Kilis 7 Aralık Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Kurşun, siyonist rejimin işgal parlamentosunda kabul ettiği 'idam cezası' düzenlemesinin, Filistinlilere yönelik açık bir baskı ve ayrımcılık aracı olduğunu belirtti.

Kurşun, söz konusu yasanın özellikle Filistinlileri hedef aldığını ve hukuki değil, siyasi bir nitelik taşıdığını ifade etti.

7 Ekim 2023'te başlayan süreç sonrası hazırlanan düzenlemenin, Filistin halkının direnişini kriminalize etmeyi amaçladığını vurgulayan Kurşun, bu adımın uluslararası hukuk açısından da ciddi tartışmalara yol açtığını kaydetti.

Ayrıca, yıllar önce kaldırılan idam cezasının yeniden yürürlüğe sokulmasının, bölgedeki gerilimi daha da artıracağına dikkat çekti.

Kurşun açıklamasında '7 Ekim 2023 tarihinde Aksa Tufanı'yla birlikte başlayan, yaklaşık 2,5 yıldır süren savaş sonucunda, 31 Mart 2026 tarihinde, israil parlamentosu bir yasa tasarısı hazırladı ve bu tarihte onayladı. Buna göre HAMAS ya da Filistinlilerin, israililere yönelik eylemleri terör eylemi kapsamında değerlendirilip idam cezasıyla cezalandırılacak. 1954'te kaldırılmış olan idam cezası, bu yasayla birlikte, yani 31 Mart 2026 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle israilde yeniden yasal olarak uygulanmaya başlanmıştır.' dedi.

'Tamamen Filistinliler için getirilmiş bir düzenlemedir'

Kurşun idam yasasının tamamen Filistinlilere yönelik olduğuna değinerek '1954'ten 2026'ya, yani bu yasanın onaylandığı tarihe kadar israil tarihinde iki idam cezası görülmektedir. Çok istisnai durumlarda verilen idam cezalarının büyük çoğunluğu genellikle müebbet hapse çevrilmektedir. Verilen bu idam cezaları tamamen Filistinliler için getirilmiş bir düzenlemedir. Filistin'de israil devletinin varlığına kastetmek amacıyla ya da bir israil vatandaşını bu saikle öldürmeleri durumunda bu ceza yasasına muhatap olacaklar ve haklarında idam kararı verilecektir. Bu karar çok istisnai ve özel koşullarda, yalnızca müebbet hapse dönüştürülebilecektir. Normal şartlarda idam cezalarının büyük bir çoğunluğu müebbete çevrilirken, tam tersi bir tutumla Filistinlilere özgü olmak koşuluyla idam cezaları asıl hale getirilmektedir.' dedi.

'Yasaya göre idamla ilgili kararlar 90 gün içerisinde infaz edilecektir'

Yasanın hukuksuzluğuna değinen Kurşun 'Bu yasanın altında yatan neden ise 7 Ekim 2023'te başlayan Filistin halkının özgürlük mücadelesi ve Filistin halkının yerinden edilme ile gayri insani muamelelere maruz kalmasına karşı gösterdiği tepkilerin terör suçu olarak değerlendirilmesi ve bu kapsamda idamların meşrulaştırılması olarak görülmektedir. Bu düzenleme gerek israil parlamentosunda (Knesset olarak bilinen israil parlamentosu) gerekse hukuk uzmanları tarafından ciddi şekilde eleştirilmektedir. Zaten yasa basit çoğunlukla kabul edilmiştir. 62 kabul oyuna karşılık 48 itiraz oyuna rağmen onaylanmıştır. Yine bu yasaya göre idamla ilgili kararlar 90 gün içerisinde infaz edilecektir. Başbakanın başvurusu halinde ise süre 180 gün daha uzatılabilecektir.' ifadelerini kullandı.

'Uluslararası hukuka aykırı düzenleme'

Batman'da on binlerin katıldığı Mevlid-i Nebi programı için teşekkür mesajı
Batman'da on binlerin katıldığı Mevlid-i Nebi programı için teşekkür mesajı
İçeriği Görüntüle

Düzenlemenin uluslararası hukukta da bir geçerliliğinin olmadığına değinen Kurşun 'Uluslararası hukuka aykırı olan bu düzenleme; insan hakları, Birleşmiş Milletler kararları, uluslararası sözleşmeler ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere insanlığın vicdanı ve adalet duygusuna tamamen aykırıdır. Çünkü bu yasa sadece Filistinliler için geçerlidir. Yani bir ülke düşününüz, kendi vatandaşlarına idam cezası uygulamazken, Filistinlilere idam cezası öngörmektedir. Bu durum aslında apartheid rejiminin bir yansımasıdır. israilin bugüne kadar Filistinlilere uyguladığı apartheid rejiminin son halkasını oluşturmaktadır. Dolayısıyla Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar, insan hakları örgütleri ve dünya kamuoyu bu konuda ciddi bir endişe taşımaktadır. Bu endişelerin dile getirilerek güçlü bir kamuoyu baskısı oluşturulması ve bu yasadan geri adım atılmasının sağlanması gerekmektedir.' şeklinde konuştu.

'Bölgedeki gerilimi daha da artıracaktır'

İdamla ilgili uygulamanın bölgedeki gerginliği tırmandıracağına değinen Kurşun 'Şüphesiz israilin Filistinlilere karşı attığı her adım bölgedeki gerilimi daha da artıracaktır. israil hükümetinin bu çift taraflı tutumu, Filistinlilere uygulanan apartheid rejimi, ırkçı ve faşizan uygulamalar hukuk açısından da kabul edilemez niteliktedir. Bu durum başta bölge ülkelerindeki halklar olmak üzere tüm dünyayı etkileyecektir. Bu aslında soykırımın yasal zeminde devamıdır. Yani idam cezası, savaşta yaşanan soykırımın yasal kılıf altında sürdürülmesidir. Bu yasaya göre işgale direnmek, yerinden edilmeye karşı çıkmak ve ayrımcılığa itiraz etmek suç sayılacak ve terör suçu kapsamında değerlendirilecektir. Yargılamalar ise büyük oranda askeri mahkemelerde yapılmaktadır. Örneğin işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin yargılanması askeri mahkemelerde yürütülmekte, çoğu zaman işkence altında alınan itiraflara dayanan kararlar verilmektedir ve bu oran yüzde 96 seviyelerine ulaşmış durumdadır.' dedi.

'Tüm dünyayı ve insanlığı ilgilendiren bir konudur'

Kurşun, siyonist işgalcilerin Filistinlilere yönelik idam yasasını şu sözlerle tamamladı:

'Dolayısıyla bu mesele yalnızca bölge ülkelerini değil, tüm dünyayı ve insanlığı ilgilendiren bir konudur. Uluslararası toplumun tepkisi ise bu noktada yetersiz kalmaktadır. Maalesef uluslararası toplum çoğu zaman yalnızca büyük katliamlar olduğunda tepki göstermektedir. Oysa Filistin'de katliam sürekli devam etmektedir. Son dönemde İran-israil-ABD geriliminin de etkisiyle uluslararası kamuoyu israilin bölgedeki gerçek amacını, yayılmacı ve işgalci politikalarını daha net görmeye başlamıştır. Bu aşamadan sonra uluslararası kamuoyunun daha ciddi, daha tutarlı ve daha etkin bir tepki ortaya koyacağını düşünüyorum.' (İLKHA)

Kaynak: İLKHA