Diyarbakır Memur-Sen İl Başkanlığı konferans salonunda gerçekleştirilen programa, Diyarbakır Memur-Sen İl Başkanı Ramazan Tekdemir, Mardin Memur-Sen İl Başkanı Abdusselam Demir ve Bingöl Memur-Sen İl Başkanı Yunus Kaya katıldı.

'Eğer kahraman arıyorsak, görmek istiyorsak, kahramanlar Gazze'de'

Programda konuşan Bingöl Memur-Sen İl Başkanı Yunus Kaya, kendilerine yönelik 'kahraman' söylemlerini kabul etmediklerini belirterek, asıl kahramanların Gazze'de yaşayan siviller olduğunu söyledi.

Yunus Kaya

Kaya 'Bizim özellikle geldiğimiz günden beri yoğun bir şekilde insanların bize karşı bir teveccüh gösterdiğini görüyoruz. Allah razı olsun. Ancak zaman zaman başkanlarımızla da muhabbet ettiğimizde ifade ediyoruz: Lütfen bize kahraman muamelesi yapmayın. Çünkü eğer kahraman arıyorsak, görmek istiyorsak, kahramanlar Gazze'de. Bunu çok net bir şekilde ifade edeyim. Tabii şöyle bir şey daha konuşuluyor: Sizlere neler yaptılar, neler çektiniz, nasıl sıkıntılar yaşadınız? Belki bunları ifade etmemiz lazım, o atmosferi, o zalimlikleri anlatmamız önemli. Ancak emin olun, Gazze'li kardeşlerimizin, orada yaşayan insanların yaşadıkları yanında bizim bunları bir kelimeyle dahi ifade etmemiz bana ağır geliyor. Bunu öncelikle söylemek isterim.' dedi.

'Mescid-i Aksa'yla, Filistin'le, Gazze'yle ilgili atılacak ne adım varsa, bir Müslüman olarak bunu yapmam gerektiğini düşündüm'

'Hepimiz yıllardır, belki çocukluğumuzdan beri Filistin'de yaşanan bu sıkıntıyı, bu dramı birlikte görüyoruz.' ifadeleriyle sözlerine devam eden Kaya 'Bundan dolayı her zaman rahatsız olduk, üzüldük, kahrolduk. Yaklaşık 80 yıllık bir işgal var. 20 yılı aşan bir süre içerisinde çok ciddi bir abluka uygulanıyor. Öbür taraftan baktığınızda, 7 Ekim'den bu yana da bu zalimler artık arşıâlâyı titretecek şekilde, yaptıkları zulümle 3 yılı aşkın süredir bir soykırım gerçekleştiriyorlar. Ramazan Bayramı'nda Mescid-i Aksa'nın kapalı tutulması ve namaz kılınamaması hepimizi derinden etkilemişti. Ben bir Müslüman olarak hicap duymuştum ve bayramı yaşayamamıştım. Bunu aileme de ifade etmiştim. Artık hangi yoldan olursa olsun Mescid-i Aksa'yla, Filistin'le, Gazze'yle ilgili atılacak ne adım varsa, bir Müslüman olarak bunu yapmam gerektiğini düşündüm. Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam'ın buyurduğu gibi: 'Bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle düzeltin, gücünüz yetmiyorsa dilinizle, ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle buğz edin. Bu imanın en zayıf noktasıdır.' Belki buradan yola çıkarak, Sumud Filosu'na katılırsak elimizle bir şey yapmış olur muyuz düşüncesiyle başvuru süreci açıldığında hiç düşünmeden başvurduk ve kardeşlerimizle birlikte yola çıktık.' diye belirtti.

'siyonistler haydut, terörist, korsan ve hırsız yapılardır'

Gazze'de yaşayan insanların sosyal medya üzerinden kendilerine ulaştığını belirterek özellikle çocukların gönderdiği mesajların kendilerini duygulandırdığını ifade eden Kaya 'Biz eğer o yavrulara bir parça umut olabildiysek, buna vesile olduysak Allah'a hamd etmek gerekir. Burada olduğumuz için, Türkiye'ye döndüğümüz için açıkça söylüyorum; mutlu değilim. Belki biz kendi çocuklarımıza kavuştuk ama yolculuğumuzu yarıda kesmek zorunda kaldık. Çünkü biz o zalim yapının karşısındaydık. Onlara asla devlet demeyin. Devlet olmanın gerekleri vardır; hukuk vardır, insan hakları vardır. Bunların hiçbiri yok. Bunlar haydut, terörist, korsan ve hırsız yapılardır. Dünyada nice Firavunlar, Nemrutlar geldi geçti. Ama eninde sonunda inananlar kazandı. İnsanların içlerindeki korkuyu yenmesi gerekiyor. İsrail ve Amerika korkusu da bunun bir parçasıdır.' şeklinde konuştu.

'Bu yolculukta insanlığın onurunu taşıdığımıza inanıyoruz'

Yolculuk sırasında farklı ülkelerden gönüllülerle bir araya geldiklerini kaydeden Kaya, doktorlardan kaptanlara kadar çok sayıda kişinin vicdani sorumlulukla filoya katıldığını söyleyerek şunları kaydetti:

'Sumud Filosu'nda gördüğümüz bir şey daha vardı: Dünyanın farklı ülkelerinden insanlar katılmıştı. Teknelere İsrail'in yok ettiği köylerin isimleri verilmişti. Kaptanlar, doktorlar İsveç, Fransa, Almanya, İspanya gibi farklı ülkelerden gelen gönüllülerdi. Bizler de bu yolculukta insanlığın onurunu taşıdığımıza inanıyoruz. Çünkü bu sadece yardım değil, aynı zamanda insanlık vicdanının taşıyıcılığıdır. Bize müdahale ederken savaş gemileriyle geldiler. Ancak şunu gördük ki bu yapı aslında korkak bir yapıdır. Maskelerle dolaşıyorlardı, yüzlerini bile göstermiyorlardı. Sonuç olarak Cenab-ı Hak'tan dileğimiz; İslam dünyasına birlik, beraberlik ve ümmet bilinci nasip etmesidir.'

'Sumud sadece bir deniz seyri ve seferi değildir'

Programda konuşan Mardin Memur-Sen İl Başkanı Abdusselam Demir ise Sumud Filosu yolculuğunu 'hayatlarının en şerefli yolculuğu' olarak nitelendirdi.

Abdusselam Demir

Demir 'Hayatımızın en kıymetli yolculuğuydu, en şerefli yolculuktu. Rabbim tekrarını nasip etsin. Hanım kusura bakma, Rabbim tekrarını nasip etsin inşallah. Hiçbir hikâye yarıda kalmamalı. Evet, belki biz bugün buradayız ama Sumud yoluna devam ediyor. Tabii Sumud sadece bir deniz seyri ve seferi değildir. Bunun bir kara ayağı vardır. Kuzey Afrika ülkelerinden başlayan karayoluyla ayrı bir aşaması var ve sizlerin, bizlerin sürdürmesi gereken ayrı bir görevi daha var. Bundan sonra sizlerle birlikte bu yolculuğun dünyada daha da hareketlenmesi, bütün dikkatlerin, paylaşımların ve çalışmaların Gazze merkezli olması hususunda hepimize çok daha önemli görevler düşüyor. Biz Sumud yolculuğumuza sizlerle birlikte devam edeceğiz inşallah.' ifadelerini kullandı.

Muğla'da uyuşturucu operasyonu: 4 kişi tutuklandı
Muğla'da uyuşturucu operasyonu: 4 kişi tutuklandı
İçeriği Görüntüle

'Artık söylediklerimizi icraata dökmek zorundaydık'

Filoya katılma sürecini anlatan Demir, daha önce de Gazze'ye yönelik yardım girişimlerinde bulunduklarını ancak çeşitli engellemelerle karşılaştıklarını belirtti.

Bu yolculuğun kendisi açısından bir 'samimiyet testi' olduğunu dile getiren Demir 'Biz Memur-Sen başkanlarıyız, Kudüs şairi bir kurucu genel başkana sahip bir teşkilatın mensuplarıyız. Sürekli konuşuyor, basın açıklamaları yapıyoruz; 'Kahrolsun israil' diyoruz ama bunun ötesine geçmek gerekiyordu. Artık söylediklerimizi icraata dökmek zorundaydık. Benim için bu bir samimiyet testiydi. Eğer bu yola çıkmasaydım, söylediklerime inanmıyor olacaktım. Çünkü insan, inandığı gibi yaşamıyorsa zamanla yaşadığına inanmaya başlar. Bu nedenle filoya başvurduk. Bir mülakat sürecinden geçtik, iki saatten fazla süren bir görüşme yapıldı. Almanya'dan bir ekip bizi değerlendirdi. İki-üç gün sonra 'filoya dahil edildiniz' denildi.' şeklinde konuştu.

'Sumud 'küresel intifada'dır'

Demir, dünyanın farklı ülkelerinden ve farklı inanç gruplarından insanların Gazze için bir araya geldiğini belirterek 'Sumud'un misyonunu görünce umutlandık. Bu hareket gerçekten dünyanın vicdanına hitap eden bir harekettir. Farklı ülkelerden, farklı dinlerden, farklı yaş gruplarından insanlar bu hedef için bir araya geldi. 18 yaşından 90 yaşına kadar herkesin tek hedefi Gazze'ye ulaşmak, ablukayı kırmak ve kardeşlerimizle buluşmaktı. Bu bizi çok umutlandırdı. Sumud'u tek kelimeyle ifade etmek gerekirse: küresel bir intifada hareketidir. Bunu net bir şekilde gördüm.' dedi.

Ramazan Tekdemir

Diyarbakır Memur-Sen İl Başkanı Ramazan Tekdemir de konuşmasında Gazze meselesinin yalnızca Müslümanların değil, vicdan sahibi tüm insanların ortak sorunu olduğunu belirtti.

