Türkiye'nin farklı bölgelerinde etkili olan aktif fay sistemleri, deprem riskini ülke gündeminin en önemli başlıklarından biri olarak canlı tutuyor.

Fay hatlarının yanı sıra zemin özellikleri, jeolojik yapı ve mevcut yapı stokunun durumu da olası depremlerde riskin boyutunu belirleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, İLKHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de 20'den fazla ilin merkezinden 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretebilecek fay hatlarının geçtiğini belirtti.

Yıldız, Marmara'da kentsel dönüşümün hızlandırılması ve 'Yarısı Bizden' kampanyasının bölge geneline yayılması çağrısında bulundu.

'Depremde hiç riski olmayan bir bölge var diyemeyiz'

Deprem riskinin özellikle Kuzeydoğu Anadolu Fay Hattı içerisinde geçen iller olduğunu belirten Yıldız, 'Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden de büyük bir fay hattı geçmektedir. Bunlar gibi yaklaşık 20'nin üzerinde ilimizin merkezinden, 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretebilme potansiyeli olan fay hatları geçmektedir. Sadece fay hatlarıyla değil, yerel zemin koşulları, jeolojik özellikler ve yapı stokunun kötü olması sebebiyle de risk artmaktadır. Depremde hiç riski olmayan bir bölgemiz var diyemeyiz. Her bölgede riskin farkında olup, depreme karşı dirençli şehirlerin, dirençli yapıların ve yapısal çevrenin oluşturulması için hep birlikte gayret göstermeliyiz.' şeklinde konuştu.

'Kentsel dönüşümde vatandaşın istekli olması çok önemlidir'

Kentsel dönüşüm sadece yapıların yenilenmesi olarak düşünülmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, 'Kentsel dönüşüm, bir bölgenin hem doğal kaynaklı afetlere karşı hem de diğer risklere karşı güvenli bir çevreye kavuşması, kültürün korunması ve insanların uzun yıllar huzur içerisinde yaşayabileceği ortamların oluşturulması anlamına gelmektedir. Kentsel dönüşümde en fazla karşılaşılan engellerden biri mülkiyet hakları ve kaçak yapılaşmadır. Bir yer dönüşüme alındığında, birisi bir daire isterken diğeri, 'Ben beş daire istiyorum.' demektedir.

Bu durum ekonomik olarak da süreci zorlaştırmaktadır. Kentsel dönüşümde vatandaşın istekli olması çok önemlidir. Sadece bir kurum ya da belediye, 'Kentsel dönüşüm yapıyorum.' diyerek bunu gerçekleştiremez. Kurumlar, sermaye sahipleri, firmalar ve vatandaşlar ortak bir paydada buluştuğunda, sağlıklı kentsel dönüşümleri hep birlikte başarabiliriz.' dedi.

Konya'da vatandaş dertli: Geçim zor, evlilik hayal oldu
Konya'da vatandaş dertli: Geçim zor, evlilik hayal oldu
İçeriği Görüntüle

'Yarısı Bizden' kampanyası Marmara geneline yayılmalı'

Devletin kentsel dönüşümde önemli bir kampanya başlattığını söyleyen Yıldız, 'Bu kampanya İstanbul için başladı. 'Yarısı Bizden' kampanyası çok önemlidir. Ekonomik olarak zor şartlar altında olan vatandaşlarımızın güvenli yapılara ulaşma hakkını destekleyici bir çalışmadır. Nüfusun ve ekonominin yaklaşık yüzde 75'ini barındıran bir Marmara Bölgesi'nden bahsediyoruz. Gerçek bu iken, sadece İstanbul'da 'Yarısı Bizden' kampanyası desteği verilmesi uygun değildir. Özellikle Bursa, Yalova, Çanakkale ve Balıkesir'de de benzer uygulamaların ivedilikle başlaması; korktuğumuz olası Marmara depremi meydana gelmeden önce gerekli sağlıklı kentleşmenin yapılması ve kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlı bir şekilde tamamlanması çok önemlidir.' diye belirtti.

'Güçlendirme projeleri yerinde denetlenmeli'

Yıldız, 'Daha önce pilot illerde başlayan ve daha sonra tüm Türkiye'ye yayılan bir yapı denetim sistemi gerçekleştirildi. Yapılan projeler, teknik kişiler ve ilgili mühendisler tarafından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adına yerinde denetlenmektedir. Böylece bir denetim sistemi meydana getirildi. Bu sistem birçok sıkıntının önüne geçti. Ancak yüzde yüz yeterli mi? Değildir. Çünkü iyileştirme ve güçlendirme projeleri yerinde denetlenememektedir. Yeterli teknik eleman yoksa, akademik odalardan da destek alınarak bu sorunun çözüme kavuşturulması gerekmektedir.' ifade etti.

'Deprem bilinci her vatandaşa ulaştırılmalı'

Afetlere karşı vatandaşların yeteri kadar bilgili olmadığını dikkati çeken Yıldız, 'Jeoloji mühendisleri ve AFAD, başta okullar olmak üzere birçok yerde eğitimler vermektedir. Yeterli mi? Değildir. Çocukların izlediği çizgi filmlerin arasına serpiştirilen ya da sadece gecenin bir saatinde yayınlanan kamu spotları üzerinden yeterli verim alınamaz. Vatandaşa sanal ve sosyal medya üzerinden ne kadar ulaşılıyorsa ulaşılsın, deprem öncesinde, deprem anında ve deprem sonrasında yapılması gerekenleri bilmeyen tek bir vatandaşın dahi kalmaması hedeflenmelidir.' diye konuştu. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA