87 gün süren açlık grevinin ardından şehit olan Filistinli esir Hıdır Adnan, 'idari tutukluluğa' karşı bedeniyle direnişin simgesine dönüşmüştü. Ölümü, işgal zindanlarındaki sistematik ihmal ve baskıyı yeniden gündeme taşıdı.

Direnişin bedeli: 87 gün süren açlık

İslami Cihad Hareketi'nin önde gelen isimlerinden Hıdır Adnan, siyonist işgalcilerin 'idari tutukluluk' uygulamasına karşı 5 Şubat 2023'te başladığı açlık grevini 87 gün boyunca sürdürdü. Bu süreç, onun hayatı pahasına verdiği en uzun ve en kritik direnişlerden biri oldu.

UCM'ye ABD ve İngiltere baskısı: Netanyahu için tutuklama süreci engellenmek istendi
UCM'ye ABD ve İngiltere baskısı: Netanyahu için tutuklama süreci engellenmek istendi
İçeriği Görüntüle

Adnan, daha önce de defalarca açlık grevine gitmiş, 2012, 2015, 2018 ve 2021 yıllarında farklı sürelerde grevler yaparak işgal zindanlarındaki uygulamalara karşı bedenini bir mücadele aracına dönüştürmüştü.

Suçlama yok, yargı yok: 'İdari tutukluluk' sistemi

Adnan'ın esareti, herhangi bir açık suçlama ya da yargılama olmadan sürdürülen 'idari tutukluluk' uygulaması kapsamında gerçekleşti.

Bu sistem, Filistinli esirler için belirsiz süreli hapis anlamına geliyor.

Adnan, daha önce yaklaşık 12 kez esir alınmış ve yıllarını işgal hapishanelerinde geçirmişti. Bu süreçte defalarca hücre hapsine alındı ve sağlık koşulları giderek kötüleşti.

Hastaneye değil hücreye

Açlık grevinin ilerleyen günlerinde sağlık durumu kritik seviyeye ulaşmasına rağmen Adnan'ın hastaneye sevk edilmediği, cezaevi kliniğinde yetersiz şartlarda tutulduğu belirtildi.

Filistinli esir kurumları ve insan hakları savunucuları, bu durumu 'bilinçli tıbbi ihmal' olarak değerlendirirken, Adnan'ın şehadetini işgal politikalarının sonucu olarak nitelendirdi.

Adnan'ın şehadeti sonrası siyonist hapishane yönetimi, onun 'tıbbi müdahaleyi reddettiğini ve hücresinde baygın bulunduğunu' iddia etti.

Ancak Filistinli gruplar ve siyasi isimler, bu açıklamayı kabul etmeyerek Adnan'ın şehadetinin doğrudan işgal politikalarıyla bağlantılı olduğunu ifade etti. Filistinli yetkililer, yaşananı 'yeni bir infaz örneği' olarak tanımladı.

Direnişten sembole: Hıdır Adnan mirası

İslami Cihad Hareketi'nin önde gelen isimlerinden biri olarak kabul edilen Adnan, yalnızca bir esir değil, aynı zamanda Filistinli tutsakların direniş hafızasında bir sembol haline geldi.

Ömrü boyunca 9 çocuk babası olan Adnan, geride hem ailesini hem de işgal zindanlarında verilen mücadelenin sembolünü bıraktı.

Şehadetten sonra: Büyüyen öfke ve mesaj

Adnan'ın şehadeti sonrası Gazze'den roket atılması gibi gelişmeler, olayın yalnızca bireysel bir ölüm değil, daha geniş bir siyasi ve toplumsal kırılma anı olarak görüldüğünü ortaya koydu.

Filistinli gruplar, Adnan'ın şehadetini 'açlıkla direnişin bastırılamadığı' bir dönüm noktası olarak değerlendirirken, işgal zindanlarındaki uygulamalara yönelik uluslararası sessizliğe de dikkat çekti.

Son söz: Açlıkla yazılan direniş

Hıdır Adnan'ın hikayesi, yalnızca bir esirin şehadeti değil işgal zindanlarında açlıkla verilen bir irade mücadelesinin kaydı olarak hafızada yer aldı.

Onun şehadeti, Filistinli esir meselesinin en sert ve en görünür sembollerinden biri olarak bugün hala anılmaya devam ediyor.

Hıdır Adnan'ın vasiyeti

'Şehitlik yaklaştı, vasiyetimizi yazmak üzerimize hak oldu.

Yağlarım ve etlerim erimiş, kemiklerim çürümüş ve gücüm zayıflamışken size bu sözlerimi gönderiyorum. Bu aileme, çocuklarıma, eşime ve halkıma vasiyetimdir.

Sevgili eşim! Sana ve çocuklarıma Allah'tan korkmayı, O'nun sağlam ipine sarılmayı, O'nun lütfunu başkalarından esirgememeyi, her zaman hakkı söylemeyi, sıla-i rahime bağlı kalmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi, Allah'ın kutsallarını ve O'nun halimiz, maddiyatımız, hareketimiz ve evimiz üzerindeki hakkını gözetmeni tavsiye ediyorum. Bil ki Filistin'deki en hayırlı evler şehitlerin, mahkûmların, yaralıların ve salihlerin evleridir.

Eğer şehid olursam işgalcilerin cesedimi parçalamasına izin vermeyin. Beni babamın yakınına defnedin ve mezar taşıma 'Burada Allah'ın fakir kulu Hıdır Adnan yatıyor.' diye yazın.

Size karşı bir ihmalim ve noksanlığım olmuşsa lütfen beni bağışlayın. Ve ben bu dünya hayatından ayrılıyorum. Üzerime düşen vecibeleri yerine getirme anları dışında sizi hiçbir zaman aklımdan çıkarmadığıma emin olun.

Burası Allah'ın bize ahiret vaadi olarak vaat ettiği topraktır. Umutsuzluğa kapılmayın çünkü işgalciler ne yaparlarsa yapsınlar, işgallerinde, baskılarında ve zulümlerinde ne kadar devam ederlerse etsinler, Allah'ın nusreti yakındır. O'nun kullarına vaat ettiği zafer daha da yakındır.' (İLKHA)

Kaynak: İLKHA