Toprağın korunması, bilinçli gübreleme ve doğru sulama yöntemlerinin hayati önem taşıdığını ifade eden Öztürkmen, gelecek nesiller için toprak, su ve doğanın sürdürülebilir şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı.
Toprağın insanlık için vazgeçilmez bir yaşam kaynağı olduğunu ifade eden Öztürkmen, verimli ve sağlıklı toprağın bilinçli kullanım, doğru gübreleme ve tasarruflu sulamayla korunabileceğini, aksi halde gıda güvenliğinin ve gelecek nesillerin risk altına gireceğini söyledi.
Toprağın canlı bir organizma olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, İLKHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, toprağın insanlık için vazgeçilmez bir kaynak olduğunu ifade etti.
“Toprak yaşamın köküdür”
Toprağın insanlar için vazgeçilmez bir parça olduğunu vurgulayan Öztürkmen, “Toprak sadece bir madde değil, sadece bir toz değil. Toprak bir canlıdır, bunu her zaman söylüyorum. Bir yemek kaşığı sağlıklı toprak içerisinde dünya nüfusu kadar canlı yaşamaktadır ve bu canlıların organizasyonuyla bizim bitkisel üretimlerimizin tadı, miktarı ve üretimi meydana gelmektedir. Gıdalarımızın %95'i topraktan geliyor. Toprak yok ise gıda yok, gıda yoksa insanlık yoktur. Toprak yaşamın köküdür, kökenidir. Topraksız bir hayat düşünülemez. Az önce de söylediğim gibi biz toprak tanımlamasını yaparken, yeryüzünü kaplayan, kısaca söylüyorum, canlıları içerisinde oluşturan, katı, sıvı ve gaz fazları bulunan üç boyutlu canlı varlıktır diyoruz. O yüzden toprak bizim yaşamımızın vazgeçilmezidir. Toprak çok katmanları ve çok fazla içerisindeki boşlukları olan, adeta bir sünger gibi bir yapıdır; suyu alır, süzer, yeraltı kaynaklarını besler, karbonu hapsederek iklimi dengeler, yeryüzündeki canlı türlerinin dörtte birine ev sahipliği yapar. Toprak yaşamdaki birçok olayı, yani bizim paralarla ya da büyük masraflarla yapabileceğimiz şeyi hiçbir karşılığı olmadan yapan, yine aynı şeyi söyleyeceğim, canlı bir varlıktır. Toprak bozulursa, kötüleşirse verim düşer, gıda fiyatları artar, besin değeri düşük ürünler yetişir. Bu da bizim için doğrudan açlık ve kronik sağlık sorunlarını ortaya koyar, böyle bir riski ortaya çıkarır. Toprağın sağlıklı olması, toprağın verimli olması bizim üretimimizin artmasını sağlar. Bugün dünyada 9 milyar civarında bir nüfus var ama 1 santim genişleyebilme şansımız yok. Dolayısıyla elimizdeki topraklardaki verimi en iyi şekilde artırmak zorundayız ki dünya nüfusu ya da bizler aç kalmayalım. Az önce söyledim, gıdamızın %95'ini üreten önemli bir kaynak topraktır. Toprağın bu önemine binaen insanlar tarafından da iyi kullanılması, düzgün kullanılması, iyi işlenmesi ya da verimi arttırıcı eksiği varsa gübresinin verilmesi falan çok önemlidir. Bu anlamda toprak gıda için, hayatımız için çok önemlidir.” şeklinde konuştu.
“Fazla gübre toprağı tuzlaştırır”
Toprağın insanlara her konuda cömert olduğunu dile getiren Öztürkmen, “Toprak bizim için önemlidir, toprağı beslemeliyiz, gübreyi vermeliyiz, ilaç verilmesini istiyoruz. Ancak yeterli derecede vermediğimiz zaman, bir baş ağrısı ilacını bile fazla miktarda aldığımız takdirde büyük bir rahatsızlık duyabiliriz. Toprak da o şekilde bir canlıdır. Biz fazla gübreyi verdiğimiz zaman toprakta tuzlaşma meydana gelecektir ve toprağın kötüleşmesine neden olacaktır. Topraktaki gübre veya kullanılan kimyasallar toprağın yapısını bozduğu gibi bitkisel üretimdeki zararlı yapıları da ortaya çıkarmaya neden olacaktır. Dolayısıyla yanlış uygulamalar topraktaki bozulmaların artışına neden olduğu gibi, bu durum bizim kısa vadede düzeltilmesi mümkün olmamakla beraber bir iyileştirme süreci gerektirecektir. Az önce söylediğimiz bir şey vardı, toprağın insana canlı bir varlık olarak her konuda cömert olduğunu, bize her şeyi verdiğini söylemiştik; fakat kötüleşen bir toprak bizim o masrafsız bize ödediklerini çok masraf ödeyerek yerine getirebiliyor. Yani toprağı iyileştirme çalışmaları maalesef ki çok büyük masraflara neden oluyor. Dolayısıyla sağlığımızda da onu konuşuruz; sağlığımız kötüye gitmesin diye küçük küçük masraflar yapabiliriz ama sağlığımız kötüye giderse o masrafları fazlasıyla yapıp yine geri kazanamayız. Bu da üzücü bir şeydir. Dolayısıyla toprağı iyileştirmek için kullanılacak ya da harcanacak parayı düşünmeden, önceden kötüleştirmemeye gayret etmemiz lazım. Bunu da dozunda gübre kullanarak yapmalıyız, fazla gübreleme yapmayacağız. Bugün topraktaki fazla azot nitrat kirliliğine, fazla fosfor ötrofikasyona ya da bozulmaya neden olacağı gibi, bunları kararında kullanırsak bitkisel üretim için, sağlığımız için ve verim için çok önemli olacaktır.” ifadelerini kullandı.
