Ramazan ayının gelmesiyle birlikte tutulan oruç, yalnızca manevi kazanımlar değil, insan sağlığı açısından da önemli faydalar sağlıyor. Uzman Diyetisyen Nevzat Ertaş, Ramazan orucunun ilk haftasının tamamlanmasıyla birlikte vücudun açlığa uyum sağlamaya başladığını belirterek, bu sürecin metabolizma ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu ifade etti.
Ertaş, orucun ilk günlerinde vücudun enerji dengesini koruyabilmek adına metabolik olarak birkaç aşamalı bir adaptasyon sürecine girdiğini belirterek, “Bu sürecin ilk aşamasında karaciğerde bulunan glikojen depoları kullanılıyor. Bu mekanizma sayesinde vücut, kan şekerini belirli seviyelerde tutmaya çalışıyor. Ancak Ramazan orucu ilerledikçe glikojen depoları azalmaya başlıyor.” dedi.
Vücut açlığa direnmiyor, uyum sağlıyor
Ertaş, glikojen depolarının azalmasıyla birlikte vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için yağ dokusuna yöneldiğini dile getirerek, bu süreçte lipoliz yani yağ yıkımının devreye girdiğini aktardı. Aynı dönemde insülin seviyelerinde düşüş yaşanırken, glukagon hormonunun düzeyinde artış görüldüğünü kaydeden Ertaş, bazı stres hormonlarının da yükseldiğini ancak bunun vücudun açlığa uyum sağlaması açısından doğal bir süreç olduğunu belirtti.
Glikojen bitince yağ yakımı devreye giriyor
Oruç süresi ilerledikçe vücudun karbonhidrat kullanımından yağ kullanımına geçtiğini ifade eden Ertaş, “Bu durum yağ oksidasyonunu artırıyor. Bazı bireylerde bu süreç vücut yağ oranının azalmasına da katkı sağlayabiliyor. Kısa süreli oruçlarda metabolizma ciddi şekilde yavaşlamazken, Ramazan gibi uzun süreli oruçlarda bireysel farklılıklara bağlı olarak metabolik hızda yavaşlamalar görülebilir.” diye konuştu.
Oruç kan şekerini dengede tutuyor
Ertaş, oruç süresince kan şekerinin genellikle fizyolojik sınırlar içinde tutulduğunu vurgulayarak, bunun temel nedeninin glikojen depolarının glikoza çevrilmesi ve glukoneogenez mekanizmasının devreye girmesi olduğunu ifade etti. Düzenli ve dengeli tutulan orucun bazı bireylerde insülin duyarlılığını artırabildiğine dikkat çeken Ertaş, bunun metabolik sağlık açısından önemli bir kazanım olduğunu söyledi.
Ancak diyabet, insülin direnci ve metabolik hastalığı bulunan bireylerde gün içerisinde kan şekeri dalgalanmaları yaşanabileceğini hatırlatan Ertaş, bu kişilerin Ramazan orucunu mutlaka sağlık profesyonellerinin kontrolü altında tutmaları gerektiğini vurguladı.
Oruç hücreleri yeniliyor, vücut arınıyor
Oruç sürecinin hücresel yenilenme mekanizması olan otofajiyi de desteklediğini belirten Ertaş, “Otofaji, hücrelerde bulunan hasarlı protein ve organellerin parçalanarak yeniden kullanılmasını sağlayan doğal bir temizlenme sürecidir. Bu mekanizma yaşlanmanın gecikmesine, metabolik dengenin korunmasına ve hücre sağlığının desteklenmesine katkı sunar.” dedi.
İftar ve sahur sağlığın anahtarı
Dengeli beslenme ile sürdürülen orucun bağışıklık sistemi üzerinde de olumlu etkiler oluşturduğunu kaydeden Ertaş, inflamasyonun azalabileceğini ve bağışıklık hücrelerinin fonksiyonlarının desteklenebileceğini ifade etti. Ancak yetersiz enerji ve besin alımı durumunda bağışıklık sisteminin zayıflayabileceğini belirten Ertaş, özellikle iftar ve sahur öğünlerinde yeterli miktarda protein, vitamin ve mineral alınmasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi. (İLKHA)



