Suriye hükümeti ile PKK/SDG arasında duyurulan kapsamlı ateşkes ve entegrasyon anlaşması, yalnızca askeri bir düzenleme değil, aynı zamanda Suriye krizinin en karmaşık dosyalarından birine yönelik siyasi bir hamle niteliği taşıyor. Anlaşma, Şam'ın uzun süredir vurguladığı "tek devlet, tek ordu, tek egemenlik" yaklaşımının sahaya yansıması olarak okunuyor.

Metnin en dikkat çekici yönü, PKK/SDG'nin kontrol ettiği alanlarda fiili özerk yapının tasfiye edilmesini ve bu yapıların Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini öngörmesi. Haseke ve Kamışlı merkezlerine İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin girmesi, askeri birliklerin temas hatlarından çekilmesi ve silahlı unsurların ordu bünyesinde yeniden yapılandırılması, Şam'ın kuzeydoğuda devlet otoritesini kademeli olarak yeniden tesis etmeyi hedeflediğini gösteriyor.

Bu çerçevede anlaşma, PKK/SDG'nin yıllardır taşıdığı "özerk yönetim" ve fiili bölünme projesinin sona erdirilmesi anlamına geliyor. Nitekim sahadaki ve bölgesel gelişmeler, bu yapının artık sürdürülebilir olmadığını ortaya koymuş durumda. ABD'nin bölgedeki önceliklerini gözden geçirmesi, Şam'ın askeri ve siyasi alanda elini güçlendiren faktörler arasında yer alıyor.

Ancak sürecin önündeki en büyük engel yine PKK faktörü olarak öne çıkıyor. PKK'nın Suriye'ye entegre bir çözümden ziyade, bölgeyi kendi ajandası doğrultusunda kullanmaya çalıştığı biliniyor. Bu nedenle anlaşmanın uygulanma aşamasında, PKK'nın sahada oyalama, geciktirme ya da fiili sabotaj girişimlerine yönelmesi ihtimali güçlü bir senaryo olarak değerlendiriliyor. Böyle bir durum, PKK/SDG yönetimini de doğrudan bir çıkmaza sürükleyecek.

Şam açısından bakıldığında ise anlaşma, askeri baskı ile siyasi çözümün birlikte yürütüldüğü dengeli bir stratejinin ürünü. Hükümet, bir yandan devlet kurumlarının dönüşünü garanti altına alırken, diğer yandan Kürt halkının sivil ve kültürel haklarının korunacağı mesajını vererek toplumsal zemini sağlamlaştırmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, "ayrılık" yerine "entegrasyon"u esas alması bakımından önceki girişimlerden ayrılıyor.

Anlaşmanın bölgesel yansımaları da dikkat çekici. Suriye'nin fiilen bölünmesini öngören projelerin gerilemesi, yalnızca Şam için değil, bölge ülkeleri açısından da istikrar anlamına geliyor. Kuzeydoğu Suriye'nin merkezi otoriteye bağlanması, "sınır güvenliği, göç ve terör" dosyalarında yeni bir denge oluşturabilir.

Gazze "Barış Konseyi"nin başındaki isim tartışmalı: Nikolay Mladenov'a neden güvenilmiyor?
Gazze "Barış Konseyi"nin başındaki isim tartışmalı: Nikolay Mladenov'a neden güvenilmiyor?
İçeriği Görüntüle

Sonuç olarak, Şam-PKK/SDG anlaşması Suriye hükümeti açısından stratejik bir kazanım potansiyeli taşıyor. Ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi, PKK'nın sahadaki etkisinin kırılması ve entegrasyon sürecinin kararlılıkla uygulanmasına bağlı.

Şam yönetimi, bu dosyada geri dönüşü olmayan bir aşamaya geçmek isterken, önümüzdeki süreç Suriye'nin toprak bütünlüğü ile PKK/SDG'nin geleceği arasındaki nihai tercihi netleştirecek. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA