Son yıllarda sosyal medya platformlarında nefret söylemi, hakaret ve kutuplaştırıcı paylaşımların artması, dijital iletişim kültürüne ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Uzmanlar, bu tür söylemlerin yalnızca bireyleri değil, toplumsal barış ve güven ortamını da olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.
Sosyolog Taner Günce, konuya ilişkin İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, sosyal medyanın günümüzde yalnızca iletişim kurulan veya haber alınan bir mecra olmadığını, aynı zamanda toplumsal değerlerin, kimliklerin ve ilişkilerin yeniden üretildiği güçlü bir sosyal alan haline geldiğini belirtti.
Günce, sosyal medyada kullanılan her ifadenin toplumsal etkilerine dikkat çekerek, 'Bugün sosyal medya, yalnızca haber aldığımız ya da iletişim kurduğumuz bir mecra değildir. Aynı zamanda toplumsal değerlerin, kimliklerin ve ilişkilerin yeniden üretildiği güçlü bir sosyal alandır. Bu nedenle burada kullanılan her kelime, yalnızca bireysel bir ifade değil, toplumun geleceğini etkileyebilecek bir sosyal davranıştır.' dedi.

Sosyolog Taner Günce
'Nefret dili, önyargıları besleyen bir sürecin parçasıdır'
Nefret dilini sosyolojik açıdan değerlendiren Günce 'Sosyolojik açıdan nefret dilini açıklarsak; bireyleri veya toplulukları dini inançları, etnik kökenleri, mezhepleri, siyasi görüşleri, cinsiyetleri ya da diğer kimlik özellikleri nedeniyle aşağılayan, dışlayan veya hedef gösteren söylemlerdir. Bu söylemler, yalnızca kırıcı ifadeler değildir; uzun vadede önyargıları besleyen, ayrımcılığı meşrulaştıran ve toplumsal güveni zayıflatan bir sürecin parçasıdır.' ifadelerini kullandı.
''Biz' ve 'onlar' ayrımı giderek daha belirgin hâle gelir'
Sosyal medyada kullanılan nefret dilinin bireyleri ait oldukları gruplar üzerinden değerlendirmeye yönelttiğini belirten Günce 'Sosyal medyada kullanılan nefret dili, insanların birbirlerini birey olarak değil, ait oldukları gruplar üzerinden değerlendirmelerine yol açar. Bunun sonucu olarak ortak sorunlara birlikte çözüm üretme kültürü zayıflarken, 'biz' ve 'onlar' ayrımı giderek daha belirgin hâle gelir.' diye konuştu.
'Algoritmalar, kutuplaşmayı derinleştirirken empatiyi zayıflatmaktadır'
Sosyal medya algoritmalarının da bu süreçte önemli rol oynadığını ifade eden Günce, şöyle konuştu:
'Bu süreçte sosyal medya algoritmalarının da önemli bir etkisi bulunmaktadır. İnsanlar çoğu zaman kendi görüşlerini destekleyen içeriklerle karşılaşırken farklı düşüncelerle yapıcı bir şekilde temas etme fırsatı azalır. Böylece dijital ortamlar, karşılıklı anlayışın geliştiği alanlar olmaktan çıkıp, benzer düşüncelerin sürekli tekrarlandığı alanlara dönüşebilir. Bu durum kutuplaşmayı derinleştirirken empatiyi ve sağlıklı iletişim kültürünü zayıflatmaktadır.'
'Her paylaşım toplumsal iklimi etkileyebilir'
Dijital ortamlarda kullanılan dilin toplumsal etkilerine değinen Günce 'Her paylaşımımız, her yorumumuz ve her kullandığımız ifade, toplumsal iklimi olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Dijital ortamda gösterilecek saygı, gerçek hayattaki toplumsal huzurun da önemli bir parçasıdır.' ifadelerini kullandı.

'Etik dijital iletişim kültürü geliştirilmelidir'
Dijital okuryazarlığın güçlendirilmesinin önemine işaret eden Günce 'Dijital ortamlarda saygı ve sevgi dilinin etkin kılınmasına yönelik olarak dijital okuryazarlığın güçlendirilmesi, bilgi doğrulama alışkanlığının yaygınlaştırılması ve özellikle genç kuşaklarda etik dijital iletişim kültürünün geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Eleştiri, demokratik toplumsal anlayışın vazgeçilmezidir; ancak eleştirinin hakarete, nefret söylemine ve insan onurunu hedef alan ifadelere dönüşmesi ne ifade özgürlüğüne ne de demokratik kültüre katkı sağlar.' değerlendirmesinde bulundu.
'Farklılıkları düşmanlığa dönüştürmek toplumsal bütünlüğe zarar verir'
Farklı düşüncelerin toplumsal zenginlik olduğuna dikkat çeken Günce 'Farklı düşünmek kültürel zenginliktir; ancak farklılıkları düşmanlığa dönüştürmek toplumsal bütünlüğe zarar verir. Farklılıkların hakaret, aşağılama ve nefret söylemine dönüşmesi, sosyal uyumu ve toplumsal güveni ciddi biçimde zedeler.' dedi.
'Sosyal medya ayrıştıran değil, birleştiren bir iletişim alanı olmalıdır'
Açıklamasının sonunda sosyal medyanın toplumsal dayanışmaya katkı sunacak şekilde kullanılmasının önemini vurgulayan Günce, şunları söyledi:
'Son olarak şunun altını çizmek istiyorum. Sosyal medyanın, ayrıştıran değil, birleştiren; ötekileştiren değil, anlamaya teşvik eden bir iletişim alanı olarak kullanılması, toplumsal dayanışma ruhunun diri olmasına katkı sağlar. Sosyal medya bu anlayışın güçlenmesine hizmet ettiği ölçüde gerçek anlamda toplumsal fayda üretecektir.' (İLKHA)



