ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki protestolar üzerinden açık bir askeri tehdit dili kullanarak yeni bir bölgesel krizin kapısını aralıyor. Trump, yaptığı açıklamalarda İran'a yönelik "çok güçlü" askeri seçeneklerin masada olduğunu söylerken, Washington'un bir kez daha savaş refleksiyle hareket ettiği eleştirileri güçleniyor.

Trump, uçak yolculuğu sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın daha önce ilan ettiği "kırmızı çizgiyi" aştığını öne sürerek, "Görünüşe bakılırsa bunu yapmaya başladılar. Ordu durumu çok ciddiyetle takip ediyor. Çok güçlü bazı seçenekleri değerlendiriyoruz ve karar alacağız" ifadelerini kullandı. Trump, İran'a karşı "daha önce görmedikleri şekilde" saldırabileceklerini söyleyerek tehdit dozunu daha da yükseltti.

Askeri müdahaleyi protestocuların güvenliği söylemiyle gerekçelendirmeye çalışan Trump, aynı zamanda Elon Musk ile İran'a internet sağlanması konusunu görüştüğünü açıklayarak, sürecin yalnızca askeri değil, dijital ve psikolojik boyutlarının da devreye sokulduğunu açıkça ortaya koydu.

Küba’da gizemli virüs salgını hızla yayılıyor
Küba’da gizemli virüs salgını hızla yayılıyor
İçeriği Görüntüle

Beyaz Saray'dan sızan bilgilere göre Trump, İran'a yönelik askeri saldırı seçenekleri hakkında kapsamlı biçimde bilgilendirildi. Bu seçenekler arasında sivil alanları da kapsayabilecek hedeflerin yer alması, Trump yönetiminin "insan hakları" söylemiyle çelişen bir yaklaşım izlediğini gösteriyor. ABD basınına yansıyan bilgilere göre Trump, askeri saldırı yetkisi vermeyi ciddi şekilde değerlendiriyor.

Ancak Washington'da bu savaşçı çizgiye itirazlar da yükseliyor. Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, "İran'ı bombalamanın istenen sonucu doğurup doğurmayacağından emin değilim" diyerek askeri müdahalenin ters etkiye neden olabileceği uyarısında bulundu. Demokrat Senatör Mark Warner ise böyle bir saldırının İran halkını ABD'ye karşı birleştirebileceğini belirterek, "Bu, rejimin tek başına başaramayacağı bir kenetlenmeye yol açabilir" dedi.

Trump'ın tehditleri yalnızca Washington'la sınırlı kalmadı. Siyonist rejim cephesinde de alarm durumuna geçildi. İşgal yönetiminin, ABD'nin olası bir saldırısına karşı "üst düzey teyakkuz" halinde olduğu belirtilirken, Tel Aviv'in tüm adımlarını Washington'la koordinasyon içinde atmak istediği aktarıldı. Netanyahu'nun, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bu ihtimali görüştüğü bildirildi.

Siyonist rejim yetkilileri, bir yandan "İran halkını desteklediklerini" iddia ederken, diğer yandan askeri senaryoları yakından takip ediyor. Ancak işgal basınına yansıyan değerlendirmelerde, doğrudan bir müdahalenin İran'daki protestoların seyrini tersine çevirebileceği ve bölgesel yangını büyütebileceği endişesi de dile getiriliyor.

Tüm bu gelişmeler, Trump'ın dış politikada bir kez daha diplomasiyi değil tehdidi ve askeri gücü öne çıkardığını gösteriyor. İran dosyasında izlenen bu agresif çizgi, yalnızca İran'ı değil, tüm bölgeyi yeni bir savaşın eşiğine sürükleyebilecek tehlikeli bir sürecin habercisi olarak değerlendiriliyor. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA