ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşında ilan ettiği hedeflerin birçoğundan vazgeçerek daha küçük bir başarı ihtimaline odaklandı.
Financial Times ve The Economist'e göre Washington artık Tahran'ı teslim olmaya zorlamaktan çok, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı ve savaş öncesindeki kırılgan dengeyi kurmayı amaçlıyor.
Washington yönetimi çatışmaların başlangıcında İran'ın nükleer programını ortadan kaldırmayı, Tahran'ın bölgesel gücünü kırmayı, Hürmüz Boğazı'nı uluslararası deniz trafiğine açmayı ve ülkede yönetim değişikliğine zemin hazırlamayı amaçlamıştı.
Savaşın uzamasıyla birlikte bu hedeflerin yerini, boğazdan ücretsiz geçişin yeniden sağlanması ve İran'ın nükleer faaliyetlerinin savaş öncesindeki sınırlamalara döndürülmesi aldı.
Financial Times'ta yayınlanan Gideon Rachman imzalı analize göre ABD açısından başarı artık İran'ı yenmekten çok, çatışma öncesindeki statükoyu yeniden kurabilmek anlamına geliyor.
ABD'nin daha sınırlı görünen bu hedeflere ulaşılması da kolay görünmüyor. İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden ücret alma konusunda ısrar ederken, söz konusu uygulamanın Tahran'a milyarlarca dolarlık gelir sağlaması bekleniyor.
Küresel petrol ticaretinin savaş öncesinde yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz, İran açısından ekonomik ve siyasi bir anlam ifade ediyor.
İran aynı zamanda Washington'ın askerî baskısını yalnızca kendi topraklarında karşılamıyor. Suudi Arabistan, Körfez ülkelerinin petrol tesisleri gibi kritik alt yapıları, Dubai Havalimanı, Katar'daki sıvılaştırılmış doğal gaz tesisleri ve bölgedeki Amerikan üsleri de İran'ın füze ve insansız hava aracı menzili içinde kalıyor.
Pentagon, 7 Temmuz'da İran'a yönelik hava saldırılarının yeniden başlamasından sonraki iki haftada yaklaşık 100 Amerikan askerinin yaralandığını açıkladı. Ürdün ve Irak'taki saldırılarda Amerikan askerleri hayatını kaybetti.
Artan kayıplar ile benzinin galon fiyatının yeniden 4 doların üzerine çıkması, Trump yönetiminin iç politikada da zor durumda bıraktı.
Savaşın ABD açısından en önemli maliyetlerinden biri mühimmat stoklarında ortaya çıktı. Financial Times'ın aktardığı verilere göre Amerikan ordusu çatışmanın ilk haftalarında Tomahawk seyir füzesi stokunun yaklaşık yüzde 30'unu, Patriot hava savunma önleyicilerinin ise yarısını kullandı. Amerikan savunma sanayisinin mevcut üretim kapasitesi dikkate alındığında stokların eski seviyesine ulaşması yıllar sürebilir.
Trump yönetiminin İran'ın Hürmüz üzerindeki kontrolünü kabul etmek, Körfez ülkelerine verilen Amerikan güvenlik garantilerinin inandırıcılığını zayıflatacak.
Savaşı genişletmek ise ABD'yi yıllarca sürebilecek ve küresel askerî kapasitesini daha fazla tüketebilecek yeni bir çatışmaya sürükleyebilir.
ABD'nin askerî gücü İran'ın kapasitesinden çok daha büyük olsa da Tahran, savaşı klasik bir kuvvet karşılaştırmasının dışına taşımayı başardı.
Hürmüz Boğazı, enerji fiyatları, Körfez ülkelerinin kırılgan altyapısı ve Amerikan mühimmat stokları aynı denklem içinde kullanılıyor.
İran bu yöntemle Washington'ın savaşı sürdürme maliyetini artırarak, siyasi ve askerî hedeflerini küçültmeye zorluyor. (İLKHA)





