Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Sedide Akbulut, toplumda dirilişi, nesli ve mücadeleyi ayakta tutacak olan ailenin önemine ve Filistin'deki direnişe vurgu yaptı.
İlke Haber Ajansı (İLKHA) mikrofonuna konuşan Akbulut, Filistin ve Gazze'deki direnişin asıl mimarının anneler olduğunu belirterek, tüm koşullara rağmen psikolojilerinin bozulmadığını, hayata tutunma azimlerinin kırılmadığını ifade etti.
Filistin mücadelesinin 7 Ekim'den ibaret olmadığını söyleyen Akbulut, siyonist rejimin hiçbir zaman barıştan yana olmadığını aktardı.
Akbulut 'Filistin mücadelesi 7 Ekim'den ibaret değildir. Daha önce de Nekbe hareketiyle, 1948'de israilin kuruluşuyla birlikte Filistinli Müslümanların topraklarından kopartılması aslında büyük bir tehcirdi. Bununla beraber uzun ve soluklu bir sürecin geçmesi, oradaki mücadelenin bitmediğini görmemiz açısından çok ibret vericiydi. Ancak 7 Ekim bize şunu gösterdi ki israil hiçbir zaman barıştan yana olmadı. Bu anlamda Gazze'yi tamamen yerle bir etti. Sonunda şunu da gördük ki bir avuç Gazzeli ve Filistinli, devasa gücüne rağmen israilin karşısında dimdik durdu ve onunla baş edebildiğini kanıtlamış oldu.' dedi.
'Toplumda dirilişi, nesli ve mücadeleyi ayakta tutacak olan ailedir'
Ailenin bütünlüğüyle birlikte annenin direnişe sahip çıkmasının hayati önem taşıdığını belirten Akbulut, şu ifadeleri kullandı:
'Bu büyük mücadele ve bu süreçteki dönüşümde biz bugün annelerin rolüne odaklandık. Çünkü bir toplumda dirilişi, nesli ve mücadeleyi ayakta tutacak olan ailedir. Ailenin bütünlüğüyle birlikte annenin direnişe sahip çıkması hayati önem taşır. Filistinli çocuklar dünyaya aslında zorlukla doğuyor. Onlar hayatlarını parklarda, bahçelerde oynayarak geçirmiyor, yıkıntılar arasında, yokluklar içinde ve savaşın bıraktığı harabeler arasında büyüyorlar. Tüm bunlara rağmen bu koşullar onların psikolojilerini bozmuyor, hayata tutunma azimlerini kırmıyor. Onlara bu gücü veren ve hayata tutunmayı öğreten en önemli öğretmenleri ise anneleridir. Annelere bu süreçte neler düşüyor, çocuklarımızın eğitiminde hangi rolü üstlenmeliyiz? Amacımız çocuklara gereksiz yükler yüklemek değil; onları bilinçli, İslam ahlakıyla donatılmış ve geleceğe umutla bakan bireyler olarak yetiştirebilmekti. Bu noktada Gazze'deki anneler, yoklukla boğuşurken kendilerine ulaşan bağışı tamamen kendilerine ayırmayıp bir kısmını aldıktan sonra kalanını çocukları aracılığıyla daha muhtaç olanlara, babası şehit düşmüş ailelere ulaştırıyorlar. Bu durum, yaşayan bir eğitim metodu olarak herkese örnek olacak niteliktedir.'
'Boykotla bu direnişi destekleyeceğiz'
Akbulut, boykot sürecine de vurgu yaparak 'Boykotu sadece 'Şu malzemeyi, eşyayı almamakla neyi başarabiliriz ki?' düşüncesine girmeden, hayatımızın bundan sonraki döneminde özellikle Filistin'e karşı işgalci tavır sergileyen, israile destek verecek, onu güçlendirecek hiçbir ürünün üretimine destek olmamalı, bu ürünleri kullanmamayı ve almamayı kendimize bir ödev, bir görev edinmeliyiz. Bundan sonra da bu yolda olacağız hem maddi olarak infaklarımız ve yardım çalışmalarımızla onların yanında yer alacak hem de kararlılıkla sürdüreceğimiz boykotla bu direnişi destekleyeceğiz.'
İşgal rejiminin mevcut barış anlaşmalarını sürekli ihlal ettiğini aktaran Akbulut, her şeye rağmen Gazze'de başarılı olamayacağını şu sözlerle dile getirdi:
'Şu an görünüşte savaş durmuş gibi, sanki bir barış anlaşmasının ortamda hâkim olduğu zannediliyor ama maalesef israil durmuyor. Aralıklarla Gazze'yi bombalamaya, yokluk içinde bırakmaya devam ediyor. Bir yardım tırının bile bin bir sıkıntı ve engelden sonra güçlükle Refah Kapısı'ndan içeri girebildiğini, Sumud filolarının engellendiğini görüyoruz. Ancak buna rağmen bir taraftan da yüreğimiz ferah. Çünkü görüyoruz ki bunca zamandır süren gücüyle, dünyayı arkasına alan israil, Gazze'de başarıya ulaşamadı ve ulaşamayacak. Bu bile bizim için büyük bir zafer sebebidir.' (İLKHA)





