İLKHA muhabirine konuşan HAK-İŞ Konfederasyonu'na bağlı Öz Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan, orman yangınlarıyla mücadelede insan faktörünün belirleyici olduğunu belirterek, Türkiye'de çıkan yangınların yüzde 90'ından fazlası insan kaynaklı olduğunun altını çizdi.

Yangın sezonunun başladığını ifade eden Aslan, vatandaşların özellikle piknik alanlarında ateş ve sigara izmariti konusunda dikkatli davranması gerektiğini söyledi. Orman Genel Müdürlüğü'nün teknik ekipman açısından eksiğinin bulunmadığını kaydeden Aslan, en büyük sorunun personel yetersizliği olduğunu belirterek işçi alımının hızlandırılması çağrısında bulundu.

'Ekiplerimiz şu an itibarıyla dağlardaki 7/24 yeşil vatanı korumak için görev başına hareket halindeler'

Yangın sezonu bu yıl yağışların uzun olmasından dolayı haziran itibarıyla başladığını ve ekiplerinin hazır olduğunu belirten Aslan, 'Ekipler bu boşluk süresi içerisinde yangınla ilgili gerekli eğitimlerini aldılar. Araç bakımları yapıldı, dağılım yapıldı. Ekiplerimiz şu an itibarıyla dağlardaki 7/24 yeşil vatanı korumak için görev başına hareket halindeler, hareket ettiler, şu anda ekiplerimiz kurulmuş vaziyette. Yalnız ormanınız varsa yangın olur. Bundan kurtuluşu yok. Ama asıl olan önleyici tedbirler alarak ormanları yakmamak. Asıl olan bu. Türkiye'deki iklim şartlarımıza baktığımızdan da üç şart var, bizim ormancıların yangınla ilgili tespitlerinde. Bunların bir tanesi ısının 30 derecenin üzerine çıkması, diğer biri nemin 30 derecenin, yüzde 30'un altına düşmesi ve rüzgarın hızının 30 kilometrenin üzerine çıkması. Bunun sağlandığı an her şey hazır demektir. Yani yangın çıkmaya her şey hazır. Bundan sonrası o yangını çıkartmamanın yolu insan kaynağından geçiyor. Yani doğanın şartlarına müdahale edemiyorsunuz. Doğanın şartları 3-30 bir araya gelmişse artık yangına hazırım demektir. Artık o yüzde 90'ın üzerinde Türkiye'deki çıkan yangınlarda insan kaynaklı oluyor. İnsan kaynaklı yangınlara baktığımız zaman da burada insan unsuru devreye girerek bu üç şartların içerisinden ormanları korumak gerekiyor.' dedi.

'Orman yağmuru çekiyor, tozu tutuyor, erozyonu önlüyor, oksijeni üretiyor'

Konuşmasının devamında Aslan, 'Onun için vatandaşlarımızın, arkadaşlarımızın, halkımızın daha duyarlı olarak biz onlara kültürümüz olan 'piknik yapmayın.' demiyoruz. Güzel bir köşede pikniğinizi yapın ama ne olur piknik yaptıktan sonra mangal ateşinizi söndürün, üzerine su dökün, üzerine toprak atın, ihmal etmeyin. İçtiğiniz tütün ürünlerini sorumsuzca yere atmayın, çünkü artık o üç şart bir araya geldiğinde yangın çıkmamak için hiçbir neden yok. Otlar kurumuş, bu seneki yağıştan dolayı otlar diz boyu oldu ormanın içerisinde ve artık barut haline geldi. Ufak bir kıvılcım koca bir ormanı yok ediyor. Onun için vatandaşlarımızın daha duyarlı olup daha bu ülkenin coğrafyasına, vatanına, yeşil vatana sahip çıkmakla görevli olmamız gerektiğini söylüyoruz. Çünkü herkes her vatandaşımız güzel yeşil bir doğada yaşamak ister. Çölde kimse yaşamak istemez. Onun için orman fevkalade orman önemli. Orman baktığımız zaman yağmuru çekiyor, tozu tutuyor, erozyonu önlüyor, oksijeni üretiyor. Dolayısıyla şimdi ürettiğiniz oksijenin duvar çekip, perde çekip ülkenizde tutamayacağınıza göre, o zaman ormanlara sahip çıkmak zorundasınız. Yani Yunanistan'da yanan, İspanya'da yanan bir yangının bizi ilgilendirme, 'O oranın yangını.' diyemiyoruz. Sonuçta o yangın oksijeni yakıyor ve insan oksijen olmazsa insan sağlığı tehlikeye giriyor, insanın yaşama azmi gidiyor. Bu nedenle ormanları titizlikle korumak zorundayız.' ifadelerine yer verdi.

'Ormana girişi sınırlandıralım'

81 il valisine çağrıda bulunan Aslan, 'Valilerimize daha önce bir çağrı yaptım, tekrar buradan sesleniyorum. Bazı valilerimiz tedbirler aldılar sağ olsunlar. Yani ormana girişi sınırlandıralım. Eylül ayının sonuna kadar sınırlandıralım, kontrollü olarak devriyeleri artıralım, kontrollü olarak arkadaşlarımız piknik yapacaksa devletin izin verdiği alanlarda. Çünkü artık şehirle büyükşehirlerin etrafında kent ormanları kuruldu. Kent ormanlarının içerisinde her türlü sosyal donatısı var. Hatta mangalına kadar mangal bile var orada yapılmış. Dolayısıyla vatandaşlarımız oraya giderek daha sosyal donatıların içerisinde mangallarını, ateşini yakabilirler, mangallarını yakarlar ve bir hafta sonunu böylelikle geçirmiş olurlar diye düşünüyorum.' şeklinde belirtti.

'Maliye Bakanlığı, acilen Orman Genel Müdürlüğünün talepleri olan işçi alım talebine izin vermeli'

Araç ve ekipman olarak hiçbir eksikliklerinin olmadığını ancak işçi eksikliklerinin olduğunu belirten Aslan, şunları söyledi:

'O nedenle orman yangınlarla ilgili Orman Genel Müdürlüğü 180 küsur yıllık bir kuruluş. Teknolojik olarak hiçbir eksiği yok. Yani araç eksikliği yok, arazöz eksikliği yok, dozer eksikliği yok, greyder eksikliği yok, 110 tane helikopter kiralandığı ifade ediliyor, 28 tane uçak kiralandığı, kendi uçaklarımızla beraber uçağımızın olduğu ifade ediliyor yetkili kurumlar tarafından. Dolayısıyla teknik olarak bir eksiklik yok fakat bu araçları kullanan işçide eksiklik var. Çünkü araçlar alıyorsunuz, tekniktir, araç almak paradır. Paranız varsa, parayı bastırıp aracı alıyorsunuz ama o araç en az iki tane işçiyle dönmesi lazım. O arazözlerde 5+1'i işçinin olması lazım. Yani 5 işçi, 1 şoförün olması lazım. Şu anda 3'ü 4'ü bulan öpüp başına koyuyor, insan yok. Onun için Maliye Bakanlığı bir an önce, acilen Orman Genel Müdürlüğünün işçi alım talebine izin vermeli ki sezona girdik, hızlandırılmış eğitimle o arkadaşlarımızı tekrar sahaya alalım. Çünkü bugün alacağınız bir işçiye en az 2 ay 2,5-3 aydan önce alamıyorsunuz. Müracaat ediyorsunuz, onun bir bekleme süresi var, geliyor, ilan süresi var, itiraz süresi var, deneme süresi var. Dolayısıyla işçiyi bugün aldınız 2-2,5 ay sonra ancak hizmete sokabiliyorsunuz, belli bürokratik nedenlerden dolayı. O nedenle geciktirilmeden, ciğer, akciğerlerimiz yanmadan bir an önce Orman Genel Müdürlüğünün taleplerine Maliye Bakanlığı izin vererek işçi alımını sağlamalı.'

'İşçi sayısı yetersiz kesinlikle artırılması gerekir'

Konuşmasının devamında Aslan, 'İşçi alımında orman muhafaza biz 25 bin işçi var hatta 22 bin küsur, Sayın Bakan onu 28 bin olarak açıkladı. Sayın Bakan'ın 'bir doğru söylemiyor.' demem doğru değil ama Sayın Bakan orman muhafaza memurlarını da yangın işçisi olarak değerlendiriyor. Ona o zaman neyin, Orman Genel Müdürlüğünün çalışan bütün işçisini, 45 bin işçiyi de değerlendirelim. Yani o orman muhafaza memuru hortumu elini alıp gece işçiyle beraber dağda yatıp dağda kalkıp yangın söndürmüyor, onlar organizede kullanıyor, organize ediyorlar, işçilerin başında tabiri caizse çavuşluk yapıyorlar. Bu yangın söndürme değil yani. O nedenle o 28 bini de yangın söndürmede kullanılan bir eleman değil. Şu anda yaklaşık 7-8 bine yakın, sayılar tam aklımda değil ama Sayın Bakan rakam rakam verdi. Onları, araç var ikişer tane şoför verseniz, 8 bin ise 16 bin kişi zaten şoför olarak var. 6 bin işçi varsa, araç varsa ikişer tane şoför koysanız 12 bin. 12 bini zaten atıl yatırım. Yangında bizzat hortumu tutup yangını söndüren insanlar değil. Bunlar olmalı mı? Bunlar tabii ki olacak. Arazöz tabii ki olacak, bunlara su taşıyan tanker tabii ki olacak, tıkanan yerde yolu açmak için dozer tabii ki olacak. Dolayısıyla burada işçi sayısı yetersiz, işçi sayısının artırılması gerekir, kesinlikle artırılması gerekir. Aksi takdirde biz 'akciğerlerimiz yanıyor.' demeye devam ederiz ve bunun bedelini başka yerlerden öderiz.' dedi.

'Bugün diktiğiniz bir fidan, 50 sene sonra sizin ekonominize ancak katkı veriyor'

Aslan, 'Eğer ormanları muhafaza edemesek, insanımızı sağlıklı oksijen aldıramassak bunun bedelini sağlıktan öderiz. İnsanlar hastalanır, sağlığa götürür, sağlıktan öderiz parayı oraya kazandırırız. Dolayısıyla bir diktiğiniz bugün bir fidan bir başka meta gibi değil. Bugün diktiğiniz bir fidan anca 50 sene sonra sizin ekonominize ancak katkı veriyor, ormanın ayrı da bir ekonomik tarafı var. Bir güzellik tarafı var, ekonomik tarafı var, dediğim gibi, trilyonlarca dolar harcayıp baraj yapıyorsunuz eğer o baraja erozyonu önleyemezseniz bir müddet sonra barajın balçıkla dolduğunu görürsünüz. Dolayısıyla bu gibi tedbirlerin bir an önce alınarak yeşil vatanın korunması yönünde ateş savaşçılarımız canla başla çalışarak, bu konuyu düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum.' diye konuştu.

Uzun yol kaptanlarından uyarılar: Kazaların nedenleri arasında uykusuzluk, aşırı hız ve takip mesafesine uyulmaması yer alıyor
Uzun yol kaptanlarından uyarılar: Kazaların nedenleri arasında uykusuzluk, aşırı hız ve takip mesafesine uyulmaması yer alıyor
İçeriği Görüntüle

'Okullarda Yeşil Vatan dersiyle verildi'

'Yeşil Vatan önemli bir kavram.' diyen Aslan, 'Nasıl ki Mavi Vatan, Gök Vatan varsa bir de Yeşil Vatan var. Yeşil Vatan dediğimiz zaman işte bu ülkenin doğası, güzelliği, her şeyi içine koyuyorsunuz. Ama orman yangınlarını korumak da eğitimden geçiyor. Eğer biz çocuklarımıza anaokulundan itibaren doğayı, çevreyi, vatanı beyinlerine bunları işleyemezsek ağaç kuruduktan ağaç yaşlandıktan sonra olmuyor. 'Ağaç yaşken eğilir.' sözünden hareketle biz yıllardan beri çağrı yapıyoruz Milli Eğitim Bakanlığına, hükümete. Okullarda Yeşil Vatan dersi koyun. Çocuklarımız okula başladığı an doğayı, çevreyi, Yeşil Vatanı, Yeşil Vatanın ne anlama geldiğini, bunların nasıl korunacağını, insana düşen görevler nelerdir? Bunları detaylı bir şekilde çocuklarımıza anlatarak çocuklarımızın şeyini, hafızasını Yeşil Vatanla ilgili doldurmamız lazım. Sağ olsun bu yıl, Milli Eğitim Bakanımız, hükümet, bu konu sesimizi duydu. Bununla ilgili resmen müracaat da yapmıştık, yazılı olarak Milli Eğitim Bakanlığına. Bu seneki okullar Yeşil Vatan dersiyle açıldı. Sayın Bakanın ifadesi 'bunu yıl boyuna yayacağız.' dedi. Bu bizim için önemli bir kazanım. Biz bunun sadece seslendirmesini yaptık, duyurmasını yaptık ama devletin yetkilileri konuyu duydu ve biz bunu kamuoyunun gündemine taşıyarak hem ülkemiz hem vatanımız hem de çocuklarımız daha duyarlı olacakları kanaatindeyim.'

