Mega Endüstriyel Bölge” kararına ilişkin basın mensuplarına önemli açıklamalarda bulundu.

Çelik, hem bölgesel savaşların hem de yeni sanayi planlamasının Mardin ve çevre iller açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Planın Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu dışarda bıraktığını savunan Çelik, bu planın yeniden gözden geçirilmesi çağrısı yaptı.

İran’da yaşanan savaşın Mardin ve bölge ekonomisini doğrudan etkilediğini belirten Çelik, şu ifadeleri kullandı:

GAİB Başkanı Kadooğlu: Ortadoğu'ya ihracatta navlun ücretleri 4-5 kat arttı
GAİB Başkanı Kadooğlu: Ortadoğu'ya ihracatta navlun ücretleri 4-5 kat arttı
İçeriği Görüntüle

“Öncelikle coğrafyamızda ve bölgemizde yaşanan, özellikle İran’daki savaşın, ilimiz, bölgemiz ve ülkemiz üzerinde ciddi sıkıntı oluşturduğuna inanıyoruz. Aynı topraklarda yaşadığımız komşu ülkemiz İran’da yaşanan mevcut savaş, bölgemizde inançsal ve kültürel açıdan baktığımızda, özellikle Ramazan ayında olması nedeniyle bizi ciddi anlamda sarsmıştır. Bu savaşın bir an önce son bulması gerektiğine inanıyoruz. Bölgemizdeki İslam coğrafyasında yer alan ülkelerin de bu durumdan ciddi rahatsızlık duyduğunu düşünüyoruz.”

İran ile son dönemde ihracatın arttığına dikkat çeken Çelik, “İlimiz özelinde baktığımızda, son dönemlerde İran ile ihracatımızın ciddi bir artışa ulaştığına şahit olduk. Sektörel bazda değerlendirdiğimizde, özellikle lojistik sektörümüzde güçlü bir yapı bulunuyor ve son dönemde ticaretin yönü büyük ölçüde İran’a ve İran üzerinden diğer ülkelere kaymış durumdaydı. Bu anlamda ilimizin ekonomik ve sektörel açıdan ciddi bir sıkıntıyla karşı karşıya kalacağına inanıyoruz. Bu savaşın bölgemizde adeta bir alışkanlık haline geldiğini görüyoruz. Son dönemde Suriye’de ve şimdi de İran’da yaşanan savaşlar, ülkemizi her alanda rahatsız etmiş ve mutsuz etmiştir.” dedi.

“Bu durum, yalnızca bölgesel eşitsizliği derinleştirmekle kalmayacak, aynı zamanda göçü artıracak, tarımı zayıflatacak”

Çelik, 16 Ocak 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 13 ili kapsayan 59 bin hektarlık “Mega Endüstriyel Bölge” kararına tepkilerini ortaya koyarak, “Son dönemlerde ülkemizde sanayi alanları master planı kapsamına alınan ve özellikle 13 ili ilgilendiren 59 bin hektarlık ‘Mega Endüstriyel Bölge’ kurulması kararı 16.01.2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Planın amacı; sanayi yükünü Marmara’dan diğer bölgelere kaydırmak, yeni bir üretim kuşağı oluşturmak ve bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltmak olarak açıklanmıştır. Ancak bölge illeri olarak bu kararın, sıralayacağımız gerekçelerle yeniden gözden geçirilmesini talep ediyoruz. Endüstri bölgelerinin büyük ölçüde İç Anadolu hattında kümelenmesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun bir kez daha üretim planlamasının dışında bırakılması anlamına gelmektedir. Bu durum yalnızca bölgesel eşitsizliği derinleştirmekle kalmayacak, aynı zamanda göçü artıracak, tarımı zayıflatacak ve yeni ticaret eksenini riske atacaktır. Bölgemiz yalnızca yeni sanayi yatırımı alamamakla kalmayacak, mevcut fabrikaların da başka bölgelere taşınması riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu süreç, üretim kapasitesinin azalmasına ve nitelikli iş gücü ile yerel sermayenin başka merkezlere yönelmesine yol açacaktır.” ifadelerini aktardı.

