Küba, ABD ambargosu nedeniyle enerji kaynaklarında ciddi sıkıntılar yaşıyor.

Ocak 2026'dan bu yana petrol tedariki neredeyse tamamen durdu, elektrik kesintileri günlük yaşamı felce uğratıyor.

Okullar, hastaneler ve kamu hizmetleri aksıyor, gıda ve temel ihtiyaç tedariki tehlikeye giriyor.

Uzmanlar, adadaki durumun Irak'taki 13 yıllık ablukaya ve insani krize benzer bir örnek teşkil ettiğini belirtiyor.

ABD politikası: Sıkıştır ve itaat ettir

ABD, Küba'yı sosyalist devrimden beri devrim sonrası yönetimi değiştirmeye çalışıyor.

Başkan Donald Trump, Küba'yı 'İran'dan sonra hedef' olarak nitelendirerek, gerekirse askeri güç kullanabileceğinin sinyalini verdi.

Ambargo ve baskı politikaları, yalnızca hükümeti değil, 11 milyon Kübalıyı da derinden etkiliyor.

Petrol kıtlığı ve ekonomik çöküş

Küba'nın enerji ihtiyacının önemli kısmını karşılayan Venezuela ve Meksika'dan petrol akışı, ABD'nin baskısıyla kesildi.

Adada enerji krizinin derinliği, kamu hizmetlerinin aksamasına, hastanelerin ameliyat yapamamasına ve su pompa sistemlerinin durmasına yol açtı.

Turizm sektörü de çökmeye başladı; 2025 yılında ziyaretçi sayısı son 20 yılın en düşük seviyesine geriledi.

Uluslararası hukuk ve ambargo eleştirileri

ABD'nin ambargosu uluslararası hukuka aykırı kabul ediliyor.

33 yıl boyunca Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, ambargonun kaldırılması yönünde karar aldı, son oylamada 193 üyeden 165'i ambargonun sona erdirilmesini talep etti.

ABD, uyguladığı ambargoyu Küba'nın 'kaynakları tekeline aldığı' gerekçesiyle meşrulaştırmaya çalışsa da uzmanlar bu yaklaşımı eleştiriyor.

Küba'nın stratejik yanıtları

Küba hükümeti, enerji kullanımını optimize etmek ve temel hizmetleri sürdürmek için güneş enerjisi ve diğer önlemleri devreye aldı.

Rusya'dan sınırlı petrol sevkiyatı, geçici bir rahatlama sağlasa da uzun vadeli krizi çözmeye yetmiyor.

Ayrıca, hükümet siyasi esirleri serbest bırakarak diplomatik manevra alanını genişletmeye çalışıyor.

Tarih tekrarlanıyor mu?

Irak'ta uygulanan 13 yıllık Amerikan ablukası, milyonlarca sivilin hayatını kaybetmesine ve toplumsal çöküşe yol açmıştı.

Küba'da benzer bir strateji, ABD'nin ekonomik ve siyasi baskı ile hedef ülke yönetimini zayıflatma amacını gözler önüne seriyor.

Adadaki enerji krizinin ve insani sıkıntıların boyutu, ABD'nin klasik 'sıkıştır ve itaat ettir' yaklaşımının yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor.

Küba, Amerikan ambargosu altında sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve insani bir sınavdan geçiyor.

ABD'den, Küba'da Irak benzeri açlık ve enerji ablukası: Sıkıştır ve itaat ettir
ABD'den, Küba'da Irak benzeri açlık ve enerji ablukası: Sıkıştır ve itaat ettir
İçeriği Görüntüle

Uluslararası gözlemciler, bu krizden çıkışın, yalnızca diplomatik diyalog ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesiyle mümkün olabileceğini öngörüyor. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA