Geçtiğimiz günlerde işgal rejimi tarafından mübarek Ramazan ayında Mescid-i Aksa’nın kapılarının kapatılmasına ilişkin kaleme aldığı yazısında, Mescid-i Aksa’nın yaşadığı kuşatma ve ibadet kısıtlamalarına dikkat çekti.
Bu konuda derin bir hüzün oluşturduğunu belirten Ebu Zeyd, “Ben sadece Kudüs’te bir mescid değilim, ümmetin kalbiydim ve hâlâ kalbiyim.” ifadeleriyle Müslümanlara birlik ve sorumluluk çağrısı yaptı.
Ebu Zeyd, kaleme aldığı “Sessizliğin Ortasında Bir Feryat: Mescid-i Aksâ’nın Ümmete Mektubu” başlıklı yazıda, Mescid-i Aksa’daki ibadet kısıtlamalarını ve işgal altında yaşanan durumu güçlü ifadelerle ele aldı.
Yazıda, Mescid-i Aksa’nın diliyle ümmete hitap edilerek, Ramazan ayında ibadetlerin engellenmesi ve mescidin kuşatma altında tutulması eleştirildi.
Ebu Zeyd, metninde Mescid-i Aksa’nın İslam’daki konumunu hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Ben Mescid-i Aksa’yım. Sözlerime önce hamd ile başlarım. Hamd, beni mübarek kılan, çevremi bereketlendiren ve asırlardır secdelerle dirilten Allah’a mahsustur. O Rabbime hamd ederim ki beni yeryüzünün en mukaddes mescidlerinden biri yaptı ve adımı Kur’an’ın nuruyla ebedileştirdi.”
Mescid-i Aksa’nın Miraç Gecesi'nde Peygamber Efendimiz’in uğradığı mukaddes mekân olduğunu hatırlatan Ebu Zeyd, “Salât ve selâm, bir gece Mescid-i Haram’dan bana getirilen o büyük Peygamber’e olsun. O Nebî ki benim avlularımda durdu, Peygamberlere imam oldu ve ümmetine benim kıymetimi öğretti. Ben o gecenin şahidiyim. Peygamberlerin saf tuttuğu o secdeyi hatırlıyorum. O mübarek gecenin hatırası hâlâ taşlarımda, minarelerimde ve avlularımda yankılanır.” dedi.
Ramazan ayında Mescid-i Aksa’da ibadetlerin engellenmesine dikkat çeken Ebu Zeyd, “Bu yıl Ramazan geldiğinde kapılarım kapatıldı. Avlularım boş bırakıldı. Minberim susturuldu. İşgalciler beni kuşattı, müminlerin bana ulaşmasını engelledi ve teravih namazını, cuma namazını, cemaatle ibadeti yasakladı. Bana doğru yürüyen insanların önüne barikatlar kuruldu; kalbini bana bağlamış olanlar sokaklarda, duvarlarımın dışında namaz kılmaya zorlandı. Ramazan gecelerinde Kur’an tilavetinin yankılanması gereken taşlarım bu yıl asker postallarının sesiyle çınladı. Secde gözyaşlarının düşmesi gereken yerlerde korku ve baskının gölgesi dolaştı. Benim için Ramazan, asırlar boyunca ibadetin en güzel mevsimi olmuştu; müminler gece boyunca teravihte saf tutar, sabaha kadar dua ederdi. Şimdi ise bu mübarek ayda bile kapılarım kapalı.” ifadelerini aktardı.
Mescid-i Aksa’nın İslam dünyası için taşıdığı anlamı vurgulayan Ebu Zeyd, “Ben sıradan bir yapı değilim. Ben Allah’ın Kur’an’da zikrettiği mübarek bir mekânım. Rabbim benim hakkımda şöyle buyurur: ‘Kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir.’ Bu ayet benim sadece bir şehirde bulunan bir mescid olmadığımı, bütün İslam ümmeti için bir emanet olduğumu gösterir.” şeklinde ifade etti.
Ebu Zeyd, Mescid-i Aksa’nın İslam tarihindeki yerini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Ben Peygamberlerin mescidiyim. Ben, Resûlullah’ın Miraç Gecesi'nde uğradığı ve bütün Peygamberlere imam olduğu mekânım. Ben İslam’ın ilk kıblesiyim. Müminler uzun yıllar namazlarını bana yönelerek kıldılar. Ey Muhammed ümmeti… Sana sitem ediyorum, çünkü seni seviyorum. Sana sitem ediyorum, çünkü sen benim sahibimsin. Asırlar boyunca beni savunan, benim için gözyaşı döken, benim için can veren sen oldun. Fakat bugün seni sessiz görüyorum.”
Mescid-i Aksa’nın esaretinin sadece askeri bir mesele olmadığını belirten Ebu Zeyd, “Tarih boyunca düşmanlar hep vardı. Fakat ümmet güçlü olduğunda ben özgürdüm. Bugün ise asıl sebep ümmetin parçalanmışlığıdır. Kalpleriniz ayrıldığında, hedefleriniz dağıldığında ve dünya sevgisi kalplerinizi doldurduğunda ben de esir kaldım. Ben Mescid-i Aksa’yım. Beni yalnız bırakmayın. Sessizliğiniz benim zincirimdir. Uyanışınız benim özgürlüğümdür. Bir gün yine avlularım dolacak, teravihler saf saf kılınacak ve minarelerimden yükselen ezan bütün ümmetin dirilişinin müjdesi olacaktır.” ifadelerini sonlandırdı. (İLKHA)





