Yaklaşık 4,5 milyar yaşında olan Mars’ın jeolojik tarihi farklı dönemlere ayrılıyor. Son çalışma, gezegenin 4,1 ila 3,7 milyar yıl önceki Noachian dönemine odaklanıyor. Bu dönem, Güneş Sistemi tarihinde “Geç Ağır Bombardıman” olarak bilinen süreçle örtüşüyor. Söz konusu dönemde yoğun meteor çarpmaları yaşandı.
Mars yüzeyinde bu dönemin izleri hâlâ görülebiliyor. Özellikle Hellas Planitia ve Argyre Planitia adlı dev çarpma havzaları, binlerce kilometre genişliğe sahip. Her biri, Akdeniz’deki tüm suyu barındırabilecek hacme sahip dev yapılar olarak dikkat çekiyor.
Yaşam için uygun bir dönem miydi?
Yoğun meteor çarpmalarının yaşandığı bu dönemin kırılgan yaşam formları için elverişsiz olduğu düşünülebilir. Ancak bilim insanlarına göre Mars, tarihinin en yaşanabilir dönemini tam da bu süreçte yaşamış olabilir.
Bu döneme ait kurumuş nehir yatakları, göl tabanları, eski kıyı şeritleri ve delta oluşumları, Mars’ta geçmişte bol miktarda sıvı su bulunduğunu gösteriyor. Ancak Noachian döneminin iklimi hâlâ tartışmalı.
İki ana senaryo öne çıkıyor:
Mars’ın çoğunlukla soğuk ve buzullarla kaplı olduğu, zaman zaman meteor çarpmaları ve volkanik faaliyetlerle buzların eridiği görüşü
Gezegenin sıcak, yağışlı ve büyük ölçüde buzsuz olduğu görüşü
Perseverance’ın bulguları
Bu tartışmaya yeni veriler sağlayan araç ise 2021 Şubat ayında Mars’a iniş yapan Mars 2020 Perseverance görevi oldu.
Perseverance, bir zamanlar göl barındırdığı düşünülen Jezero Krateri’ne iniş yaptı. Yörüngeden alınan görüntüler, krater duvarlarından akan suların oluşturduğu yelpaze biçimli tortul alanları gösteriyor. Bu bölgelerde kil mineralleri yoğun olarak bulunuyor.
Yeni çalışmada, alüminyum açısından zengin ve “kaolinit” olarak bilinen kil çakılları incelendi. Analizler, bu minerallerin Noachian döneminde yoğun kimyasal ayrışmaya uğradığını ortaya koydu.
Dikkat çekici olan ise bu kil minerallerinin demir ve magnezyum bakımından fakir, titanyum ve alüminyum bakımından zengin olması. Bu durum, kayaların volkanizma veya meteor çarpmaları sonucu oluşan aşırı sıcak hidrotermal ortamlarda değil; daha ılıman sıcaklıklarda ve uzun süreli yoğun yağış altında değişime uğradığını gösteriyor.
Araştırmacılar, bu kimyasal bileşimin Dünya’da geçmişte sıcak ve nemli iklim dönemlerinde oluşmuş benzer kil mineralleriyle büyük benzerlik taşıdığını belirtiyor. Çalışmaya göre bu koşullar, Mars tarihindeki “en yağışlı ve muhtemelen en yaşanabilir dönemleri” temsil ediyor olabilir. Üstelik bu iklim koşulları binlerce ila milyonlarca yıl boyunca sürmüş olabilir.
Yaşam izleri ve belirsiz gelecek
Perseverance kısa süre önce, Jezero Krateri’nden topladığı örneklerde olası biyolojik izler (biyoişaretler) bulduğunu da duyurdu. Bu örnekler, gelecekte gerçekleştirilecek bir Mars örnek dönüş görevi için özel kaplarda muhafaza ediliyor.
Ancak söz konusu örnek dönüş misyonunun iptal edilmesi, bu kritik numunelerin Dünya laboratuvarlarında incelenmesini belirsiz bir geleceğe bıraktı.
Bilim dünyasında önemli bir ölçüt olan ve astrobiyolog Andrew Knoll tarafından ortaya konulan “Knoll kriteri”ne göre, bir bulgunun yaşam kanıtı sayılabilmesi için yalnızca biyolojiyle açıklanabilir olması yetmez; biyoloji olmadan açıklanamıyor olması gerekir.
Mars’tan getirilecek örneklerin bu kriteri karşılayıp karşılamadığı ise ancak Dünya’da yapılacak detaylı analizlerle anlaşılabilecek.
Bugün rüzgârların süpürdüğü, çorak ve ıssız görünen Jezero Krateri’nin, milyarlarca yıl önce tropikal bir iklime ve belki de canlı bir ekosisteme ev sahipliği yapmış olabileceği düşüncesi ise bilim dünyasında heyecan oluşturmaya devam ediyor. (İLKHA)



