Toplumda kültür haline gelen ve yanlış bir uygulama olan taziye yemeklerinin, taziye sahiplerini her açıdan zor durumda bıraktığına değinen Prof. Dr. Çelik, uygulamanın cenaze sahiplerine sıkıntı vermek değil, onların sıkıntılarını hafifletmek olması gerektiğini kaydetti.
Dr. Çelik, "Taziye, yakını ölen birine sabır telkin etmek, onları teselli edip acılarını paylaşmak anlamına gelir. Hadis-i şerifte Müslümanın, Müslüman üzerindeki hakları sayılırken, 'Öldüğünde cenazesinin ardından gitmek.' şeklinde bir haktan da bahsedilir. Yani imkânımız var ise, ölen bir Müslümanın cenazesine katılmak, onun defnedilmesinde bulunmak ve defninden sonra da yakınlarının acısını paylaşmak gerekir." dedi.
"Bu vazifeler farz-ı kifâyedir"
Müslümanların taziyesinde bulunmanın ehemmiyetine değinen Dr. Çelik, bir Müslüman olarak hem hem cenazeye hem de cenaze sahiplerine karşı yapılması gereken sorumlulukların olduğunu belirtti.
Dr. Çelik, "Cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, namazının kılınıp defnedilmesi cenazeye karşı yapmamız gereken sorumluluklarımızdır. Bu vazifeler farz-ı kifâyedir. Ümmetten birileri bunları yapmak zorundadır. Birileri bunları yapmadığı takdirde herkes bundan sorumludur. Cenazenin yakınlarına taziyede bulunup onların acılarını paylaşmak ise cenaze yakınlarına karşı yapmamız gereken sorumluluklardandır. Onun yükünü paylaşmak, ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı almak yapmamız gereken temel şeylerdendir." ifadelerini kullandı.
"Cenaze sahiplerine yemek verilmelidir"
Taziye sahiplerinin sıkıntısının azaltılması gerektiğine değinen Prof. Dr. Çelik, "Cenaze evinde yemek verilmesi cenaze sahibinin görevi mi, yoksa cenaze sahibinin yakınlarının mı? Veya cenaze evinde yemek verilir mi? Yemek verilirse bu yemekten kimler yiyebilir veya yiyemez? Cenazede asıl yapmamız gereken şey, cenaze sahiplerine sıkıntı vermek değil onların sıkıntılarını hafifletmektir. Cenaze evine yemek götürmek onların sıkıntılarını hafifletmek anlamına geldiği için cenaze sahiplerine yemek verilmelidir. Sünnet olan budur. Üç gün cenaze evine yemek götürmektir. Peygamber Efendimizin amcasının oğlu Cefar b. Ebu Talib (ra) Mute savaşında şehit düştüğünde şöyle buyurmuştu: 'Cafer’in ailesine yemek yapıp götürün. Çünkü başlarına kendilerini meşgul edecek bir musibet geldi.' (Ebu Davud, Cenaiz: 25-26)" şeklinde konuştu.
"Cenaze evine yemek götürmek sünnettir"
Cenaze sahiplerini külfete koymak değil, onlara yemek yapıp götürmenin sünnet olduğuna değinen Dr. Çelik, "Cenaze evine yemek götürmek sünnet iken, cenaze sahiplerinin gelenlere yemek yaptırmaları bidattir. Din adına sonradan uydurulmuş bir uygulamadır. Dinin içerisinde yoktur. Dine sonradan dahil edilmeye çalışılmış bir adettir. İmam Nevevî, 'Eğer kadınlar bir evde toplanır ve ölü için ağlarlarsa onlar için yemek yapmak caiz değildir. Onlara yardım etmek, günaha yardım etmek demektir.' der. Tabi buradaki ağlama; ölçüyü aşarak, saçlarını yolarak, elbiselerini yırtarak veya uygun olmayacak şekilde ağıtlar yaparak yapılan ağlamadır. Yoksa normal şekilde yapılan ağlamada bir sıkıntı yoktur. Cerir b. Abdullah da 'Bizler ölü sahiplerinin yanında toplanmayı, onların da toplananlara yemek hazırlamalarını niyâhe gibi kabul ederdik.' demiştir. Nihâye ölünün arkasından ağıt yakmak, aşırı derecede ağlamak, yas tutmak demektir." dedi.
"Cenaze evi her taziyeye gelenin yemek yiyeceği bir mekan değildir"
İslam'ın ilk yıllarından beri taziyenin bir sünnet olarak devam edip geldiğini kaydeden Çelik, "Ama zaman içerisinde bu sünnetin içerisine yanlış şeyler karışmıştır. Günümüzde cenaze sahipleri 'Ölen cenazemizin hayrına.' diyerek cenazelerde ziyafetler vermeye başlamışlardır. Oysaki ziyafet, üzüntü halinde değil, sevinç hallerinde verilen bir şeydir. Onun için cenaze sahiplerinin yemek vermesi uygun değildir. Doğuya doğru gittiğimizde bu ziyafet uygulaması çok çok daha ileri boyutlara taşınmaktadır. Kurbanlar kesilmekte, yüzlerce, binlerce insanlara yemekler verilmektedir. Cenaze sahibi kadınlar bir taraftan ağlarken, diğer taraftan da yemek yapmakla meşgul olmaktadırlar. Yapılması gereken, sünnet olan cenaze evine dışarıdan yemek getirmektir. Bu da cenaze sahipleri veya uzaktan gelen kimseler içindir. Yoksa cenaze evi her taziyeye gelenin yemek yiyeceği bir mekan değildir. Onun için gelen yemekler de ayrı bir mekânda ve cenaze sahiplerine ve dışarıdan gelenlere verilmelidir." ifadelerini kullandı.
Cenaze sahiplerinin yemek yapmalarının uygun olmama nedenlerini açıklayan Çelik, şöyle devam etti:
"Böyle bir uygulama sünnete muhaliftir. İslam'da olmayan, dine sonradan sokulmuş bir uygulamadır. Cenaze sahiplerinin, cenazelerinin arkasından kurbanlar kesmesi, onlar adına yemek vermesi cahiliye döneminde var olan bir uygulama idi. Bu şekilde yapan kimse bu uygulaması ile müşriklere benzemiş olacaktır. Bu şekildeki bir uygulama, matem (niyâhe) için harcanan haram infaka benzemektedir. Eğer yemek ölenin mirasından hazırlanır ve ölenin mirasçıları arasında küçük yetimler de var ise onların malından haksızca harcama olacaktır." (İLKHA)




