İdeal Eğitim Vakfı (İDEV) Batman İl Temsilcisi Mehmet Emin Sütçü, son günlerde okullarda yaşanan şiddet olaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İLKHA muhabirine konuşan Sütçü, yaşanan hadiselerin toplum açısından ciddi uyarılar içerdiğini belirterek, çözümün güvenlik tedbirlerinden önce manevi eğitimde aranması gerektiğini ifade etti.
Son günlerde meydana gelen iki ayrı olayın toplum vicdanında derin yara açtığını söyleyen Sütçü, 'Son günlerde yüreğimizi yakan özellikle iki elim hadise var. Bir Siverek'teki bir lisede, bir de Maraş'taki bir ortaokulda yaşanan, bizleri hem son derece üzen hem de korkutan iki önemli olay yaşandı. Tabii bu hadiselerden çok ders çıkarılması lazım.' dedi.
'Temel sebep maneviyat yoksunluğudur'
Bu tür olaylara karışan gençlerin yaşlarına dikkat çeken Sütçü, sorunun kökenine inilmesi gerektiğini vurgulayarak, 'Öncelikle şunun idrakine varmamız gerekiyor: Bu olayları gerçekleştiren 13, 15 ya da 18 yaşındaki gençleri düşündüğümüzde, bu eylemlerin temelinde ne yatıyor? Bu gençleri bu tarz çirkin faaliyetlere ve terör eylemlerine sevk eden husus nedir? Buna baktığımızda, altında yatan temel sebebin maneviyat yoksunluğu olduğunu söyleyebiliriz.' ifadelerini kullandı.
'Çocuklarda Allah korkusu ve hesap verme bilinci oluşmalı'
Çocuk ve gençlerin doğru değerlerle yetiştirilmesi gerektiğini belirten Sütçü, 'Çocuklarda ve gençlerde Allah korkusu, ahiret bilinci ve hesap verme bilinci oluşmadığı zaman; bu gençler, başkaları tarafından çok rahat kullanılabilen ve yönlendirilebilen bir malzemeye dönüşüyor. Bu yüzden eğitimde ciddi bir düzenlemeye gitmemiz, dini ve manevi eğitimi sadece 'değerler eğitimi' adı altında veya seçmeli derslerle sınırlı tutmayıp eğitimin merkezine yerleştirmemiz lazım.' şeklinde konuştu.
'Bu bilinçle yetişen bir nesilden kimseye zarar gelmez'
Sütçü, eğitimin temelinde güçlü bir manevi bilinç olması gerektiğini ifade ederek, 'İşin temelinde şu olmalı: Çocuk, Allah'ın her an kendisini gördüğü duygusuyla yaşamalı; müminin, elinden ve dilinden emin olunan kimse olduğunu anlamalı ve ahirette zerre kadar hayrın da şerrin de karşılığının olacağını bilmelidir. Bu bilinçle yetişen bir nesilden kimseye zarar gelmez.' dedi.
'Her öğrencinin başına polis dikmek çözüm değildir'
Sadece güvenlik tedbirleriyle sorunun çözülemeyeceğini vurgulayan Sütçü, şöyle devam etti:
'Bugün hemen tedbir olarak okullara polis, köy okullarına ise jandarma görevlendirildiğini gördük. Emin olun, her öğrencinin başına birer emniyet görevlisi dikseniz dahi bu tek başına çözüm olmayacaktır. Esas çözüm, herkesin kalbine manevi bir bekçi koyabilmektir. Bu da ancak bahsettiğimiz manevi eğitimin sağlanmasıyla gerçekleşebilir.'
'Öncelikle zehirli kaynakların önü kesilmelidir'
Toplumu olumsuz etkileyen unsurlara karşı önleyici tedbirlerin önemine dikkat çeken Sütçü, 'Eskilerin güzel bir sözü vardır: 'Def-i mefasit, celb-i menafiden evladır.' Yani kötülüğü ve zararı önlemek, iyiliği elde etmeye çalışmaktan daha öncelikli ve daha hayırlıdır. Çocuğa manevi eğitim verirken bir yandan da çevresel faktörleri düzeltmemiz gerekir.' dedi.
Sütçü, bu durumu örnekle açıklayarak, 'Şöyle düşünün: Evinizde musluktan akan su veya evinize giren gıdalar zehirli; siz ise tıbbi ilaçlarla bu zehirlenmeyi tedavi etmeye çalışıyorsunuz. Burada öncelikli olan tedavi değil, o zehirli suyun kesilmesi ve zehirli gıdaların eve girişinin önlenmesidir.' ifadelerini kullandı.
'Gençlerimiz hakikaten zehirleniyor'
Medya içeriklerinin gençler üzerindeki etkisine değinen Sütçü, 'Bugün gençlerimiz hakikaten zehirleniyor. Televizyon dizilerindeki özendirici mafya karakterleri, kimsenin hesap vermediği, onlarca kişinin öldürülüp elini kolunu sallayarak itibar gördüğü yapımlar bu zehrin bir parçasıdır. Hatta televizyon dizilerinden de öte, internette yayınlanan, argonun ve şiddetin çok daha yoğun olduğu programlar mevcut.' dedi.
'Sosyal medyadaki tehlikeli oluşumlara müdahale edilmeli'
Dijital mecralarda gençlerin kolayca yönlendirilebildiğini belirten Sütçü, 'Son olaylardaki gençlerin takıldığı mecralara bakıldığında; bazı Telegram grupları veya sosyal medya mecralarında, boşluktaki gençlerin kendilerini ispat etme ve tatmin arayışı içerisine girerek çok çabuk yönlendirilebildiklerini görüyoruz.' diye konuştu.
Sütçü, 'Bu anlamda devletin; dijital içerikler ve televizyon dizileri noktasında ciddi tedbirler alması, RTÜK'ün bu konuya ciddiyetle el atması, sosyal medyadaki tehlikeli oluşumların tespit edilmesi, gündemde olan 18 yaş altı sosyal medya kısıtlaması gibi adımların atılması mutlaka gereklidir.' dedi.
'Silaha erişim zorlaştırılmalıdır'
Ailelerin daha bilinçli davranması gerektiğini vurgulayan Sütçü, 'Bu tedbirlerin yanı sıra ailelerin son derece bilinçli olması gerekir. Ayrıca bu çocuklar silahlara nasıl bu kadar rahat ulaşabiliyor? Silaha erişimin zorlaştırılması şarttır.' ifadelerini kullandı.
'Çaresi maneviyat, bilinç ve eğitimdir'
Toplumsal ölçekte bir seferberlik çağrısında bulunan Sütçü, 'En ufak bir tartışmada silahların çekildiği, insan hayatının bu kadar değersizleştiği bir dönem herhalde hiç olmamıştır. Bu da anarşinin ve şiddetin arttığı ahir zaman işaretlerinden biridir.' dedi.
Sütçü son olarak şunları söyledi:
'Bunun çaresi maneviyattır, bilinçtir ve eğitimdir. Kesinlikle çok ciddi bir seferberlik ilan edilmelidir. Aileler, çocuklarının hangi sosyal medyayı ne amaçla kullandığını ve arkadaş çevrelerini küçük yaştan itibaren sıkı takip etmelidir. Okullardaki eğitimin manevi temellere oturtulması, devletin emniyet ve siber güvenlik alanındaki adımlarıyla birleştiğinde; ben inanıyorum ki yaşadığımız bu sorunlar asgari düzeye inecektir. Rabbim böyle acıları bir daha yaşatmasın.' (İLKHA)




