İşgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde yer alan Sanur yerleşiminin yeniden açılması, siyonist rejimin yerleşim politikasında yeni ve daha saldırgan bir döneme işaret ediyor.
Daha önce 2005 yılında boşaltılan bu yerleşimin tekrar gündeme getirilmesi, sadece yerel bir gelişme değil, işgal stratejisinin yön değiştirdiğinin açık göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Sanur, Cenin'in güneyinde, Filistin yerleşimleri arasındaki bağlantı yollarını kontrol edebilecek kritik bir noktada bulunuyor. Bu nedenle yeniden açılması, sadece sembolik değil aynı zamanda askeri ve coğrafi bir hamle olarak öne çıkıyor.
Verilere göre siyonist rejim, 2025 yılı boyunca Batı Şeria'da 28 binden fazla yeni yerleşim birimine onay verdi. Aynı dönemde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik binlerce saldırısı kayda geçti. Ayrıca on binlerce dönüm arazi 'devlet toprağı' ilan edilerek fiilen gasp edildi.
Uzmanlar, bu adımların temel amacının Filistin topraklarını birbirinden kopuk küçük parçalara ayırmak olduğunu belirtiyor. Batı Şeria genelinde yüzlerce askeri kontrol noktası ve yol kısıtlamasıyla desteklenen bu yapı, Filistinlilerin günlük hayatını zorlaştırırken hareket özgürlüğünü de ciddi şekilde kısıtlıyor.
Sanur'un yeniden açılmasıyla birlikte çevredeki Filistin köylerinin doğrudan etkilenmesi bekleniyor. Tarım arazilerine erişimin engellenmesi, yeni askeri yolların açılması ve yerleşimcilerin saldırılarının artması, bölgede yaşayan Filistinliler için yeni bir baskı dalgası anlamına geliyor.
Uluslararası hukuka göre işgal altındaki topraklarda kurulan tüm yerleşimler yasa dışı kabul edilirken, siyonist rejim iç hukuk düzenlemeleriyle bu süreci meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak bu yaklaşım, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından kabul edilmiyor.
Analistlere göre Sanur adımı, siyonist rejimin artık 'kademeli genişleme' politikasından çıkıp daha açık bir ilhak ve kontrol stratejisine yöneldiğini gösteriyor. Bu durumun önümüzdeki dönemde Batı Şeria genelinde benzer adımların artmasına yol açabileceği belirtiliyor.
Tüm bu gelişmeler, işgal altındaki Filistin topraklarında gerilimin daha da artacağına ve sahadaki gerçekliğin zorla değiştirilmeye çalışıldığı yeni bir sürecin başladığına işaret ediyor. (İLKHA)