Teşvik politikalarına da değinen Çelik, 2002-2024 yılları arasındaki verileri hatırlatarak, şunları söyledi:

“Bugüne kadar çıkarılan ve temel amacı bölgeler arası kalkınma farkını gidermek olan teşvik politikalarının 2002-2024 yılları arasındaki uygulama sonuçlarına baktığımızda; 8 ilin yer aldığı 1. Bölge yüzde 41 pay alırken, 16 ilin bulunduğu 6. Bölge yalnızca yüzde 5 pay almıştır. 21 ilin yer aldığı 1. Ve 2. Bölgeler toplam yüzde 61 pay alırken, 29 ilin bulunduğu 5. Ve 6. Bölgeler yaklaşık yüzde 10 pay almıştır. Bu tablo, 1. Ve 6. Bölge arasındaki kalkınma farkının neden kapatılamadığını açıkça göstermektedir. İlk ekonomi paketinde yer alan ‘kentten kırsala dönüş’ politikasını hepimiz destekledik. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu politikaların bölgesel farklılıkları azaltacak şekilde planlanmadığını görüyoruz. Marmara Bölgesi’nin bulunduğu 1. Bölgenin yüzde 61 oranında teşvikle desteklenmesi; altyapısı güçlü, genç ve dinamik nüfusa sahip 6. Bölgenin ise yüzde 5 ila 10 arasında faydalanması ayrı bir sorun teşkil etmektedir.” şeklinde belirtti.

Mardin’in üçüncü derece deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Çelik, “Bu süreç, mevcut teşvik uygulamalarının nasıl çalıştığını göstermektedir. Uygulamalar Mayıs 2025 itibarıyla aynı çerçevede uzatılmıştır. 6. Bölgenin teşvikten aldığı pay önceki yılın aynı aylarına göre yüzde 84 düşerken, 1. Bölgenin payı yüzde 50 artmıştır. Deprem gerekçesi elbette dikkate alınmalıdır. Ancak deprem tek başına bölgesel planlamayı belirleyen kriter olamaz. Türkiye’nin büyük bölümü farklı derecelerde deprem kuşağındadır.” dedi

“Yeni ticaret eksenimiz Irak ve Suriye’dir”

Bölgenin yeni ticaret rotasına dikkat çeken Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yeni ticaret eksenimiz Irak ve Suriye’dir. Coğrafi olarak baktığımızda ilimizi ve bölgemizi en çok ilgilendiren iki pazar bunlardır. Avrupa Birliği, Türkiye’nin dış ticaretinde önemli bir yere sahiptir. Ancak AB ülkelerinin başta Hindistan olmak üzere bazı ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmaları, Türkiye açısından yeni pazarlara yönelme zorunluluğunu doğurmuştur. Özellikle Suriye’nin iç savaş sonrası yeniden inşa sürecinde Türkiye’nin rolü düşünüldüğünde, burada önemli bir Pazar bulunmaktadır. Coğrafi yakınlık, ortak dil kullanımı ve sınır kapılarına olan mesafe avantajı göz ardı edilemez. Bölge illerinin Irak ve Suriye’ye ihracatı, toplam ihracatlarının yaklaşık yüzde 50’sini oluşturmaktadır.”

“Plan yeniden gözden geçirilmeli”

Mega master planın yalnızca sanayiyle sınırlı kalmayacağını ifade eden Çelik, tarım ve hayvancılığın da sürece dahil edilmesi gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:

“Bu master plan yalnızca sanayi değil, tarım ve hayvancılık açısından da büyük etkiler doğuracaktır. Genç nüfusumuz, dinamik yapımız ve tarım-hayvancılık potansiyelimiz dikkate alınarak bölgemizin bu plana dahil edilmesi elzemdir. Limanlara uzaklık gerekçe gösteriliyorsa, bölgemizin dezavantajlı olmadığını görüyoruz. Sanayinin coğrafi dağılımı yalnızca üretim meselesi değildir. Nüfus hareketliliğini, ticaret eksenlerini, eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal yaşamı doğrudan etkiler. Eğer yeni ticaret eksenimiz Irak ve Suriye ise, sanayi stratejisi de bu gerçeğe göre şekillenmelidir. Bölgemiz genç nüfusu, tarım ve hayvancılık altyapısı ve sınır ticareti avantajıyla üretime entegre edilmelidir. Aksi halde üretim dengesi batıya kayacak, bölgemiz bir kez daha göç veren ve sermayesini kaybeden bir coğrafyaya dönüşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.” (İLKHA)

Kaynak: İLKHA