'Ne olursa olsun bu mücadelenin içinde yer almamız lazım'

'Gazze meselesini Filistin davasını insanlığın davası olarak Müslümanların davası olarak kodlayıp ömrümüzün önemli bir kısmını bu mücadelenin sahnesine dönüştürmemiz lazım. Kimliğimizle, duruşumuzla, işleyişimizle, tercihlerimizle…Ne olursa olsun bu mücadelenin içinde yer almamız lazım.' ifadeleriyle sözlerine başlayan Tekdemir, filoya katılma sürecinde kişisel ve ailevi zorluklar yaşadığını, buna rağmen yolculuğa çıkma kararı aldığını ifade etti.

Tekdemir, 'Bizler Filo'ya katılırken tüm kardeşlerimiz gibi çeşitli zorluklar yaşadık. Bu süreç ilk gündeme geldiğinde Haccım çıkmıştı. Buna rağmen Sumud Filosuna başvurdum. Ardından farklı gelişmeler yaşandı. Kızımız ameliyat oldu ve Haccımızı iptal etmek zorunda kaldık. Bir taraftan diplomasi yürütüyor, diğer taraftan çocuğumuzla ilgileniyorduk. Ancak Allah dilerse ve insan da samimi bir şekilde isterse yollar açılıyor, engeller aşılabiliyor.' ifadelerini kullandı.

Sumud filosuna katılma sürecinde ailevi diyaloglardan söz eden Tekdemir, 'O süreçte eşimle aramızda bir diyalog geçti. Çocuğumuzun ağladığı bir anda eşime, 'Hiç değilse yaşayan, nefes alan bir çocuğumuz var. Gözlerine bakıp sevinebileceğin bir evladın ve onun merhametine sığınacağı bir annesi var. Ama Gazze'deki çocukların yanında ne annesi var ne de babası. Kimi yetim kaldı, kimi annesiz, kimi de evlatsız. Onlar masum çocuklar.' dedim.' şeklinde konuştu.

'Sumud Filosu'nda insanlık adına fedakârlık yapmaya, gerektiğinde canını ortaya koymaya hazır insanlar gördük'

'Vallahi, billahi, tallahi; ben dönmek üzere gitmemiştim.' ifadeleriyle sözlerine devam eden Tekdemir 'Bu planlı bir gidiş değildi. Açıkçası sadece gemiye binene kadar bir planım vardı. Ondan sonrası için geri dönmeye dair hiçbir düşüncem yoktu. Hatta bir vasiyet hazırlayıp kardeşime göndermiştim. Ancak beklediğimizden daha erken döndük. İnsan o süreçte öyle bir ruh hâline giriyor ki İsrail askerleriyle karşılaştığınızda korku hissetmiyorsunuz. Silah onlarda oluyor ama cesaret sizde oluyor. Aldığımız eğitimlerin tamamı şiddetsizlik üzerineydi. Özellikle hiçbir şekilde mukavemet göstermememiz gerektiği vurgulanıyordu. Çünkü bunun filonun amacına zarar verebileceği ifade ediliyordu.' dedi.

Sumud filosunda insanlık paydasında birleşen farklı ülkelerden gelen gönüllülerin olduğunu söyleyen Tekdemir 'Bu yolculukta şunu gördük ki vicdan sahibi insanlar, sadece kimlikleriyle değil, insanlık ortak paydasında buluşarak da harekete geçebiliyor. O yola çıkarken gördük ki vicdanı, kimi zaman Müslümanlığından bile daha büyük insanlar var. İnsanlık değerleri adına, Gazze'deki mazlumların yanında durmak için her şeyini fedaya hazır çok sayıda insanla karşılaştık. Meslekleri farklıydı, meşrepleri farklıydı, dilleri farklıydı. Ancak ortak noktaları insanlıktı. İnsanlık adına fedakârlık yapmaya, gerektiğinde canını ortaya koymaya hazır insanlar gördük.' ifadelerini kullandı.

'Gazze meselesi insanları birleştirdiği gibi, zulme karşı duranları da bir araya getirmelidir'

'Gemilerde fiziki olarak bebek mamaları, gıda kolileri, çocuklar için oyuncaklar ve kırtasiye malzemeleri taşıyorduk. Ama bunlardan daha önemlisi; utancımızı, mahcubiyetimizi ve vicdani sorumluluğumuzu taşıyorduk.' diye belirten Tekdemir, son olarak şunları kaydetti:

'Gazze meselesi, sadece Müslümanların değil, vicdan sahibi tüm insanların gündeminde yer almalıdır. Devlet politikalarını etkileyecek bir güce ulaşmalıdır. Amerika'nın rüyasının bittiğini, Afganistan'dan başlayarak gördük. İsrail'in saldırgan politikalarının da ters teptiğini görüyoruz. Gazze meselesi insanları birleştirdiği gibi, zulme karşı duranları da bir araya getirmelidir. İsrail'e karşı mücadele eden herkes insanlığın yanında yer alıyordur. Bu noktada en önemli mesele, kendimizi sorgulamaktır. Gazze için nelerden vazgeçebileceğimizi düşünmeliyiz. Önce bunu bilmek, anlamak ve içselleştirmek gerekir.' (İLKHA)

Kaynak: İLKHA