Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSSAM) tarafından TBMM himayesinde gerçekleştirilen 'Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi' başlıklı uluslararası sempozyumu başladı.
İstanbul'da bir otelde gerçekleştirilen sempozyumun açılışında konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye tarihinin en önemli meselelerinden olan modernleşmenin, çağdaşlaşmanın ve yeni perspektiflerin de işin içerisine alınarak değerlendirmelerin yapılacağı sempozyumda emeği geçenleri tebrik etti.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş
Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak üniversitelerle yapılan iş birlikleriyle fevkalade önemli, zengin sempozyumlar, toplantılar gerçekleştirdiklerini dile getiren Kurtulmuş, ÜSSAM ile ilkini 'ceditçilik hareketi' konusunda düzenledikleri uluslararası sempozyumun ikincisini de bugün 'Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi' başlığında gerçekleştirdiklerini kaydetti.
'Türkiye'de İslamcılık serüveni, İslamcılık fikrinin gelişimi ve bugünkü durumu' konusunda üçüncü bir uluslararası sempozyumu da kısa zamanda yapacaklarını belirten Kurtulmuş, Türkiye'nin modernleşmesi meselesi, sadece bundan bir asır evvel tartıştığımız bir mesele olmanın çok ötesindedir. Artık modernleşme, çağdaşlaşma meselesi; Türkiye'de disiplinler arası bir çalışma halinde ele alınan oldukça önemli, oldukça aktif bilimsel çalışmaların yapıldığı bir alan haline dönüşmüştür. Bütün ülkelerin modernleşme sürecinin benzer sancıları yaşamakla birlikte birbirinden ayrı, bağımsız ve her birisinin özgün bir yapıya sahiptir.' diye konuştu.
Yaşanan gelişmelere karşı Türkiye'nin kendini geliştirerek nasıl kendi milli kimliği ile ayakta durabileceği sorusunun önemine dikkati çeken Kurtulmuş, geçmişten alınacak en önemli dersin, hiçbir milletin, başka bir milleti taklit ederek ayakta duramayacağı gerçeği olduğunu aktardı.
Modernleşmeyi bir mukallitlik serüveni olarak asla görmediklerini ifade eden Kurtulmuş, modernleşeme konusunda özgün fikirlerin ortaya çıkarılması bakımından hem Osmanlı coğrafyasında hem geniş anlamda Türk coğrafyasında büyük emekler verildiğini söyledi.

Dünyanın içinden geçtiği zor döneme de dikkati çeken Kurtulmuş, insanlık tarihi boyunca yaşanan açlık, kuraklık ve kıtlığın en önemli krizlerinin bu dönemde meydana geldiğini belirtti.
Çevre felaketlerinin de bütün dünya için zor ve hayati bir sorun haline geldiği dönemin içinde bulunulduğuna değinen Kurtulmuş, söz konusu kriz ve baskıların uluslararası göçmen krizine etkisine vurgu yaptı.
Yaşanan krizleri alışılan sözlerle tanımlamanın veya bu krizlere alışılmış sözlerle çözüm bulmanın mümkün olmadığını dile getiren Kurtulmuş, 'Zaten öyle olmuş olsaydı insanlık bunların hepsine çözüm bulabilirdi. Şunu çok açık söyleyebiliriz ki bugün dünyada yaşadığımız doğal afetler dışındaki bütün sorunların tamamı, insan eliyle üretilmiş sorunlardır. Dolayısıyla insan eliyle üretilmiş bu sorunları çözecek olan da yine insanın niyeti, gayreti, fikri çabası ve ümit ederim ki bu gayretler sonucu ortaya koyduğu, teklifleriyle şekillenecek istikamettir. Bu anlamda şimdiye kadarki tecrübemizi en iyi şekilde değerlendirmemiz gerektiğini ifade etmek istiyorum.' dedi.
Dünya genelinde küresel sistem sorunu yaşandığını aktaran Kurtulmuş, küresel sistem sorununun, 'Kimin hiyerarşinin en üstüne oturacağı meselesi' olmadığını, esas meselenin, 'Hangi değerlerin en üste çıkarak insanlığa ışık saçacağı' olduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, adaleti esas alan, yaratılan bütün insanları yaratılışta eşit gören, dünyanın bütün milletlerini ekonomik, askeri ve siyasi gücünden uzak, birbirlerinin egemenlikte eşiti olarak gören bir anlayışın fiilen uygulanması ve bu anlayışın hiyerarşinin en üstünde olması gerektiğini söyledi.
'Köprüleri daha da kuvvetlendireceğiz'
Daha önce büyük acıları, büyük savaşları ortaya çıkaran tutumların herhangi bir hükümetin uygulamasının yanlışı değil, dünyayı yöneten değerler sisteminin yanlışlığı olduğunu belirten Kurtulmuş, 'Güce dayalı, hakkı esas almayan, hakkaniyeti esas almayan, kimin elinde güç varsa ona göre dünyanın tanımlandığı bir anlayış hiç şüphesiz bütün dünyayı da aynı şekilde acılar içerisinde bıraktı. Dolayısıyla yapacağımız iş açıktır. Türk modernleşmesini çok zengin bir birikimin üzerinde, büyük bir milli kimlik üzerinde güçlendireceğiz ve bu anlamda devletle millet arasındaki bağları, köprüleri daha da kuvvetlendireceğiz.' şeklinde konuştu.
'Barbar israil yönetiminin nasıl durdurulacağı Türkiye'nin meselesidir'
Afrika'da yaşanan açlık ve Filistin'de devam eden soykırıma dair de konuşan Kurtulmuş, son olarak şu ifadeleri kullandı:
'Afrika'nın yoksul halklarının yoksulluğundan nasıl kurtarılacağı Türkiye'nin meselesidir. Filistin'de, Gazze'de hakkın, hukukun nasıl sağlanacağı, barbar İsrail yönetiminin nasıl durdurulacağı Türkiye'nin meselesidir. Dünyanın her yerinde var olan ve artık insanlık için bir kabusa dönüşen çevre tahribatının ve iklim krizlerinin nasıl önleneceği Türkiye'nin meselesidir. Türkiye'nin aydınlarının meselesidir. Bu çerçevede bu geniş kapsamda önümüze belki çok fazla ev ödevi koyacağız ama önce kendi içimizde köklerimize sağlam basarak, kökü mazide olan bir atiyi gerçekleştiren anlayışla yolumuza devam edeceğiz.' (İLKHA)