“Toprak gelecek nesillerin de malıdır”
Gelecek nesillere güzel bir yarın bırakabilmemiz için kuralları ve kanunları uygulamamız gerektiğini söyleyen Öztürkmen, “Toprağı korumak bizim için çok önemlidir. Bir çiftçi için toprak nasıl korunabilir? Bilinçli sulama ya da tasarruflu sulama. Bugün damla sulama sistemleri, yağmurlama sistemleri vardır; yani çok su çok ürün demek değildir, bunu bilip ona göre davranmamız çok önemlidir. Dolayısıyla toprağı iyi korumak için iyi bir sulama yapmak lazım. Suyu çok fazla kullanmamak, israf etmemek lazım. Yine az önce söylediğimiz gibi fazla gübre, fazla ilaç tarımda ya da toprakta iyileştirici değildir; bunlar toprağa zarar verdiği gibi toprağı çoraklaştırır, tuzlulaştırır, kötü ve verimsiz hale sokar. Yine kurumlar için toprak koruma kanunları var, bunların uygulanması çok önemlidir. Bugün toprak dünyada sadece bizim malımız değil, gelecek nesillerin malıdır. Gelecek nesillere güzel bir yarın bırakabilmemiz için bu kanunları uygulamamız şarttır. Bugün 5403 sayılı bir yasa var; yasayı açıp okuduğunuzda trafikteki en gaddar yasadan daha gaddar. Yani gidip ulu orta “Bu tarla benim, buraya ev yapmak istiyorum veya başka bir şey yapmak istiyorum” diyemezsiniz. Her şeyin bir kuralı var, bu kuralları uygulamak şarttır. Yine vatandaş için ise israfı önlemek ve doğaya sahip çıkmak çok önemlidir. Dünyada tarım yeni bir trende giriyor; artık buğdayı 600 kilo, 700 kilo almanız önemli değil, onu alabilmek için ne kadar harcadığınız önemlidir. Yani siz 700 kilogram buğday alırsınız, 650 kilogramlık masraf ettiyseniz 50 kilogram kâr edersiniz; ama siz 500 kilogram buğday alın fakat 250 kilogram masraf edin, o zaman 250 kilogram kâr edersiniz ki tarımda tasarrufun ya da maliyetin az olmasının en büyük etkenleri gübreyi iyi kullanmak, sulamayı iyi yapabilmek ve tarımsal üretimdeki kimyasalları çok iyi kullanabilmektir. Fazla gübre fazla para demektir. Yine toprağın aşırı işlenmesi ya da kontrolsüz işlenmesi, bitkisel üretimde kimyasalların bilinçsizce kullanılması bunların hepsi tarımsal üretimde maliyettir. Bunlardan kaçınıp hem kârımızı arttıracağız hem de toprağın, tarımın daha sağlıklı, daha düzgün olmasına neden olacağız.” dedi.
Son olarak toprağın ve diğer kaynakların önemine değinen Öztürkmen, “Toprak, su, doğa hepimizin; hatta bu üç tane varlık bizim insanlık için çaba gösteren, insanlığın yaşamı için en önemli kaynaklardır. Bu kaynakların gelecek nesillere düzgün bir şekilde aktarılması ya da bu kaynakların düzgün kullanılması bizim için çok önemlidir. İyi bir organizasyon çok kârlılıktır, iyi bir besin zinciri demektir. Eğer biz bunları iyi başarabilirsek geleceğe karşı çok rahat oluruz; bunları kötüleştirirsek geleceğimizi karartmış oluruz.” Şeklinde konuştu. (İLKHA)