Konuşmasının devamında Aslan şunları kaydetti:

'Ben şuna inanırım. Hiçbir işveren çalıştırdığı insanlara zulmederek işçilik yaptırmaz. Bir yerde sıkıntılar varsa, sorunlar varsa, vardır. O zaman iletişim kanallarında bir sorun vardır. Ya siz derdiniz iyi anlatamıyorsunuz ya karşı tarafın dediğini siz anlamıyorsunuz. Kısır bir döngü içerisinde devam edersiniz burada. Burada çok şükür bizim sendikamızın iletişim kanallarıyla ilgili hiçbir sıkıntısı yok. Biz bugüne kadar can yakıcı olan işçilerimizin kadro problemi, can yakıcı olan bu 161 tane bugüne kadar orman şehidimiz var. Ormanların, yangınlarda söndürürken hayatını kaybeden, yanan şehitlerimiz var. Bunlar bundan faydalanamıyorlardı. Bu konuları biz Sayın Cumhurbaşkanımıza taşıdığımızda, sağ olsun 2023 yılından bu tarafa ormancı çalışanlarımız şehit statüsüne alındı. Ve geçici mevsimlik çalışan arkadaşlarımız kadroya alındı. Yeter ki siz, iletişim kanallarını açık tutun, o kapıları zorlayın. Biz bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a sendikamızdaki işçilerle ilgili neyi ilettiysek sonuçsuz kalmadı, sonuçlarını aldık. Ve ben uzun yıllardır sendikacılık hayatının içerisindeyim ve ilk defa bir Cumhurbaşkanı bizim yangın ekibimizdeki işçileri alarak geçmiş olsun dileklerini iletti ve hal hatır sordu, yanında iki tane de işçimizi alarak. Dolayısıyla bu önemli bir kazanımdır. Önemli bir bakış açısıdır devletin tepesinin doğaya, orman işçisine nasıl baktığının ifadesidir. Bunun meyvelerini biz görüyoruz zaten. İşçilerimiz çok şükür artık Orman Genel Müdürlüğünde kadro problemi bitti. Emekli oldukça aşağıdan arkadaşlarımız, 11 ay 29 gün çalışan arkadaşlarımız da kadroya geçiyorlar. Bu da bizim iletişim kanallarımızın doğru çalıştığının, iyi çalıştığının bir sonucu olarak değerlendiriyorum.' dedi.

'Ormanlar bizim ortak paydamız'

Son olarak medyaya çok iş düştüğünü belirten Aslan, 'Doğayı korumak, ormanı korumak, sadece benim görevim değil. Ben sadece bunu dile getiren, içerden gördüğüm aksaklıkları, noksanlıkları dile getiren birisiyim. Ormanlar bizim ortak paydamız. Benim dile getirdiğimi yazılı ve görsel basında kamuoyuna taşıyacak, ortak hareket edeceğiz. Onlar basın mensupları, o açılışta da söyledim, benim yol arkadaşlarım, bu konuda kader arkadaşlarım. Çünkü onlar olmazsa biz sesimizi duyuramayız. Onlar zor şartlar içerisinde haber yaparak, o zor şartlar içerisinde çalışan bizim işçilerimizin görüntülerini, çalışma şartlarını kamuoyunun gündemine taşıyorlar. Vicdanlara hitap ediyorlar. O nedenle basındaki arkadaşlarım bu konuda benim ortak paydamızdır. Onları da onore etme adına Orman Genel Müdürlüğümüzden, Atatürk Orman Çiftliği arazisi içerisinde bir yerden bütün yazılı ve görsel basındaki arkadaşlarımızın, Ankara'da olanların hepsine bir fidan diktik, bir basın ormanı oluşturduk. Ve basın, medya, yazılı ve görsel televizyonlarda hepsi gelerek kendi fidanlarını diktiler, çekimlerini yaptılar. Dolayısıyla bu da bizim, basını ötekileştirmediğimiz, basın bizim yol arkadaşımız, basın bizim bu konuda kader birliği yaptığımız; çünkü onlar da zor şartlarda orman yangınlarıyla mücadele ediyor, biz de zor şartlarda onların daha görmediği şekilde biz mücadele ediyoruz. Sağ olsunlar bizim o çalışma şartlarımızı, o görüntülerimizi kamuoyuna, taşıyorlar. Bu nedenle ben kendilerine minnettarım.' ifadelerine yer verdi. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA