Tunus Halk Temsilcileri Meclisi üyesi Fatma el-Mesdi, Nahda Hareketi'nin 'terör örgütü' olarak tanımlanmasını öngören bir yasa teklifini parlamentoya sunduğunu açıklamıştı.
6 maddeden oluşan tasarının ikinci maddesinde, Nahda Hareketi'nin 'Tunus'taki Müslüman Kardeşler'in uluslararası yapılanmasının siyasi ve örgütsel uzantısı' olduğu iddia edilerek, hareketin terör örgütü olarak sınıflandırılması talep ediliyor.
Tasarıda, 'ulusal güvenliğin, ulusal egemenliğin ve cumhuriyet düzeninin korunması, partilerin ve derneklerin terör örgütlerine paravan olarak kullanılmasının engellenmesi' amaçlandığı iddia edliyor.
'Siyasi alanı kapatma girişimi'
Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi'nin danışmanı Riyad eş-Şuaybi, yaptığı açıklamada tasarının Tunus'ta 25 Temmuz 2021 sonrası yaşanan siyasi ve hukuki süreçten bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Şuaybi, söz konusu girişimin sadece bir yasama çalışması olmadığını belirterek 'ülkedeki en önemli siyasi aktörlerden birinin siyasi alandan dışlanmasına yönelik bir yönelimi yansıttığını' ifade etti.
Parlamentonun yetki sınırlarına ilişkin anayasal sorunlar bulunduğunu belirten Şuaybi, yasama organının görevinin genel ve soyut kurallar koymak olduğunu, belirli kişi veya siyasi hareketleri hedef alan düzenlemeler yapmaması gerektiğini dile getirdi.
'Terör örgütü tanımı siyasi kararla verilemez'
Şuaybi, herhangi bir siyasi oluşumun 'terör örgütü' olarak nitelendirilmesinin, sabit deliller, yargı kararları ve adil yargılanma güvencelerine dayalı olması gerektiğini belirterek, bunun parlamentodaki çoğunluğun siyasi iradesiyle belirlenemeyeceğini ifade etti.
Nahda yöneticisi, yasa teklifinin Tunus'taki derin krize çözüm getirmeyeceğini, aksine 'kutuplaşmayı artıracağını ve dışlama alanını genişleteceğini' söyledi.
Ülkenin ihtiyacının devlet kurumlarına güvenin yeniden inşa edilmesi ve hukuk devletinin güçlendirilmesi olduğunu ifade eden Şuaybi, yasama faaliyetlerinin siyasi hesaplaşma aracı haline getirilmemesi gerektiğini kaydetti.
'Partiler yasayla doğmaz, yasayla sona ermez'
Şuaybi, siyasi hareketlerin kanunla kurulmadığını ve yalnızca kanunla ortadan kaldırılamayacağını belirterek, siyasi yapıların toplumsal ve siyasi dinamiklerle ortaya çıktığını söyledi.
Bir siyasi oluşumun ancak hukuk ve yargı süreçleriyle değerlendirilebileceğini ifade eden Şuaybi, 'Bir parlamento çoğunluğu, sosyal ve tarihsel bir karşılığı bulunan siyasi yapının sonunu tek taraflı bir yasama kararıyla belirleyemez.' dedi.
Nahda Hareketi yöneticisi, tartışmanın yalnızca Nahda ile ilgili olmadığını belirterek, bunun Tunus'ta nasıl bir devlet modelinin inşa edildiği sorusunu gündeme getirdiğini söyledi.
Şuaybi, 'Hukukun ve kurumların egemen olduğu bir devlet mi inşa ediliyor, yoksa yasama, yargı ve idari araçlar siyasi rakipleri dışlamak için mi kullanılıyor?' değerlendirmesinde bulundu. (İLKHA)




