İşgal rejiminin Filistinli on binlerce mahkûm için idam yasasını onaylaması üzerine dünya çapında tepkiler sürüyor.

İşgal zindanlarında Filistinli esirlere yönelik sistematik işkence ve kötü muameleler devam ediyor. Esir takası sırasında serbest kalan esirlerin vücutlarında da açıkça görülen bu ağır ihlaller nedeniyle içeride çok sayıda Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Konu hakkında İLKHA mikrofonuna konuşan Avukat Mesut Aydoğan, bu idam yasasının hukuki açıdan hem savaş hukukuna hem Cenevre Sözleşmesi'ne hem de diğer uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirtti.

İşgal rejiminin 'hukuk' anlayışını tamamen kendi rejimine ve ideolojisine uygun olarak tasarladığını ifade eden Aydoğan, bu durumun büyük üzüntü ve endişe oluşturduğunu, bunun kabul edilemez olduğunu aktardı.

'Esir düşen insanların yargı kılıfıyla idam edilmeleri, insani değerlere ve hukuka aykırıdır'

İdam yasasını uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları sözleşmeleri açısından değerlendiren Aydoğan 'Malum olduğu üzere israilin Filistinli mahkûmlar için çıkardığı idam yasası maalesef güncelliğini koruyan bir konu. Öncelikle belirtmek gerekir ki bu uygulama, hukuki açıdan hem savaş hukukuna hem Cenevre Sözleşmesi'ne hem de diğer uluslararası sözleşmelere son derece aykırıdır. İşgal rejimi israilin savaş döneminde bile savaş hukukunu hiçe sayan uygulamalarına neredeyse alıştık diyebiliriz. Ancak savaş sonrası esir düşen insanları yargı kılıfıyla idam etmek düşüncesi bile insanda tüyler ürpertici bir duygu uyandırıyor. Bunun hukuki boyutuna gelmeden önce insani ve vicdani olarak kabul edilemez bir durum olduğunu söylemek gerekir. Hukuki açıdan da hem savaş hukuku hem de uluslararası sözleşmeler bakımından esir düşen insanların yargı kılıfıyla tutulup idam edilmeleri günümüzdeki insani değerlere ve hukuka son derece aykırıdır. Hem İslam hukuku literatüründe hem uluslararası hukukta hem de diğer inanç sistemlerinde esirlerin belli hakları vardır ve bunlara riayet edilmesi gerekmektedir. Ancak uluslararası hukuka ve savaş hukukuna riayet etmeyen israilin parlamentosundan böyle bir yasa çıkarmış olması son derece endişe ve üzüntü vericidir. Bununla birlikte israilin içinde bile bu uygulamaya çok ciddi itirazlar olduğunu okuyoruz. Hatta bu yasanın iptali için yüksek mahkemeye başvuruların yapıldığını bilmek insani ve hukuki açıdan bizi bir nebze teselli etmektedir.' şeklinde konuştu.

'Hukuk anlayışını tamamen kendi rejimine ve ideolojisine uygun olarak tasarladığını görüyoruz'

İşgal rejiminin hukuk anlayışını kendi prensiplerine göre tasarladığına dikkat çeken Aydoğan 'Bilindiği gibi israil, işgal ettiği topraklarla ilgili çeşitli yasal düzenlemeler yapıyor. İşgal hukuku kapsamında birtakım düzenlemeler yaparak işgal ettiği toplumu ve halkı kendi istediği şekilde dizayn etmeye çalışıyor. Tabii ki bunun evrensel hukuk çerçevesinde sınırları önceden bellidir ve dünya tarihindeki birçok örnekte bunu görmek mümkündür. Ancak israilin savaş hukukuna hiçbir şekilde uymadığı, insani koridorlardan gönderilen yardımların bile bölgeye ulaşmasına engel olduğu gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda, bu 'hukuk' anlayışını da tamamen kendi rejimine ve ideolojisine uygun olarak tasarladığını görüyoruz ki bu durum büyük üzüntü ve endişe oluşturmaktadır. İşgal altındaki toplumların insani hakları asla göz ardı edilemez. Sadece işgalci devletin çıkarlarını koruyan yasaların hiçbir şekilde hukuka uygunluğu söz konusu olamaz.' ifadelerini kullandı.

Yumurta fiyatlarında sert düşüş: 30’lu koli 100 TL’ye kadar geriledi
Yumurta fiyatlarında sert düşüş: 30’lu koli 100 TL’ye kadar geriledi
İçeriği Görüntüle

'İdam etmeye kalkışmak, bana göre en ağır savaş suçudur'

Ölüm cezasının bu bağlamda uygulanmasını adil yargılanma hakkı ve orantılılık ilkesi açısından da değerlendiren Aydoğan 'Savaş alanında her ne kadar karşı olunsa da ne yazık ki insanların öldürülmesi bir noktada kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkabiliyor. Ancak savaş alanında öldürülmeyen esir olarak alınan ve teslim olan insanları; 'devlet' olarak bir 'hukuk sistemi' olarak oturup soğukkanlılıkla idam etmeye kalkışmak bana göre en ağır savaş suçudur. Dolayısıyla bugün güçlü devletler savaş hukukuna uymuyor olabilir ancak bu savaş hukukunun olmadığı anlamına gelmez. Birilerinin kurallara uymaması o kuralların hiç var olmadığı sonucunu doğurmaz. Bu nedenle israilin hem savaş hukukunu hem esir hukukunu hem de Cenevre Sözleşmeleri'ni ve diğer uluslararası sözleşmeleri dikkate alması ve 'insani' açıdan bu konuyu yeniden değerlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz.' şeklinde konuştu.

Aydoğan 'Çok büyük bir ironi değil midir? Nazi Almanyası döneminde çok acı çektiğini yüz yıldır kamuoyuna anlatan filmlerde ve kitaplarda okuyup hepimizin üzüldüğü bu milletin bugün ekonomik ve siyasi olarak kendisinden çok daha zayıf olan bir halka benzer uygulamalar sergilemesi onları imha etmeye kalkışması savaş suçları işlemesi yetmiyormuş gibi bir de esirler için idam yasasını gündeme getirmesi hem çok üzücüdür hem de düşündürücüdür. Demek ki insanlık tarihinden ders çıkaramamışlardır.' dedi. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA