Batman Sağlık ve Çevrecilik Derneği (Sağ-Çev) Başkanı Ömer Faruk Dursun, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının fedakârlıklarına dikkat çekti.
Dursun, dünyanın farklı bölgelerinde zorlu şartlar altında görev yapan sağlık çalışanlarının insanlığın vicdanını temsil ettiğini belirterek, görev başında hayatını kaybeden sağlık emekçilerini saygıyla andıklarını ifade etti.
İLKHA muhabirine konuşan Dursun, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda evrensel bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
"Hekimlik evrensel bir sorumluluktur"
Dursun, sağlık çalışanlarının insan hayatını korumayı amaçlayan kutsal bir görevi yerine getirdiğini belirterek, şunları söyledi:
"14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle, insan hayatını korumayı meslek edinmiş tüm sağlık çalışanlarının emeklerini saygıyla selamlıyoruz. Hekimlik, yalnızca bir meslek değil; insan hayatını her koşulda korumayı amaçlayan evrensel bir sorumluluktur. Dünyanın neresinde olursa olsun, savaşın, yoksulluğun ve felaketlerin ortasında görev yapan sağlık çalışanları, insanlığın vicdanını temsil etmektedir."
"Filistin'de görev başında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarını anıyoruz"
Son yıllarda siyonist işgal rejiminin Gazze'deki saldırılarına da değinen Dursun, "Ne yazık ki son yıllarda Filistin'de yaşanan saldırılar sırasında birçok sağlık çalışanı görev başındayken hayatını kaybetmiştir. Bu vesileyle özellikle Filistin'de görev yaparken yaşamını yitiren ve dünya kamuoyunun vicdanında yer edinen hekim ve sağlık emekçilerini de saygıyla anıyoruz." dedi.
"Sağlık çalışanları savaşın en ağır koşullarında bile insan hayatını korumaya çalıştı"
Dursun, Gazze'de görev yaparken işgal rejimi tarafından katledilen sağlık çalışanlarının insanlık adına büyük bir fedakârlık gösterdiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
"Gazze'de yaralılara müdahale ederken hayatını kaybeden ortopedi cerrahı Hamdi al-Najar, yoğun bombardıman altında hastalarını terk etmeyerek mesleki sorumluluğunu son ana kadar yerine getirmiştir. Çocuk hastalara ve yaralılara yardım ederken yaşamını yitiren Refaat Alareer, yalnızca bir hekim ve akademisyen değil aynı zamanda insanlık vicdanını dile getiren bir aydın olarak hatırlanmaktadır. Yine görev yaptığı sağlık merkezinde yaralıları tedavi etmeye devam ederken saldırılar sonucu hayatını kaybeden çok sayıda Filistinli doktor, hemşire ve sağlık görevlisi, mesleklerinin en temel ilkesi olan 'yaşatmak' için canlarını ortaya koymuştur."
"Sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar kabul edilemez"
Sağlık personeline yönelik saldırıların uluslararası hukuk açısından kabul edilemez olduğuna dikkat çeken Dursun, "Bu fedakâr sağlık emekçileri, savaşın en ağır koşullarında bile insan hayatını korumaya çalışmanın ne kadar kutsal bir sorumluluk olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Sağlık çalışanlarına yönelik her türlü saldırının uluslararası hukuk açısından kabul edilemez olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Hastaneler, ambulanslar ve sağlık personeli; savaşın dahi dokunmaması gereken insani alanlardır." diye konuştu.
"Sağlık hakkını ve yaşamı savunmaya devam edeceğiz"
Dursun, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla sağlık çalışanlarına teşekkür ederek sözlerini şöyle tamamladı:
"14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle; başta ülkemizdeki hekimlerimiz olmak üzere dünyanın her yerinde insan hayatı için mücadele eden tüm sağlık çalışanlarına şükranlarımızı sunuyor, görev başında hayatını kaybeden sağlık emekçilerini saygı ve rahmetle anıyoruz. Sağlık, yaşam hakkı ve insan onuru; barışın, adaletin ve sağlıklı bir çevrenin var olduğu bir dünyada gerçek anlamını bulacaktır. Bu nedenle sağlık hakkını ve yaşamı savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz." (İLKHA)



