Şanlıurfa İl Müftü Yardımcısı İbrahim Halil Aslan, Filistin meselesinin uzun yıllardır Müslümanların kanayan yarası olduğunu belirterek, son dönemde Filistinli mahkumlar hakkında alınan idam kararının vicdanları yaraladığını söyledi.
İdam kararını hem insani hem de İslami açıdan değerlendiren Aslan, Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka hiç kimsenin alamayacağını ifade etti.
Ancak adli vakalar ve kısas dışında, keyfi şekilde insanların ortadan kaldırılmasının doğru olmadığını belirten Aslan, 'Toplu şekilde yok etme anlayışı ne insanlıkta ne de İslam'da kabul edilebilir.' dedi.
Siyonist rejimin sadece güçten anladığını ifade eden Aslan, siyonist anlayışın fitne ve çatışmayı körüklediğini, bu nedenle Müslümanların bu gerçeği göz önünde bulundurarak hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Filistinliler aleyhine alınan her kararın Müslümanların vicdanını yaraladığını belirten Aslan, 'Bir yerde zulüm varsa, mağdurun dini ya da kimliği ne olursa olsun buna karşı çıkmak gerekir. Filistin söz konusu olduğunda ise bu hassasiyet daha da artmaktadır.' ifadelerini kullandı.
Savaş esirlerine yönelik kötü muamelenin de kabul edilemez olduğunu vurgulayan Aslan, İslam'da esirlere işkence yapılmasının yasak olduğunu belirtti.
Aslan, Peygamber Efendimizin savaş ahlakına işaret ederek, esirlerin fidye ile ya da karşılıksız serbest bırakılabileceğini, ancak esaretleri nedeniyle kötü muameleye maruz bırakılamayacaklarını söyledi.
İslam ülkelerinin birlikte hareket edememesinin en büyük sorunlardan biri olduğunu dile getiren Aslan, Müslümanların birlik olduğunda büyük bir güç ortaya koyabileceğini ifade etti.
Son dönemde yaşanan gelişmelerin bunu gösterdiğini kaydeden Aslan, bugün Filistinli mahkumlar hakkında verilen kararların, yarın başka ülkelerdeki Müslümanları da hedef alabileceği uyarısında bulundu.
'siyonist akıl ortalığı sadece fitneye verme amacı taşıyor'
Filistin meselesinin Müslümanların kanayan yarası olduğunu dile getiren Aslan, 'Bahsedilen konu elbette çok önemli bir konudur. Müslümanların kanayan yarası durumuna gelmiştir. Uzun yıllardır dermanı bulunamayan ve Müslümanların gayretle çare aramaya çalıştığı, dertlerine deva bulmaya çalıştığı bir meseledir. Filistin meselesi, son dönemlerde Filistinli mahkumlarla ilgili alınan idam kararı ile ilgili konuyu hem insani hem de İslami açıdan değerlendirecek olursak; insani olarak baktığımız zaman Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka kimsenin almaması gerektiği insani bakış açımızdır. Bu bakış açısı aynı zamanda İslamidir. Çünkü İslam, fıtratla bağdaşan bir dindir. Dolayısıyla Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka kimsenin almayacağıdır. Ancak adli bazı olaylar vesilesiyle, kısas uygulaması neticesinde bazı adli vakalardan dolayı olabilir. Ama onun dışında keyfi muamele olarak topyekûn yok edelim, ortadan kaldıralım; bu doğru bir yaklaşım değildir. Dolayısıyla her kesimin bu konuda dikkat etmesi gereken bir husustur. Şunu da özellikle ifade etmeliyim ki muhatap kesimin İsrail olması, siyonist akıl olması ki siyonist akıl ortalığı sadece fitneye ve ateşe vermek ve suyu bulandırmak amacı taşıdığı için bunlarla bir masa etrafında oturup konuşma fırsatı dahi sunmuyorlar, böyle bir ortam dahi oluşturamıyorlar. Uzun yıllardır tecrübe edilen husus, israilin güçten anladığı hususudur. Bu güç uygulanmazsa İsrail bu verdiği karardan caymaz, vazgeçmez. Konuşurken, bu konudan bahsederken bunu göz önünde bulundurarak Müslüman kesimin hareket etmesi elzemdir.' şeklinde konuştu.
'İslami bakış açısıyla insanlığın fıtratı birbirine aykırı değildir'
Yapılan zulme sessiz kalmanın, insani ve İslami konuda sıkıntı olduğunun göstergesi olduğunu belirten Aslan, 'israilin Filistinliler aleyhinde almış olduğu her karar, Müslümanların vicdanını yaralamakta. Her Müslümanın endişe duyması gerektiği kanaatindeyiz. Eğer bir yerde bir zulüm oluyorsa, bu Müslüman olsun veya Müslüman olmasın fark etmez. Bizler eğer o zulme karşı hareketsiz, tepkisiz kalıyorsak bu bizim insani yaşantımızda da İslami düşüncemizde de bir sıkıntı olduğunun göstergesidir. Konu Filistin olunca bu konu daha fazla hassasiyet arz etmektedir. Dolayısıyla Filistin halkının aleyhine de olsa bu istenmeyen bir durumdur. Toplum bu durum karşısında bir dayanışma sergileyecektir. Toplumu bir araya getirip tepki göstereceği bir davranış olacağını düşünüyorum. Savaş esirlerine bile sırf savaş esiri oldukları için kötü muamelede bulunulmaz. Bu konuda Peygamber Efendimizin hayatına baktığımız zaman, siyerdeki uygulamalarına, Peygamber Efendimizin savaş ahlakıyla ilgili öğretilerine baktığımız zaman Kur'an da bunu söyler. Bir esir alındığı zaman ya fidye ile ya da fidye olmaksızın, karşılıksız bir şekilde serbest bırakılma yoluna gidilir veya o dönemdeki imamın tasarrufundadır. Ama esir, esaretinden dolayı işkenceye maruz bırakılamaz. Bu, İslami bir bakış açısıdır. İslam'ın emrettiği bir husustur. Ama insani fıtrat da bunu ifade eder. Yani İslami bakış açısıyla insanlığın fıtratı birbirine aykırı değildir. Dolayısıyla esirlere kötü muamelede bulunmak, insaniyette de İslamiyet'te de yeri olmayan bir uygulamadır.' ifadelerini kullandı.
