Filistin’de yaşanan insanlık dramına sessiz kalamadıkları için örnek bir çalışmaya imza atan kız kardeşler, insanlarda Filistin bilinci oluşturmak ve boykotu sürdürmek amacıyla Ramazan boyunca çalışma yapıyor.

Biri hemşire diğeri öğretmen olan Ayşe ve Zeynep Dağ adlı kardeşler, Van’ın en işlek noktalarından biri olan Beşyol Meydanı’nda kurulan Filistin Dayanışma Çadırı’nın yanında başlattıkları çalışmayla boykotun unutulmamasını sağlıyor.

Soğuk havaya rağmen üzerinde "Bu denli büyük bir acı yaşandığında yeryüzünde hiç kimse masum kalamaz", "Tüm uyuyanları uyandırmaya tek bir uyanık yeter", "Çiçeklere su verdim, serçeler için camın önüne ekmek koydum. Amerika ve siyonsitler hakkında kötü şeyler düşündüm, sonra da şunu mırıldandım Allah benden razı olsun…" yazılı pankartlarla sessizce duran kardeşler, kendi hazırladıkları el broşürü, mektup ve Filistin temalı ürünleri dağıtarak 7’den 70’e Filistin bilincini aşılamayı hedefliyor.

Yaptıkları çalışmaya ilişkin konuşan hemşire Ayşe Dağ, "7 Ekim’den sonra direkt bir şeyler yapmaya başladık, bu yaşanan durumlardan dolayı. İlk önce bir instagram hesabı açtık. Oradan paylaşımlar yapmaya başladık, videolar üretmeye çalıştık. Çok bilmediğimiz halde içerikler üretmeye başladık. Çekimler falan yaptık, dışarıda sticker yapıştırdık. Sonra maddi destekte bulunmak istedik. Kendi çalıştığım hastanede bir kermes düzenledik. Kendi tasarladığımız ayraçları, bez kalemlik, bez çanta, defterler gibi bir sürü şey hazırladık. Yiyecek kısmını hazırladık dernek aracılığıyla. Bir de ablamın çalıştığı hastanede de kermes düzenledik. Maddi olarak iyi bir meblağ çıkardık ve Filistin’e gönderdik çok şükür." dedi.

"Eleştirenler de çok oluyor destekleyenler de"

Amaçlarının boykotu sürekli hale getirmek olduğuna değinen Dağ, eleştirinler olsa da büyük bir destek de gördüklerini söyledi. Ayşe Dağ, "Ramazanda kola alımının daha fazla olması, İsrail ürünlerinin daha fazla alınmasından dolayı kardeşimle beraber bu projeyi Ramazanda yapmayı planladık. Önce pankart tutma ve kendi yaptığımız broşürleri dağıtmak için valilikten izin aldık. Bu çadırda da daha önce yapılan etkinliklere de katıldık. 7 Ekim’den sonra sürekli açık burası, aylardır çalışıyorlar. Burada baktığınız zaman her yerde yazılar, broşürler ya da tabelalar var zaten. Ama bir insanın bunu tutması, bu soğukta beklemesi insanların biraz daha ilgisini çeker diye düşündük. Yazıları da biraz daha insanların kalbine dokunacak şekilde, ezbere yazılar değil de daha çok kendimizin yazdığı ya da güzel alıntılardan yaptık. Eleştirenler de çok oluyor destekleyenler de çok oluyor. Aslında bu broşür dağıtma olayını genellikle alıveriş yapan annelerimiz ve yaşlı teyzelerin telefona girip işte bu ürün İsrail ürünü mü yazmaları zor olduğu için yaptık. 'Allah razı olsun bakamıyorduk, bu broşür bizim için çok iyi oldu.' o tarzda dönüşler aldık. Ramazan boyunca bu izni aldım ama sonrasında da devam edeceğiz inşallah. Aslında bir sürü fikrimiz var ama çok insan yok. Bunu yapabilecek insan sayımız az. Ben hemşire olarak çalışıyorum, nöbetlerden çıkıp bir şekilde yapmaya çalışıyorum ama yine de çok fazla zaman ayıramıyorum. Daha fazla kişi gelse daha iyi şeyler yapabiliriz." diye konuştu.

"Uyuyamıyor insan, bir şeyler yapmak gerekiyor"

Gazze'de yaşanan acılardan dolayı uyuyamadığını belirten Dağ, "Depremde de bunu yaşamıştım. Mesela 24 saatlik bir nöbet tutuyorsun eve gidiyorsun, uyuman gerekiyor ama uyuyamamıştım. Deprem zamanında da o acıyı hissetmiştim, çıkıyordum evden. Ne yapabilirim diye dilekçeler vermiştim. Adıyaman'a oralara falan gittim de sonrasında yardım için. Bunda da öyleydi, hani eve gidiyor, uyuyamıyor insan. Bir şeyler yapmak gerekiyor. Boş duramıyorsun, eve gidince ne yapacağım diye düşünüyorsun. Geçen de denedim gitmeyi kalkıp tekrar geri döndüm. Evden, aileden, çevreden biraz abartmıyor musun gibi tepkiler de alıyorum. Onlar benim iyiliğimi düşünüyorlar ama yapamıyorsun. Ben aslında biraz hayırdan ziyade cezamı azaltmaya çalışıyorum diyebilirim. Çünkü Allah bunun hesabını hepimizden soracak. Ramazan ayında oruçlarımızı tutuyoruz, ibadetlerimizi yapıyoruz. Bu ibadetleri yaptığımız Allah, oradaki mazlumların da Allah'ı ve bu mazlumlar bu acıları çekerken bizlere bunların hesabı sorulacak. Hem de çok çetin olacak bu hesap. Ondan kendimi kurtarmaya çalışıyorum bir Müslüman olarak. Biz hep bağıracağız birileri hiç duymayacak olsun hep aynı hikâye duyanlara selam olsun." diyerek sözlerini sonlandırdı.

"Yüreklere işlemeli ki kalıcı bir bilinç oluşsun"

Veliler, okul kantinlerinde işgalcilerin ürünlerinin satılmaması için yetkililere seslendi Veliler, okul kantinlerinde işgalcilerin ürünlerinin satılmaması için yetkililere seslendi

Öğretmen Zeynep Dağ ise kalıcı bir bilincin oluşması için yüreklere dokunulmasını gerektiğini vurgulayarak, "Biz burada bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yerimizde duramadığımız için sessiz de olsa, dursak ta bir şekilde sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Filistin'in sesini ya da Gazze'nin sesini duyurmaya çalışıyoruz. Bizim burada yaptığımız şey, kartonlarımız var, kendimiz marangozdan bir düzenek ayarladık. Onun üstünde her gün değiştirdiğimiz yazıları yazıyoruz. Klasik şeyler değil de daha çok kalbe dokunsun istiyoruz. Bu çünkü duygusal bir şey. Kalbe dokunmadan bir şey olmuyor. Maddi yardım yaptım da kenara çekileyim değil yüreklere işlemeli ki devamı olsun, kalıcı bir bilinç oluşsun. Biz her gün farklı yazılar yazıyoruz, o pankartlarla duruyoruz. Boykotun etkisini artırmaya çalışıyoruz aslında. Kısa süreli olanların bir işe yaramadığını anladık uzun süreli bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Mesela boykotun etkisini anlatmaya çalışıyoruz. Bunun için de ilk boykot nereden çıkmış, başarıya ulaşan boykotlarla ilgili bir yazı hazırladık. O metni veriyoruz bir de duygusal olarak da mektup tarzı bir şey hazırladık. Onu da ek olarak veriyoruz ve insiyatifin hazırladığı bir boykot rehberi var onu da çıkardık. Onu da veriyoruz." şeklinde konuştu. (İLKHA)

Kaynak: ilkha