Ramazan ayına yeniden kavuşmanın büyük bir nimet olduğunu ifade eden Yaçin, bu ayda insan, kendisini Rabbine daha yakın hissettiğini, dünyevi meşguliyetlerden uzaklaşarak iç dünyasına yönelerek hayatını yeniden gözden geçirme imkanı bulduğunu söyledi.
Geçmişte büyüklerin Ramazan'ın son günlerinde hüzünle dua ettiğini hatırlatan Yaçin, "Eskiler Ramazan'ı uğurlarken gözleri dolu dolu, 'Ya Rabbi, bizleri bir sonraki Ramazan'a da ulaştır.' diye niyaz ederlerdi. Çünkü onlar Ramazanın kıymetini bilir, bu ayın insanı arındıran ve yenileyen yönünü derinden hissederlerdi." dedi.
"En büyük kitap insanın kendisidir"
Ramazanın muhasebe ayı olduğunu vurgulayan Yaçin, "En büyük kitap insanın kendisidir. İnsan, Ramazan ayında kendisini okumalı, eksiklerini görmeli, hatalarını fark etmeli ve samimi bir tevbe ile Rabbine yönelmelidir. Ancak bu şekilde Ramazan gerçek anlamda ihya edilmiş olur." ifadelerini kullandı.
"Kur’an’la ilişkimizi yılda bir aya sıkıştırmamalıyız"
Ramazanın maneviyatını artırmak için yapılması gerekenlere değinen Yaçin, özellikle Kur’an-ı Kerim ile bağın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Yaçin, "Ramazan ayı Kur’an ayıdır. Eğer biz Allah’ın kitabıyla sadece Ramazan ayında buluşuyor, onu senede bir kez elimize alıyorsak bu bizim için ciddi bir eksikliktir. Kur'an, hayat kitabıdır; sadece yüzünden okunmak için değil, anlaşılmak ve yaşanmak için indirilmiştir. Bu Ramazanda bir değişiklik yapalım. Kur'an-ı Kerim'i sadece hatmetmekle yetinmeyelim; mealiyle birlikte okuyalım, Rabbimizin bize ne söylediğini anlamaya çalışalım. Çünkü o ayetler doğrudan bizim hayatımıza hitap ediyor, bizim yolumuzu aydınlatıyor." şeklinde konuştu.
"Ramazan bir aylık manevi depo, asıl imtihan sonrasında"
Ramazanın bir hazırlık süreci olduğuna dikkat çeken Yaçin, bu ayda kazanılan manevi birikimin yıl geneline yayılması gerektiğini dile getirerek, "Ramazanı öyle bereketli, öyle bilinçli ve dolu dolu geçirelim ki bu ay bizim için adeta bir manevi depo olsun. Eğer bu bir ayda kazandığımız ibadet alışkanlığını, Kur'an'la olan bağımızı ve takva bilincimizi Ramazandan sonraki on bir aya taşıyabiliyorsak, işte o zaman Ramazan gerçek anlamda hayatımıza yön vermiş olur. Unutmayalım ki asıl imtihan Ramazan bittikten sonra başlar." dedi.
"Mukabele olan eve rahmet iner, boş işlere vakit kalmaz"
Ramazan gecelerinin uzun olduğuna ve bu vaktin iyi değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Yaçin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ramazan geceleri uzun olduğu için insan bazen bu vakti nasıl değerlendireceğini bilemeyebilir. Telefonla, televizyonla ya da faydasız meşguliyetlerle zaman tüketebilir. Oysa mümin, vaktinin kıymetini bilmelidir. Kur'an'da müminlerin boş ve faydasız işlerden yüz çevirdiği bildirilmiştir. Bizler de Ramazanı boş şeylerle değil, mukabelelerle, ibadetle ve zikirle değerlendirmeliyiz."
Ailece yapılan mukabelelerin önemine değinen Yaçin, "Mukabele yapılan eve rahmet iner. O evin atmosferi değişir, huzur artar, yanlış ve kötü alışkanlıklar zamanla terk edilir. Çünkü Kur’an’ın okunduğu yerde bereket ve sükunet hakim olur." dedi.
"Çocuklarımızı cami ahlakıyla yetiştirelim"
Teravih namazlarına ailece katılım çağrısında bulunan Yaçin, "Genellikle aile büyükleri teravih namazını alışkanlık hâline getirip camiye gidiyor; ancak çocuklarımız bu atmosferi anne ve babalarıyla birlikte yaşayamazsa yarın camilerimiz boş kalabilir. Bu da bizim için büyük bir kayıp olur. Her teravihte çocuklarımızı da yanımıza alalım. Erkek çocuklarımıza takkelerini taktıralım, kız çocuklarımız başörtüleriyle bizimle birlikte saf tutsun. Onlara cami ahlakını küçük yaşta kazandıralım ki yarın bu mabetler sahipsiz kalmasın. Ramazan, sadece bireysel ibadet ayı değil; aynı zamanda nesil inşa etme ayıdır." ifadelerini kullandı. (İLKHA)