'Bu yapılanlar Filistinli esirlerle sınırlı kalmayacaktır'
Aslan, 'Bizim üzüldüğümüz bir husus da İslam ülkelerinin birlikte hareket edemeyişi hususudur. Bu konuda Müslümanlar birlikte hareket edebildiklerinde nasıl bir etki edebileceklerinin farkına vardıkları gün, bu işlerin tamamen terse aksedeceği bir hakikattir. Bunu kimse inkar edemez. Son dönemlerde yaşanan bazı olaylar da bize bunu göstermiştir. Özellikle İran konusunda, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla, sadece elinde bulunan bir imkanı kullanmasıyla beraber dünyayı nasıl dize getirdiğini, sistemleri nasıl kilitlediğini hep beraber müşahede ettik. İslam ülkeleri hiçbir zaman bugünkü kadar zengin olmamıştır, bugünkü gibi imkanlara sahip olmamıştır; fakat bugünkü kadar da zelil bir duruma düşmemiştir. Diplomatik olarak da askeri olarak da toplumsal dayanışma olarak da birlikte hareket edemeyişimizin faturasını bugün Filistinli mahkumlar aleyhine verilen idam kararı ile birlikte maalesef görmekteyiz. Bu durum, Filistinli esirlerle sınırlı kalmayacaktır. Yarın Lübnanlı esirler, Suriyeli esirler, İranlı kardeşlerimiz, Mısırlı kardeşlerimiz, Ürdünlü kardeşlerimiz; peyderpey bu durum genişleyip gidecektir. Bunun sebebi de birlikte hareket edemeyişimizdir.' diye konuştu.
'Bu uygulama insanlığın aleyhine yapılan bir uygulamadır'
İnsanların bu hukuksuzluğa karşı hareket ettiği gün özgürlüğün günü olacağını vurgulayan Aslan, 'Bizler bu konuda gerek Müslüman olsun gerek Müslüman olmasın fark etmez, artık topyekûn insanlığın aleyhine yapılan bir uygulama olduğunun farkına varmalıyız. Yani Müslüman, gayrimüslim ile beraber veya gayrimüslim, Müslümanla beraber temel dayanağı olmayan bu uygulamalar karşısında dünyanın her yerinden seslerini yükseltmeleri gerekir. Bu önemli bir husustur. Dünyadaki insanlar eğer birlikte hareket ederlerse başaramayacakları bir şey söz konusu bile değildir; başarabilirler ve tüm sistemleri alt üst edebilirler. Dünyanın başına bela olmuş yüzde beşlik bir kesim dünyayı idare ettiğinden dolayı, kontrol altında tuttuklarından dolayı maalesef gerek Müslüman olsun gerek Hristiyan olsun gerek Yahudiler olsun... Tabii Yahudiler içerisinde de bu sistemden rahatsız olan kesimler var; bunun Müslümanlıkla alakası yok. Hristiyanlardan da bu konuda mağdur olanlar var, herhangi bir dine inanmayan, ateist olanlardan da bu konuda mağduriyet yaşayanlar vardır. Dolayısıyla tüm insanlığın bu yanlış kararlara ve bu hukuksuz uygulamalara karşı hareket ettiği gün, özgürlüğümüzü elde ettiğimiz gün olacaktır inşallah.' ifadelerine yer verdi.
'Filistin için artık fiili dua yapılması gerekir'
Filistin için artık fiili dua yapılması gerektiğini söyleyen Aslan, 'İnşallah Mescid-i Aksa'nın ibadete açılıp hep beraber orada ibadet etmeyi Rabbim bize gösterir. Özellikle şunu ifade edelim: Bizler kendi kendimizi kandırmayalım. Mescid-i Aksa'yı açacak bir güç varsa, İslam ülkelerinin oluşturacağı bir güçtür. Allah, değiştirilmesini veya düzenin değiştirilmesini insanlara, Müslümanlara tebliğ etmiştir. Dolayısıyla bu vazife insanlığadır. Bizler de elimizi açıp 'Ya Rab, burayı kahreyle, burayı zelil eyle' demekle olmuyor. Fiili duanın zamanı geldi, geçiyor. Artık insanları fiili dua yapmaya davet ediyoruz. Allah cümlemizi insanlığın aleyhine olan bütün planların şerlerinden muhafaza eylesin.' dedi. (İLKHA)





